5. Ceza Dairesi 2012/2026 E. , 2012/1693 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Mahkemenin 10/09/2002 günlü hükmünün sanıklar aleyhine O Yer C.Savcısı tarafından temyiz edildiği gözetilmeksizin kazanılmış hak hükümlerinin uygulanması, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-d maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanarak atılı suçu işledikleri kabul edilen sanıklar ... ve ... hak…
**5. Ceza Dairesi 2012/2026 E. , 2012/1693 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Mahkemenin 10/09/2002 günlü hükmünün sanıklar aleyhine O Yer C.Savcısı tarafından temyiz edildiği gözetilmeksizin kazanılmış hak hükümlerinin uygulanması, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-d maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanarak atılı suçu işledikleri kabul edilen sanıklar ... ve ... hakkında anılan Yasanın 53/5 maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından, TCK'nın 61. maddesindeki sıralamaya aykırı olarak anılan Yasanın 248. maddesinin 43. maddede önce uygulanması sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Sanıkların aşamalardaki savunmalarında genellikle peşin alıcı çıkmaması ve soğuk hava deposu bulunmaması sebebiyle bozulmayı engellemek amacıyla balık satışının veresiye yapıldığını, ancak perakendecilerin satış yapabilmeleri için zorunluluk olması nedeniyle para tahsil edilmiş gibi makbuz düzenleyip kayıtlara işlediklerini, bir kısım alıcıların zamanında borçlarını ödememeleri nedeniyle kasa açığı çıktığını, borçlu şahısları kooperatife liste halinde verdiklerini ileri sürdükleri, veresiye satıma ilişkin bu savunmanın tanıklar ... , ..., ... , ...., ... ve geçici olarak katılan kooperatifin yönetim kurulu başkanlığını yapmış olan ... tarafından doğrulandığı, tanıklar ... ve ...’nın beyanlarında ayrıca biz şu anda açık senet alıyoruz, senet almadan mal vermediğimiz için kasa ile kayıtlar tutmaktadır, arkadaşlar zamanında senet alınmadan mal verilmiş, bu nedenle açık çıkmıştır şeklinde anlatımda bulundukları, yine sanık ...’ın 23/08/1999 tarihli C.Savcılığında ve 07/12/1999 tarihli celsede vermiş olduğu ifadelerinde kooperatifi binaya kavuşturduk, yolunu yaptık buralara büyük harcamalar yapıldı şeklinde beyanda bulunduğu tanıklar ... , ... ve ...’ın 07/11/2000 tarihli celsede kooperatif üyelerinin acil para ihtiyaçları olduğu takdirde sanıklar ... ve ...’den para aldıklarını, bu paralar karşılığında zaman zaman makbuz kesilmediğini, yıl sonunda veya balık satışında parayı kooperatife ödediklerini, başkanlık süresi sona erdiği için bu paraların yeni yönetime verildiğini, ancak paraların sanıklar üzerinde gözüktüğünü, sanıkların bir kamyon tuğla, 40-50 torba çimento ve bir miktar demir aldıklarını, kooperatife ulaşım için yol yaptırdıklarını, alınan malzemelerin kooperatifin yanında bulunduğunu bir kısmının hasar gördüğünü söyledikleri, 20/02/2001 günlü celsede katılan kooperatif başkanı ...’ın, devir işlemleri sırasında çıkan açığı eski yönetime sorduğunda paraların alınan tuğla ve çimento karşılığında verildiğini iddia ettiği, geçici başkanlar ... ve ... ’nın bu para ile alınan çimento ve tuğlaları kabul etmediklerini, asfalt yol yapımı ile ilgili ödemenin kabul edilmemesine ilişkin bilgisinin olmadığını ifade ettiklerinin anlaşıldığı; zimmet şekli bir suç olmayıp oluşabilmesi için diğer unsurlarının yanında failde suç kastının da bulunması gerektiği gözetilip, sanıkların eğitim durumu, tanık beyanları, savunmalar nazara alındığında kişisel çıkar sağladıklarına, mal edinme veya sahiplenme kastıyla hareket ettiklerine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde tartışılmadan, tanıklarca da doğrulanan yol yapımına ilişkin masraflar ile, tuğla, çimento ve demirin suç tarihlerindeki değerleri tespit edilerek sanıkların zimmetinde kooperatifin parası kalıp kalmadığı da belirlenmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması, Kabule göre de; 765 sayılı TCK'nın 80. maddesi uyarınca teselsül hükümlerinin uygulanabilmesi için kanunun aynı hükmünün muhtelif zamanlarda ihlal edilmesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/06/2010 gün ve 2010/11-98 Esas, 2010/143 sayılı Kararında vurgulandığı üzere de; TCK'nın 43/1. maddesinin açıklığı karşısında zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerekmesine göre, kasa açığı olarak benimsenen zimmetin değişik ve muhtelif zamanlarda işlenmesi koşulunun ne suretle gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan sanıklar hakkında tayin edilen cezaların artırılması, 16/06/1999 tarihli tutanak ile sanıkların uhdesinde bulunan miktarları 30/06/1999 tarihine kadar yönetim kuruluna devretmelerinin kararlaştırıldığı, anılan tutanak içeriğine göre 75.000.000 liranın sanık ... tarafından katılan kooperatif başkanı ... ’a teslim edildiği, sanık ...’ın C.Savcılığında ve mahkemede alınan beyanlarında parayı belirtilen günde hazır ettiğini, ancak yeni başkanın almadığını tamamını alacağını ifade ettiği, tanık ...’nın da mahkeme de alınan beyanında sanığın kendisine ait parayı ödemek istediğini, bir iki gün geçtiği için parayı almadığını, paranın daha sonra bankaya yatırıldığını beyan etmesi, suç duyurusunun ise 04/08/1999 tarihinde C.Başsavcılığı tarafından havale edilmesi karşısında sanık ...’ın ödeme iradesinin soruşturma öncesine yönelik olup olmadığı hususunun gerekçeli kararda tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, CMK'nın 232/2-c maddesine aykırı olarak gerekçeli karar başlığında suçun işlendiği yerin gösterilmemesi ve hapis cezasının kanuni sonucu olarak "belirli haklardan yoksun bırakılma" hükmünün uygulanması sırasında, TCK'nın 53/l-c maddesi uyarınca, "velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun, sanıkların sadece kendi altsoyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar, altsoyu olmayanlar yönünden ise cezanın infazına kadar hükmedilmesi gerekirken; yazılı şekilde, sanıklar ... ve ... haklarında altsoy ayırımı yapılmadan belirtilen hakları kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi, 11/09/2000 günlü dilekçe ile Av. ... ’un katılan kooperatif vekilliğinden çekildiği ve 5271 sayılı CMK'da zincirleme sorumluluğun da bulunmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde katılan lehine vekalet ücreti takdir edilmesi, Birden çok sanığın mahkümiyetine karar verilmesine karşın infazda tereddüte neden olacak şekilde yargılama giderinin sanıktan tahsiline şeklinde karar verilmesi, Adli para cezasının, 5083 sayılı Kanunun 1. maddesi ile hükümden sonra 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04/04/2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması ve hükümden sonra 08/02/2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK'nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, bu maddenin 6. fıkrasına 25/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de nazara alınarak sanık ... hakkında mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.