T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/331 - 2026/416 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca Başvurunun Esastan Reddine) ESAS NO : 2026/331 KARAR NO : 2026/416 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/01/2026 NUMARASI : 2025/334 Esas - 2026/24 Karar DAVACI : VEKİLLE…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/331 - 2026/416 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca Başvurunun Esastan Reddine) ESAS NO : 2026/331 KARAR NO : 2026/416 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/01/2026 NUMARASI : 2025/334 Esas - 2026/24 Karar DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI VEKİLLERİ DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Munzam Zarar İddiası İle Tazminat KARAR TARİHİ : 22/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar iddiası ile tazminat istemine ilişkin davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; davacı ile davalı arasında 13.09.2010 tarihinde ... Su Fabrikası Kaba İnşaat yapım İşine dair eser sözleşmesi, kaba inşaatın tamamlanmasını müteakip 17.01.2011 tarihli İkmal İnşaatı İşine ilişkin başka bir eser sözleşmesi akdedildiği, Ankara 18. Noterliğinin 27.12.2011 tarih ve 44763 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davacının iş sahibi davalı şirketten haksız fesih nedeniyle oluşmuş en az 800.000TL kâr mahrumiyeti, hak edişe bağlanmış ve ek işler sebebiyle hak edişe bağlanmamış 4.700.000.TL bakiye imalat bedeli, henüz nakde çevrilmemiş teminat mektuplarının iadesi, 64.464,03.TL cari hesap borcunun ödenmesi hususunda 3 gün süreli ihtarname keşide ettiği, davalının 02.01.2022 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, sözleşmeden kaynaklı ve diğer alacak kalemleri için Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2013/5662 E sayılı dosyasıyla başlattıkları takibe davalının itirazı üzerine açtıkları itirazın iptali davası neticesinde Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.11.2019 tarih, E. 2017/50, K. 2019/940 sayılı dosyasında kısmen kabul kararı verildiği, kararın kesinleşmesiyle davalı tarafından ödeme yapılarak dosya borcunun kapatıldığı, davalının temerrüde düştüğü 02.01.2012 tarihinden ödemenin gerçekleştiği tarih itibariyle enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin icradan tahsil edilen temerrüt faizinden çok daha fazla olduğu, munzam zarar kalemlerinin davacı yönünden gerçekleştiği, temerrüt tarihiyle ödeme tarihleri arasında davacının temerrüt faiziyle giderilemeyen, oluşan munzam zararının belirlenerek tespit edilecek munzam zararın tazmininin gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, belirsiz alacak olarak 10.000,00 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 12/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini 6.759.293,14 TL'ye ıslah etmiş, davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmesini istemiştir. SAVUNMA : Davalı vekili; davanın eser sözleşmesine dayanan bir alacak davası olduğu, kabul anlamına gelmemek üzere gerek davacının iddia ettiği temerrüt tarihi (02.12.2012), gerekse dava tarihi olan 16.11.2022 dikkate alındığında, davanın zamanaşımına uğradığı, davacı tarafından aynı hukuki ilişkiye dayanılarak Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/999 E sayılı dosyasıyla açılıp Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/510 esasına kayıtlı dosya ile birleştirilmesine karar verilen davada da davacının borcun aslına ilişkin taleplerinin 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçirilmiş olması nedeniyle reddedildiği, borcun aslının zamanaşımı nedeniyle reddedildiği bir ortamda aynı borca dayanan sözde aşkın zararın zamanaşımına uğramadığının ileri sürülmesinin hukuken mümkün olmadığı, davacı şirketin hakim ortağı ... ... davalı ile akdettiği 20.07.2010 tarihli hizmet sözleşmesi ile, ... genel müdürü olarak görev yaptığı dönemde, kurulacak su fabrikasının inşaat işini kendi inisiyatifi ile yönetim kurulu üyelerinin bilgi ve onayı olmaksızın hakim ortağı olduğu ... verdiği, taraflar arasında 13.10.2010 tarihli kaba inşaat yapım işi sözleşmesi ve 17.01.2011 tarihli ikmal inşaatı yapım işi sözleşmesi akdedildiği, ... ..., ... görevinden, şirket işlerindeki aksaklık ve özellikle işbu uyuşmazlığa konu sözleşmeler çerçevesinde hakim ortağı bulunduğu davacı şirkete karşı davalının menfaatlerinin gözetilmesi ve korunmasındaki aksaklıklar nedeniyle 07.09.2011 tarihinde ayrıldığı, şirkete ait defter, kayıt ve belgeleri, şirket demirbaşlarını davalıya iade etmediği, iadenin 07.09.2011 tarihli ihtarname üzerine mümkün olabildiği, inşaat işlerinin yüklenici davacı tarafından süresinde ve gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle Hendek Asliye Hukuk ve Hendek Sulh Hukuk Mahkemelerinde delil tespiti yoluna gittikleri, işlerin tamamlanma oranlarının tespit ettirildiği, 03.01.2012 itibariyle %85-90 arasında olduğunun tespit edilmesi üzerine 22.11.2011 tarihli ihtarname ile sözleşmeleri feshettikleri, fesih tarihi itibariyle davacının sözleşmelere konu işleri önemli ölçüde tamamlamaması nedeniyle davalının önemli tutarda zarara uğradığı, taraflar arasındaki ihtilafların devamında davacı tarafından Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/510 E sayılı dosyası ile açılan davada ihtilaflı konuların karara bağlandığı, kararın kesinleştiği, aşkın zararın asıl davada ileri sürülmediği, davacının zararına ilişkin delil sunmadığı, tacir olan davacının hiçbir hesaba, delile dayanmayan asılsız iddialar ile alacak talebinde bulunamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Dava, taraflar arasında mevcut 13/09/2010 tarihli "... Su Fabrikası Kaba İnşaat Yapım İşi"ne ilişkin eser sözleşmesinin konusu olan kaba inşaatın tamamlanması sonrasında bu kez 17/01/2011 tarihli "İkmal İnşaatı İşi"ne ilişkin 2.Eser sözleşmesi kapsamında, Davacı şirketin göndermiş olduğu 27/12/2011 tarihli ihtarname ile davalı iş sahibi şirketten haksız fesih nedeni ile oluştuğu ifade edilen 800.000,00 TL kâr mahrumiyeti hak edişe bağlanmış ve ek işler sebebiyle hak edişe bağlanmamış 4.700.000,00 TL bakiye imalat bedeli, henüz nakte çevrilmemiş teminat mektuplarının iadesi, 64.464,03 TL cari hesap borcunun ödenmesi için 3 gün süre verildiğini ihtarnamenin 29/12/2011 tarihinde tebliğ edilmesi nedeni ile 02/01/2012 tarihinde davalının temerüdünün gerçekleştiği, Alacağın tahsili amacıyla Ankara 25.İcra Müdürlüğünün 2013/5662 Sayılı dosyası üzerinden 28/03/2013 tarihinde başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durması nedeni ile açılan ve Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/510 Esasında görülen davanın kısmen kabul kararı sonrasında 13/11/2019 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşme sonrasında taraflarına ödeme yapılarak dosya borcunun kapatıldığı ifade edilerek, temerrüt tarihi ile ödeme tarihi arasında, Enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin, icradan tahsis edilen temerrüt faizinden çok daha fazla olduğu gerekçesi ile oluştuğu ifade edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Taraflarca delil olarak dayanılan belgeler dosyaya sunulmuş, yazılan müzekkerelerle temin olunmuştur. Deliller toplandıktan sonra mahkememizce oluşturulan bilirkişi kurulunca düzenlenen 13/11/2023 tarihli raporda, 4.957.834,56.TL hak ediş alacağının 02.01.2012, 81.073,14.TL faturalı harcama tutarının 28.03.2013, 214.367,71 TL kar kapsamına girmeyen fatura tutarının 28.03.2013, 33.160,85.TL haksız fesih nedeniyle uğranılan kar kaybının 28.03.2013, 103.805,00.TL irat kaydedilen teminat tutarının 13.12.2011 tarihlerindeki tutarları, icra dosyasına 11.855.932,15.TL'nin ödendiği 30.10.2020 tarihine güncellenecek, güncel değerden, asıl alacak ve dosyaya 11.855.932,5.TL'nin ödendiği 30.10.2020 tarihine kadar işlemiş faizleri toplamının mahsubu ile aradaki fark, 30.10.2020 tarihi itibariyle faizi aşan zarar olarak hesaplanacak, İcra Mahkemesince 30.10.2020 tarihi itibariyle bakiye dosya borcu olarak hesaplanan ve 16.07.2021 tarihinde dosyaya ödenene 170.338,52.TL'nin 16.07.2021 tarihindeki güncel değeri hesaplanarak bu miktara 30.10.2020-16.07.2021 arası işlemiş avans faizi ile birlikte toplam miktarın güncel değerin altında olması halinde, aradaki fark, 30.10.2020 tarihi itibariyle hesaplanan faizi aşan zarara eklenecektir. Hesaplamada kullanılacak; 1 yıl vadeli TL mevduat hesaplarına bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi oranları Bankalarca TCMB'ye bildirilen, fiilen uygulanan 1 yıllık vadeli en yüksek faiz oranları UYAP avukat portalı sisteminden alınmış, yıllık getiriden %15 oranında stopaj (vergi) kesintisi yapılmıştır, açıklaması yapılarak buna göre, 1 yıl vadeli TL mevduat hesaplarına bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiz oranı üzerinden, ÜFE endeksi üzerinden, TÜFE endeksi üzerinden, TCMB USD satış kuru üzerinden, TCMB EURO satış kuru üzerinden, külçe altın fiyatları üzerinden, devlet tahvili faiz oranları üzerinden, ortalamaları alınarak yapılan hesaplama sonucu munzam zarar 6.759.293,14 TL olarak hesaplanmıştır. Türk Borçlar Kanununun konuya ilişkin 122.Maddesi; Alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiç bir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hakim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder. Düzenlemesini içermektedir. Munzam karara dayanak mahkeme kararının kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıldan daha az bir süre bulunmakla, TBK'nın 148.Maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olmakla, davalı vekilinin zamanaşımı itirazı haklı değildir. Dava dilekçesinde, munzam zarar istemine gerekçesi olarak, davalının temerrüte düştüğü 02/01/2012 tarihi ile ödeme yapılan 30/10/2022 tarihi itibariyle yapılan ödemenin enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin icradan tahsil edilen temerrüt faizinden fazla olması nedeni ile munzam zararın oluştuğu şeklinde belirtilmiştir. Dava konusu istem ile ilgili olarak TBK'nın 122. Maddesi ve yerleşik yüksek yargı uygulaması bütün olarak ele alındığında, bir para borcunun ödenmesinde temerrüte düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK'nın 120. Maddesi ile uygulanacak temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar doğrultusunda tazminat oranının TC Anayasasından aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu taktirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK'nın 122.maddesine dayanılarak munzam zarar istenilmesi halinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakalara dayanılması gerekir. Bunlarda yasal, elverişli ve geçerli delillerle geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanılacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeni ile uğranılan fiili zararlardır. Yukarıda açıklandığı üzere, icra takibine konu yapılan alacağa yönelik itiraz üzerine, itirazın iptali istemiyle açılan davada, davanın kısmen kabulü sonrasında alacağın icra kanalı ile ve temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar işlemiş avans faizi ile tahsil edilmiş olmasına göre, ülkenin içinde bulunduğu enflasyon ortamı nedeni ile oluştuğu iddia edilen zarar haricinde delil gösterilerek somut bir zarar oluştuğu iddiasına da dayanılmamış olduğu dikkate alınarak, yukarıda açıklanan yerleşik yüksek yargı uygulaması kapsamında davaya özgü somut zarar olduğu iddia ve ispat edilmemiş olmakla davanın reddine dair mahkememizce 14/05/2024 tarihinde verilen kararın istinaf kanun yoluna götürülmesi üzerine, mahkememiz kararı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 2024/683 E., 2025/418 K., sayılı 30/04/2025 tarihli ilamı ile; mahkemece gerekirse bilirkişi heyetinden gerekirse bir ek rapor alınmak suretiyle davacı alacaklının aşkın zararının (Munzam) tahsiline karar verilmesi gerekirken, davacının somut olarak zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesi ile, HMK. 353/1-a,6 maddesi uyarınca mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememiz kararı kesin nitelikte olmak kaydıyla kaldırılmış, kaldırma kararı sonrası yeniden taraf teşkili yapılarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 2024/683 E., 2025/418 K., sayılı 30/04/2025 tarihli ilamı içeriğine uygun olarak önceki bilirkişi kurulundan 01/12/2025 tarihli ek rapor aldırılmıştır. Davacı tarafından 16/11/2022 tarihinde dava değeri 10.000,00 TL olarak gösterilmek suretiyle belirsiz alacak davası şeklinde dava açılmış ise de; gerek dava dilekçesi gerekse dava dosyası içeriği bütün olarak değerlendirildiğinde, yerleşik yargı uygulaması da dikkate alındığında, dava tarihi itibariyle alacağın hesaplanabilir nitelikte oluşu gözetildiğinde, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının koşullarının oluşmadığı anlaşılmış ve mahkememizce de bu yönde kanaat edinilmiş olmakla, gösterilen değerlere göre kabul edilen tutarlar için faiz başlangıç tarihi dava ve ıslah tarihi kabul edilmiştir. Gerekçeli ve denetime elverişli olarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 2024/683 E., 2025/418 K., sayılı 30/04/2025 tarihli ilamı içeriğine uygun olarak düzenlenen ek raporda, davacının faizi aşan tutar olan 5.994.926,73 TL için munzam zarar talebinde bulunabileceği tespiti yapılmış, taraflarca yapılan hesaplamaya yönelik ek rapor alınmasını gerektirecek şekilde itirazda bulunulmadığı" gerekçesi ile, davanın kısmen kabulü ile; 5.994.926,73 TL'nin 10.000,00 TL'lik kısmının 16/11/2022 olan dava tarihinden, 5.984.926,73 TL'lik kısmının 12/12/2023 olan ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece davanın kısmi dava olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davanın dava değeri 10.000,00 TL gösterilmek suretiyle belirsiz alacak davası şeklinde açıldığını, faiz başlangıcının dava ve ıslah tarihi olarak kabul edilmesinin de doğru olmadığını, belirlenen munzam zarar alacağına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, munzam zararın hesap yönteminde her yıl itibariyle gerçekleşen TEFE - TÜFE oranlarının, bankaların 3 aylık ortalama mevduat faiz oranlarının, devlet tahvillerine verilen faiz oranlarının, döviz kurlarındaki değişim oranlarının, asgari ücret artış oranlarının ve altın fiyatlarındaki artış hususlarının esas alınması gerektiğini, sadece asgari ücret artış verisi dikkate alınarak yapılan bir önceki bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların gerçeği yansıtmadığını, hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Türk Borçlar Kanununun 120 ile 122. maddesinde tüm ekonomik olumsuzluklar değerlendirip temerrüt faizi belirlenmişken; davacı tarafça ispat olmaksızın sadece ekonomik göstergelere dayanılarak munzam zarar talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın munzam zarar iddiasına ilişkin olarak, genel ekonomik olumsuzluklar ülkemizdeki cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma dışında hiçbir dayanak sunulmadığını, davacının durumuna özgü somut herhangi bir zararın da iddia ve ispat edilemediğini, yine davacı tarafın ıslah dilekçesinde herhangi yeni vakıa öne sürülmediğini, dava konusuna ilişkin süresinden sonra sunulan delillerin mahkemece dikkate alınmaması gerektiğini, davacı tarafın tüm alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar iddiası ile tazminat istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 5.994.926,73 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı taraftan alınması gereken 409.513,44 TL istinaf karar harcından peşin alınan 102.378,36 TL harcın mahsubu ile bakiye 399.276,10 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine'ye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 22/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Katip E-imzalıdır