Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6487 E. , 2024/4232 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6487 Karar No : 2024/4232 DAVACI : ... DAVALI : ... Kurumu Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... DAVANIN KONUSU : Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken, 27 Haziran 2016 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen "2016-1 Kanser Farmakolojisi 2" paneline katılan davacının, söz konusu panele katıldığı için hak ettiği ödeneğin verilmesi ist
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6487 E. , 2024/4232 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6487 Karar No : 2024/4232 DAVACI : ... DAVALI : ... Kurumu Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... DAVANIN KONUSU : Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken, 27 Haziran 2016 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen "2016-1 Kanser Farmakolojisi 2" paneline katılan davacının, söz konusu panele katıldığı için hak ettiği ödeneğin verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddedilerek tarafına söz konusu ödeneğin ödenmeyeceğinin bildirilmesine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olarak gösterilen ... tarih ve ... sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu kararının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından; 27 Haziran 2016 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen panele TÜBİTAK'ın daveti üzerine panelist olarak 1 günlüğüne görevlendirildiği ve panele katılarak görevini yerine getirdiği, davalı idarece haksız bir şekilde 1100-TL panelist ödeneğinin tarafına ödenmediği, gerekçe olarak numara ve tarihi belirtilmeyen Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) gösterildiği, dayanak olarak alınan söz konusu KHK'da hangi tarihten sonra ödeme yapılmaması gerektiğine dair bir ibare bulunmadığı, yapılmayacak ödemeler kapsamına tamamlanmış olan ve resmi nitelikteki görevlendirmelerin girmediği, kamu görevinden çıkarıldığı tarihe kadar her türlü maaş, ek ders, döner sermaye gibi ödemelerin çalıştığı üniversitece yapıldığı ve bu yönde bir kısıtlama olmamasına rağmen davalı idarece tamamlanan panelistlik ödemesinin tarafına hukuka aykırı bir şekilde ödenmediği, ödememe işlemine gerekçe olarak gösterilen 261 sayılı Bilim Kurulu Kararı ile kamu görevlisinin görevinden kaynaklanan özlük hakkına bloke konulmasının 657 ve 2547 sayılı Kanunlar ile Anayasa'nın 2.,15.,36. ve 38. maddeleri ile AİHS 6.,7. ve 8. maddelerine açıkça aykırı olduğu, söz konusu panelle ilgili bir hata, kasıt, usulsüzlük veya kanunsuzluk gibi ödeme yapılmasına engel teşkil edecek herhangi bir husus bulunmamasına rağmen, gerçekleşmiş bir kamu görevinin somut bir gerekçeye dayandırılmadan keyfi olarak bir kurul tarafından hiç yapılmamış olarak sayılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. DAVALININ SAVUNMASI : Davacının, panelin gerçekleştiği tarih olan 27/06/2016 tarihinden sonra 05/08/2016 tarihinde açığa alındığı ve 01/09/2016 tarihinde ise 672 sayılı KHK'nın 1 sayılı listesi ile kamu görevinden çıkarıldığı, 10/01/2017 tarih ve 261 sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu Kararı ile bazı kararların alındığı, alınan bu kararların tamamının OHAL kapsamında çıkarılan kararnameler çerçevesinde alındığı, alınan bu kararlar ile Terör Örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum, veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek Kanun Hükmünde Kararnamelerde öngörülen usuller çerçevesinde meslekten, kamu görevinden veya ilgili kurumların teşkilatlarından çıkarılan gerçek kişilere bu görevlerinden, projelerinden veya desteklerden dolayı ücret, ikramiye, burs, ödül veya her ne ad altında olursa olsun yapılmamış ödemelerin gerçekleştirilmeyeceğine karar verildiği, davacının da kamu görevinden bu kapsamda çıkarılan kişilerden olduğu göz önüne alınarak söz konusu ödemenin yapılmadığı, dolayısıyla kamu yararı gözetilerek hukuka uygun olarak işlem tesis edildiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken, 27 Haziran 2016 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen "2016-1 Kanser Farmakolojisi 2" paneline katılan davacının, söz konusu panele katıldığı için hak ettiği ödeneğin verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddedilerek tarafına söz konusu ödeneğin ödenmeyeceğinin bildirilmesine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olarak gösterilen 10/01/2017 tarih ve 261 sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu Kararının iptali istenilmektedir. Davacının doçent doktor ünvanı ile 27 Haziran 2016 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen panele TÜBİTAK'ın daveti üzerine panelist olarak katılarak görevini yerine getirdiği, TÜBİTAK tarafından 1100-TL panelist ödeneğinin ödenmediği ve gerekçe olarak da 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin gösterildiği, ancak söz konusu KHK' da hangi tarihten sonra ödeme yapılmaması gerektiğine dair bir ibare bulunmadığı gibi yapılmayacak ödemeler kapsamına, tamamlanmış olan ve resmi nitelikteki görevlendirmelerin girmediği, tamamlanan panelistlik ödemesinin yapılmamasının hukuka ve üst normlara aykırı olduğu anlaşıldığından dava konusu ödeme işleminin iptaline yönelik alınmış olan 261 sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu Kararı'nın; "Yukarıda belirtilen gerçek veya tüzel kişilere; bu görevlerinden, projelerinden veya desteklerden dolayı ücret, ikramiye, burs, ödül veya her ne ad altında olursa olsun yapılmamış ödemeler gerçekleştirilmez." ibaresi ile bireysel işlemin iptallerine karar verilmesi gerekeceği düşünülmektedir. Söz konusu TÜBİTAK Bilim Kurulu Kararının yukarıda yer verilen ibaresi dışındaki maddelerinde ise hukuka, hizmet gereklerine, üst normlara aykırılık ve iptali gerektirecek bir husus bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından davanın bu kısmının reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ SÜREÇ : Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken, 27/06/2016 tarihinde davalı idare tarafından Ankara'da gerçekleştirilen "2016-1 Kanser Farmakolojisi 2" paneline katılan davacı, 01/09/2016 tarihinde 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Davacı tarafından; panel yolluk ödemesi olan brüt 1100 TL’nin kendisine ödenmediğini ceza infaz kurumundayken öğrendiği ve defalarca bu konu hakkında bilgi verilmesi amacıyla davalı idareye başvuru yapıldığı ileri sürülerek hak ettiği ödeneğin verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddedilerek tarafına söz konusu ödeneğin ödenmeyeceğinin bildirilmesine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olarak gösterilen 10/01/2017 tarih ve 261 sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davacının anılan ödemeye ilişkin ilk başvurusunun 08/05/2017 tarihinde yapıldığı, davacının devam eden başvurularına davalı idare tarafından ilk kez bahse konu ödemeyle ilgili değerlendirme çalışmalarının devam ettiği yönünde 27/11/2017 tarihinde cevap verildiği, bunun üzerine başvurularına devam eden davacının 13/08/2018 tarihli şikayet başvurusuna verilen 01/11/2018 tarihli cevapta davacının şikayet başvurusunun ilgili birime iletildiği belirtilerek tarih ve sayısı olmadan dava konusu Bilim Kurulu kararına yer verildiği, bunun üzerine davacının 01/11/2018 tarihinde 13/08/2018 tarihli başvurusuna olumsuz yanıt verildiği hususunu 01/11/2018 tarihinde öğrendiğini ve katıldığı panel ile ilgili yol masraflarının kanuni dayanaktan yoksun bir şekilde keyfi olarak ödenmediğini belirterek 28 aydır ödenmemiş olan mezkur yolluk ödemesinin hesabına yatırılması hususunda gereğinin yapılmasını davalı idareden talep ettiği, idarenin 29/11/2018 tarihli cevabında açıkça Bilim Kurulu kararına yer verilmesi üzerine ise 03/12/2018 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacının, ödemenin yapılmamasına esas teşkil eden Bilim Kurulu kararını ve bahse konu ödemenin davalı idare tarafından yapılmayacağını tüm unsurlarıyla 29/11/2018 tarihli işlem ile öğrendiğinin kabulü gerektiğinden; bakılan davanın yasal süresinde açıldığı sonucuna ulaşılmış olup, davalı idarenin süre yönünden itirazlarına itibar edilmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 2. maddesinde, ''TÜBİTAK, öğrenim ve öğrenim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençleri izleyerek onların yetişme ve gelişmelerine yardım etmek amacıyla 3/3/2004 tarihli ve 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanun hükümlerine tabi olmaksızın burslar verir.'' hükmüne yer verilmiştir. Türkiye Bilimsel Ve Teknolojik Araştırma Kurumu Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı Tarafından Yürütülen Programlara İlişkin Yönetmeliğin 1. maddesinde "Bu Yönetmeliğin amacı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından bilim insanlarının, araştırmacıların yetiştirilmeleri ve geliştirilmelerine, öğrenim sırasında ve öğrenim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençlerin izlenerek onların yetişme ve gelişmelerine yardım etmek ve girişimciliği desteklemek amacıyla yürütülecek programların; başvuru, değerlendirme, kabul, izleme ve sonuçlandırma süreçlerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.", 8. maddesinde "Bir kurum/kuruluş bünyesinde yürütülecek olan burs veya desteklere ilişkin sözleşmeler; TÜBİTAK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde desteklenen kişi/kurum/kuruluş ile TÜBİTAK arasında imzalanır.", 12. maddesinde "Proje desteklerinde durdurma, yürürlükten kaldırma ve iptale ilişkin esaslar şunlardır: a) Sözleşmede belirtilen tarihlerde, kabul edilebilir mazeret bildirmeksizin gelişme raporları gönderilmeyen projeler, inceleme sonucunda öngörülen amaç ve çalışma programına uygun biçimde yürütülmediği anlaşılan projeler, mücbir sebeplerle yürütülmeleri geçici olarak olanaksız hale gelen projeler, desteklenen kişi/kurum/kuruluşun başvurusu üzerine veya grubun gerek görmesi halinde GYK kararı ile durdurulur. b) Mücbir sebeplerle yürütülmelerinin olanaksız hale geldiği değerlendirilen projeler GYK önerisi ve Başkanlık kararı ile yürürlükten kaldırılır. c) Proje taraflarının kusurları veya ihmalleri nedeniyle olumsuzluk saptanan ve yürütülemeyeceği anlaşılan projeler ile etik ve/veya gizliliğe aykırı davranışların gerçekleştiği tespit edilen projeler GYK önerisi ve Yönetim Kurulu kararı ile iptal edilir. (2) Proje desteği dışındaki diğer destek ve burs programlarında durdurma, yürürlükten kaldırma ve iptale ilişkin hususlar şunlardır: a) Proje desteği dışındaki diğer destek ve burs programlarında, sözleşme ve/veya taahhütname hükümlerine aykırı davranılması ve/veya desteğin öngörülen amaç ve hedeflere uygun biçimde yürütülmediğinin tespiti durumunda burs veya destek GYK kararı ile durdurulur, GYK önerisi ve Başkanlık kararı ile yürürlükten kaldırılır veya iptal edilir. Burslarda yürürlükten kaldırma, bursun kesilmesi şeklinde uygulanır. (3) Durdurma, yürürlükten kaldırma veya iptal durumunda verilen burs veya desteklerin iade süreçlerine ilişkin hususlar Yönetim Kurulu tarafından belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 278 sayılı Kanunun 2. maddesine dayanılarak hazırlanan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı Burs ve Destek Programlarının Yürütülmesine ilişkin Usul ve Esasların 1. maddesinde; "Bu Usul ve Esasların amacı; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından bilim insanlarının, araştırmacıların yetiştirilmeleri ve geliştirilmelerine, öğrenim sırasında ve öğrenim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençlerin izlenerek onların yetişme ve gelişmelerine yardım etmek ve girişimciliği desteklemek amacıyla Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) tarafından yürütülen programların başlatılıp yürütülmesine ilişkin genel kuralları belirlemektir.", 3. maddesinde, "Destek; 1) Öğrenim sırasında ve öğrenim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençler, lisans ve lisansüstü öğrencilerin, girişimcilerin, lisansüstü öğrenimlerini tamamlamış bilim insanlarının ve araştırmacıların yurt içinde ve/veya yurt dışında düzenlenen etkinliklere/yarışmalara katılımlarını sağlamak amacıyla TÜBİTAK tarafından verilen maddi desteği, 2)Lisans ve lisansüstü öğrencileri ile en az lisans derecesine sahip bilim insanı ve araştırmacıların araştırma projesi giderlerini karşılamak üzere verilen maddi desteği", 6. maddesinde; "Başvurular BİDEB tarafından ön incelemeye alınır. Ön incelemeyi geçen destek başvuruları programın niteliğine uygun olarak değerlendirmeye alınır. TÜBİTAK gerekli görmesi halinde başvuruların değerlendirilmesinde, konusunda uzman kişileri görevlendirir veya kurum/kuruluşlardan yardım alır. Değerlendirme sonuçları, GYK tarafından görüşülerek Başkanlığa sunulur. Desteklenecek başvurular ve destek bütçeleri Başkanlık onayı ile kesinleşir. (2) Başkanlığa sunulacak destekleme önerisinde, değerlendirme sonuçlarının yanında TÜBİTAK’ın olanakları ile belirlenen ülke ihtiyaç veya öncelikleri gözetilebilir." düzenlemeleri yer almaktadır. Dava Konusu 10/01/2017 tarihli ve 261 sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu Kararının incelenmesi; Ülkemizin 15 Temmuz 2016 tarihinde karşı karşıya kaldığı darbe teşebbüsü nedeniyle 21/07/2016 tarihinde ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hâl 19/07/2018 tarihine kadar devam etmiş olup; Olağanüstü hâlin ilan edilmesi ve bu kararın TBMM tarafından onaylanmasından sonra Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca, Anayasa’nın o dönemde yürürlükte bulunan 121. maddesine göre Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameler çıkarılmıştır. 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 2. fıkrasında, bu KHK gereğince kamu görevinden çıkarılan kişiler hakkında, “… bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler …” kuralına yer verilmiştir. Belirtilen yasaklamalar, benzer amaçla yayımlanan 669, 670, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde de yer almıştır. 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin 1. maddesinde; "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. (2) Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler..." hükmüne yer verilmiştir. 689 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinde; " (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. (2) Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir. (3) Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar." hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda örneklerine yer verildiği üzere; olağanüstü hâl KHK’ları ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca (MGK) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlileri kamu görevinden çıkarılmış olup; kamu görevinden çıkarılan kişilerin, bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceği, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceği gibi ek tedbirlerin de uygulanmasına karar verilmiştir. 06/02/2018 tarihli ve 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 1. maddesinde yer alan terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan kamu personeli hakkında uygulanacak tedbirlere ilişkin kuralların iptali istemiyle açılan davada verilen Anayasa Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarihli ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararında; "74. Dava konusu kuralların öncelikle düzenlenme amacına değinilmesi gerekir. Anayasa’nın 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülüklerinin bulunduğu belirtilmiştir. Anılan hüküm uyarınca devletin memurlar ve kamu görevlilerinden özel bir güven ve sadakat bağlılığı ile kamu görevini yerine getirmelerini talep etme yetkisi bulunmaktadır. Bu husus devletin faaliyetlerine güven duyulmasının bir gereğidir. Kanun koyucunun, anılan hususlar çerçevesinde kamu görevlisi olarak istihdam edilen kişilerle ilgili birtakım tedbirler alma konusunda takdir yetkisinin bulunduğu açıktır. 75. Anayasa’ya sadakat yükümlülüğüyle bağdaşmayacak biçimde terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle kişilerin kamu görevinden çıkarılması ve memuriyetin alınmasını öngören kuralların milli güvenlik ve kamu düzeninin sağlanarak buna ilişkin hizmetlerin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesine yönelik meşru bir amacının bulunduğu anlaşılmaktadır." ifadelerine yer verilmiştir. Dava konusu TÜBİTAK Bilim Kurulu’nun 10/01/2017 tarihli ve 261 sayılı kararında ise; "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen gerçek ve tüzel kişiler ile Bakanlar Kurulu kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler ile doğrudan veya anılan Kanun Hükümünde Kararnamelerde öngörülen usuller çerçevesinde meslekten, kamu görevinden veya ilgili kurumların teşkilatından çıkarılan gerçek kişilerin veya aynı kanun hükmünde kararnameler ile kapatılan tüzel kişilerin; TÜBİTAK desteklerini değerlendirme, izleme ve sonuçlandırma süreçlerindeki heyet, kurul, komite, panel, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, danışma kurulu ile bu mekanizmalarda oluşturulan her türlü üyelikleri ve sair görevleri kısmen ya da tamamen TÜBİTAK tarafından desteklenen her türlü proje, burs, etkinlik, yayın ve sair desteklere ilişkin tüm hakları ve görevleri ile bursiyerlik hakların, kendileri açısından destek sözleşmeleri, yayınlanmamış makalelere ilişkin yayına kabul kararının sona erdirilir. Yukarıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere bu görevlerinden projelerinden veya desteklerden dolayı ücret, ikramiye, burs, ödül veya her ne ad altında olursa olsun yapılmamış ödemeler gerçekleştirilmez. Yukarıda belirtilen gerçek veya tüzel kişilerin görev ve desteklerininin sona ermesi nedeniyle devam ettirmeleri mümkün olmayan projeler veya destekler Bilim kurulu kararı ile sona erdirilir. Yukarıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere doğrudan veya dolaylı olarak TÜBİTAK desteklerinin değerlendirme, izleme ve sonuçlandırma gibi herhangi bir proje, etkinlik, burs ve sair desteklere başvuruları kabul edilmez ve bu kişilere görev verilmez. Yukarıda belirtilen görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşmayanlar hakkında da bu karar uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmet etkinliğinin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara ayak uydurmak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. İdareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği de izahtan varestedir. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Bilim insanlarının, araştırmacıların yetiştirilmeleri ve geliştirilmelerine, öğrenim sırasında ve öğrenim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençlerin izlenerek onların yetişme ve gelişmelerine yardım etmek ve girişimciliği desteklemek amacıyla programlar yürüten davalı idarenin de; mevzuat hükümleri uyarınca düzenlemeler yapabileceği ve kararlar alabileceği açık olup; olağanüstü hal koşulları dikkate alınmak suretiyle kamu yararı ve hizmet gerekleri uyarınca tesis edilen ve subjektif unsurlar içermeyen üst normlara uygun olan, dava konusu Bilim Kurulu kararına yönelik olarak davanın reddi gerekmektedir. Davacının katıldığı panel nedeniyle ödeneğin verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddedilerek tarafına söz konusu ödeneğin ödenmeyeceğinin bildirilmesine ilişkin işlemin incelenmesi; Yukarıda yer verilen gerekçe ile hukuka uygunluğu ortaya konulan Bilim Kurulu kararında yer alan "Yukarıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere bu görevlerinden projelerinden veya desteklerden dolayı ücret, ikramiye, burs, ödül veya her ne ad altında olursa olsun yapılmamış ödemeler gerçekleştirilmez." hükmü dikkate alındığında davacıya katıldığı panel nedeniyle ödeme yapılmayacağının bildirilmesine ilişkin işlemde de hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 10/01/2017 tarihli ve 261 sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu Kararı yönünden DAVANIN REDDİNE oybirliğiyle; 2. Davacının katıldığı panel nedeniyle ödeneğin verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddedilerek tarafına söz konusu ödeneğin ödenmeyeceğinin bildirilmesine ilişkin işlem yönünden DAVANIN REDDİNE oyçokluğu ile 3. Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için kararın kesinleşmesini müteakip ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 6. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 10/07/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY : (X)- Davacının katıldığı panel nedeniyle ödeneğin verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddedilerek tarafına söz konusu ödeneğin ödenmeyeceğinin bildirilmesine ilişkin işlemin incelenmesi; Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken, 27/06/2016 tarihinde davalı idare tarafından Ankara'da gerçekleştirilen "2016-1 Kanser Farmakolojisi 2" paneline katılan davacı, 01/09/2016 tarihinde 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bakılan dava ise; davacı tarafından; panel yolluk ödemesi olan brüt 1100 TL’nin kendisine ödenmediğinden bahisle idareye yaptığı başvurunun reddedilerek tarafına söz konusu ödeneğin ödenmeyeceğinin bildirilmesine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olarak gösterilen 10/01/2017 tarih ve 261 sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu işleminin iptali istemiyle istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay'da altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri belirtilmiş; "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde, "1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." kuralı yer almıştır. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacının anılan ödemeye ilişkin ilk başvurusunun 08/05/2017 tarihinde yapıldığı, anılan başvuruda panel ile ilgili ödemesinin banka hesabında görünmediğini belirttiği ve bu konuda tarafına bilgi verilmesinin talep edildiği, davacının 08/06/2017 tarihli başvurusunda önceki başvurusuna cevap alamadığını belirttiği ve gerekli incelemenin yapılmasını talep ettiği, 18/10/2017 tarihli başvurusunda daha önceki iki başvurusuna cevap verilmediğini belirttiği ve konuyla ilgili gerekli incelemenin yapılarak tarafına bilgi verilmesinin talep edildiği, davacının 18/10/2017 tarihli başvurusuna cevabına gönderilen 27/11/2017 tarihli davalı idare yazısında bahse konu ödemeyle ilgili değerlendirme çalışmalarının devam ettiğinin bildirildiği, davacının 13/02/2018 tarihli başvurusunda 2017 yılında üç kez resmi kurumlar yoluyla, bir kez posta yoluyla konuyla ilgili bilgi edinme başvurusunda bulunduğu, 4 ay önce incelemenin devam ettiği yönünde cevap geldiği hususuna yer verildiği ve mağduriyetinin giderilmesinin talep edildiği, davalı idarenin 21/02/2018 tarihli mail olarak gönderilen cevabında değerlendirme çalışmalarının devam ettiğinin belirtildiği, 20/04/2018 tarihli bilgi edinme başvurusunda davacının ödemeyle ilgili halen gelişme olmadığından bahisle konun çözümlenmesini talep ettiği, 04/05/2018 tarihli cevapta değerlendirme çalışmaları devam ettiğine yer verildiği, 24/06/2018 tarihli şikayet başvurusunda başvurunun halen sonuçlanmadığının belirtildiği, 30/07/2018 tarihli cevapta panelist ödemesine ilişkin değerlendirmenin devam ettiğine yer verildiği, davacının 13/08/2018 tarihli şikayet başvurusunda ... Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden yargılaması ödemeye engel teşkil ediyorsa bunun tarafına iletilmesini ve en kısa zamanda ödeme yapılmasını talep ettiği, 24/10/2018 tarihli şikayet başvurusunda hakkında işlem yapılmadığına yer verdiği, 25/10/2018 tarihinde kurum içi yazışmaların devam ettiği yönünde cevap verildiği, 01/11/2018 tarihli cevapta ise davacının şikayet başvurusunun ilgili birime iletildiği belirtilerek tarih ve sayısı olmadan dava konusu Bilim Kurulu kararına yer verildiği, bunun üzerine davacının 01/11/2018 tarihinde 13/08/2018 tarihli başvurusuna olumsuz yanıt verildiği hususunu 01/11/2018 tarihinde öğrendiğini ve katıldığı panel ile ilgili yol masraflarının kanuni dayanaktan yoksun bir şekilde keyfi olarak ödenmediğini belirterek 28 aydır ödenmemiş olan mezkur yolluk ödemesinin hesabına yatırılması hususunda gereğinin yapılmasını davalı idareden talep ettiği, idarenin 29/11/2018 tarihli cevabında açıkça Bilim Kurulu kararına yer verilmesi üzerine ise 03/12/2018 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca, ilgililerin, altmış günlük dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak yerine işlemi tesis eden idarenin hiyerarşik olarak üstü olan makama veya üst makam yoksa işlemi tesis eden makama başvurarak işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlem yapılmasını isteyebilecekleri, idarece başvuruya verilen cevap üzerine kalan süre içerisinde dava açılabileceği gibi verilen cevabın kesin olmaması hâlinde başvurudan itibaren en çok 60 gün geçmesi beklenildikten sonra 60. gün sonunda istem reddedilmiş sayılarak kalan süre içerisinde dava açılabileceği açıktır. Yukarıda belirtildiği üzere, idari davalarda dava açma süresinin başlangıç tarihi idari işlemin tebliğ, yayın veya ilan tarihidir. Ancak, yasada öngörülen bu durumların söz konusu olmadığı hallerde, davacının dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği göz önünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirleneceği kuşkusuzdur. Başka bir anlatımla, yazılı bildirimle ilgililerin idari davaya konu edecekleri işlemden haberdar olmaları amaçlanmış olduğundan, yazılı bildirimin bulunmadığı hallerde dava açma süresinin, ilgililerin işlemden haberdar oldukları tarihten itibaren hesaplanması gerekmektedir. Nitekim, 2577 sayılı Kanun'da ilgililerin idari işlemi öğrenmeleri üzerine dava açmalarını engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla; davacının 15/06/2016 tarihinde katıldığı panele yönelik ödemenin kendisine yapılmadığını en geç (davalı idareye ilk başvuru tarihi olan) 08/05/2017'de öğrendiğinin kabulü gerektiğinden, bu tarihten itibaren dava açma süresi içerisinde dava açması mümkün olan davacının bu süre geçirildikten sonra 03/12/2018 tarihinde açtığı davanın bireysel işleme ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle esastan incelenmesine hukuken olanak bulunmadığından bu kısım yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum. KARŞI OY : (XX)- Davacının katıldığı panel nedeniyle ödeneğin verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddedilerek tarafına söz konusu ödeneğin ödenmeyeceğinin bildirilmesine ilişkin işlemin incelenmesi; Uyuşmazlık; dava Konusu 10/01/2017 tarihli ve 261 sayılı TÜBİTAK Bilim Kurulu Kararında yer alan " Yukarıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere bu görevlerinden projelerinden veya desteklerden dolayı ücret, ikramiye, burs, ödül veya her ne ad altında olursa olsun yapılmamış ödemeler gerçekleştirilmez." düzenlemesinden dolayı davacının katıldığı panele ilişkin yolluk ödemesinin yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken, 01/09/2016 tarihinde 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının ihraç edildiği tarihten önce 27/06/2016 tarihinde davalı idare tarafından Ankara'da gerçekleştirilen "2016-1 Kanser Farmakolojisi 2" paneline katıldığı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Harcırah Kanunu'nun 5. maddesine göre harcırahın yol masrafı, yevmiye, aile masrafı ve yer değiştirme masrafını ihtiva edeceği, ilgilinin bu kanun hükümlerine göre bunlardan birine, bir kaçına veya tamamına müstahak olabileceği kurala bağlanmış olup; davacının katıldığı panele ilişkin ödenmesini talep ettiği yolluk giderinin Bilim Kurulu kararında sayılan ücret, ikramiye, burs, ödül gibi bir ödeme niteliğinde olmadığı, harcırah ödemelerinde yapılan harcamaların karşılanması amacının güdüldüğü ve harcırahın yapılan gerçek giderin karşılığı olduğu anlaşıldığından anılan panele katılmak üzere Elazığ'dan Ankara'ya gelen davacının bu panel nedeniyle kendisine yolluk ödemesinin yapılmayacağının bildirilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bireysel işlemin iptal edilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.