Başvuru, hakkında "ÇED gerekli değildir. " kararı verilen rüzgâr enerjisi santralinin taşınmaza zarar vermesi ve reddedilen davada aleyhe yargılama masraflarına hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, hakkında "ÇED gerekli değildir." kararı verilen rüzgâr enerjisi santralinin taşınmaza zarar vermesi ve reddedilen davada aleyhe yargılama masraflarına hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde başvurucu Şirketin amaç ve kapsamı inşaat ve at yetiştiriciliği olarak belirtilmiştir. İzmir'in Çeşme ilçesinde bir şirket tarafından yapımı planlanan rüzgâr enerjisi santralı (RES) projesi ile ilgili olarak çevresel etkilerine yönelik alınacak önlemler için verilen taahhütleri yeterli bulan İzmir Valiliği 21/5/2008 tarihinde "çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir." kararı vermiştir. Başvurucu, söz konusu projenin maliki olduğu parsellerin bulunduğu alanda yapımının planlandığını, projenin çevresel etkisinin araştırılması gerektiğini belirterek Valilik kararının iptali için dava açmıştır. Başvurucunun yanında davaya müdahil olan kişiler, projenin çevreye zarar vereceğini ileri sürmüştür. Davalı idare, dava konusu işlemin yatırımcı şirketten alınan taahhütlerden oluştuğunu ve mevzuata uygun karar verildiğini iddia etmiştir. Davaya bakan İzmir İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) proje alanında keşif yaparak bilirkişi raporu almıştır. İdare Mahkemesi 28/5/2015 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda; RES'in mevzuata uygun olarak projelendirildiğini, bilirkişi raporuna göre gürültü ve yaban hayatı bakımından RES'in önemli bir etki yaratmayacağı kanaatine varıldığını açıklamıştır. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir. Danıştay Ondördüncü Dairesi 21/6/2016 tarihinde kararı bozmuştur. Danıştay Dairesi, temyiz incelemesinde olan ve birbirine yakın mesafedeki diğer RES projeleri için verilen "ÇED gerekli değildir." kararlarına karşı açılan davalarda alınan bilirkişi raporlarında farklı değerlendirmelere yer verildiğini belirtmiştir. Ayrıca proje alanının doğal sit alanı olduğu ve flora-fauna varlığının bilirkişilerce detaylı olarak incelenmediğini kaydetmiştir. Bu bağlamda içinde çevre mühendisi, ziraat mühendisi ve ornitoloji konusunda uzman kişilerin de bulunacağı yeni bir bilirkişi heyetiyle yapılacak keşif sonrası düzenlenecek bilirkişi raporuyla eksiklik ve çelişkilerin giderilmesi gerektiğini belirtmiştir. İdare Mahkemesi bozma kararına uymuş ve oluşturduğu yeni bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif icra etmiştir. Bilirkişi raporunda; RES'in hâlihazırda kurulu ve çalışır vaziyette olduğu, projenin çevreye olumsuz etkilerinin en fazla olabileceği dönemin inşaat süreci olduğu, bu nedenle çevresel etkilerin izleme ve kontrol çalışmalarıyla devam ettirilmesinin daha fazla önem taşıdığı kaydedilmiştir. Raporda sonuç olarak "ÇED gerekli değildir." kararının bilimsel ve teknik açıdan uygun olduğu kanaatine varılmıştır. İdare Mahkemesi 2/2/2018 tarihinde davayı reddetmiştir. İdare Mahkemesi, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek mahiyette olduğunu, projenin çevreye etkilerine yönelik tedbirlerin alındığını, çevreye verilecek zararın kabul edilebilir düzeyde olduğunu, dolayısıyla dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığını açıklamıştır. İdare Mahkemesi, başvurucu tarafından yapılan 455,15 TL yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına ve davalı lehine 660 TL vekâlet ücreti ile davalılar yanında müdahiller tarafından yapılan toplam 460,75 TL yargılama giderlerinin başvurucudan tahsil edilmesine karar vermiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Altıncı Dairesi 27/6/2019 tarihinde kararı onamıştır. Başvurucu nihai hükmü 22/7/2019 tarihinde öğrendikten sonra 9/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon 11/9/2023 tarihinde başvurunun makul sürede yargılanma hakkının ve çevre hakkının ihlal edildiği iddialarının kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik incelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.