Başvuru, evinin çevresindeki cami ve mescitlerden sabah saatlerinde yüksek sesli ezan okunmasından rahatsız olunması ve bundan kaynaklanan manevi zararının giderilmesi için idareye yapılan başvurunun reddine dair idari işleme karşı açılan iptal ve tam yargı davalarının reddedilmesi nedeniyle Anayasa nın 2., 5., 10., 12., 13., 24., 56. ve 136. maddelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, evinin çevresindeki cami ve mescitlerden sabah saatlerinde yüksek sesli ezan okunmasından rahatsız olunması ve bundan kaynaklanan manevi zararının giderilmesi için idareye yapılan başvurunun reddine dair idari işleme karşı açılan iptal ve tam yargı davalarının reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın , , , , , , ve maddelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/3/2014 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/11/2015 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/11/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 30/11/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşlerini 10/6/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İzmir ilinin Göztepe semtinde ikamet etmekte ve evinin çevresinde bulunan cami ve mescitlerden sabahın erken saatlerinde hoparlörlerle yüksek sesli ezan okunmasından uykusunun bölündüğünü, mensubu olmadığı bir dinin ibadetine zorlandığını ve rahatsız olduğunu belirtmektedir. Başvurucu, ezan okunmasından kaynaklanan rahatsızlığın idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını belirterek uğradığını iddia ettiği manevi zararların tazmini talebiyle İzmir Valiliğine yaptığı başvurunun reddi üzerine anılan işlemin iptali ve manevi tazminat istemiyle İzmir İdare Mahkemesinde tazminat davası açmıştır. İzmir İdare Mahkemesi 31/12/2008 tarihli E.2007/1872, K.2008/2554 sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"… Kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla idarenin, tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için ortada bir yönetsel eylemin (idare tutum ve davranışı) ya da işlemin bulunması, bu eylemden ya da işlemden zarar meydana gelmesi, bu idare eylem ve/veya işlem ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Zarar doğuran eylem ve/veya işlemin idareye bağlanabilmesi durumunda, kusurlu sorumluluk ilkesine göre tazmini yoluna gidilmesi gerekmektedir.Diğer yandan, idarelerin hizmeti kusurlu işletmesi sonucunu doğuran her hukuka aykırılığın idareler için, oluşan manevi zararların tazmini borcunu doğurmadığı, manevi zararların tazmini için idarelerin yapmaları gerekeni yapmama, ya da yapmamaları gerekeni yapma gibi "ağır hizmet kusuru" işlemeleri gerektiği yargısal kararlarımızda genel kabul görmüştür.Uyuşmazlığın manevi zararın tazmini istemi ile çıkarılmış olması karşısında, öncelikle maddi çerçevesinin incelenmesi, daha sonra davanın nedenleri de gözönünde tutularak manevi zararın tazmini borcunu doğuracak ağırlıkta bir hizmet kusuru bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir.…Olayda, davacının yakınmaları üzerine idarece bir inceleme başlatıldığı, evinin çevresinde bulunan İsmail Mumcu Mescidi'nin yukarıda anılan 4379 sayılı yasa uyarınca 2001 günü devralındığı, 2004 yılında kadro tahsis edilerek görevli ataması yapıldığı, Yalı (Tatari) Mescidi'nin ise, aynı yasa uyarınca 1998 günü devralındığı, kadro sıralamasına alındığı, kadro tahsis edildiği, görevlendirmeler yapıldığı, ses düzeni ile ilgili gerekli önlemlerin alındığı dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden görülmektedir.Bu durumda, davalı idarece denetim altına alındığı ve atama ya da görevlendirmeler ile gereksinim duyulan personelin çalıştırıldığı görülen mescitlerde okunan ezanın ses düzeninin de davacının yakınması üzerine genelgelerde belirlenen biçimde düzenlendiği görüldüğünden, davalı idarenin davacının evinin çevresinde yer alan mescitlerin denetimi ve işletilmesinde yapması gerekirken yapmadığı, yapmaması gerekirken yaptığı bir uygulamadan, bu nedenle de hizmetin yürütülmesinde ağır hizmet kusuru işlediğinden sözetmeye hukuksal olanak bulunmamaktadır.Diğer yandan, yurttaşlarımızın bir kısmının inandığı dinin ibadet gereklerinin bir sonucu olarak davalı idarenin denetimindeki ibadet yerlerinde okunan "ezan" nedeniyle aynı dine inanmayan ya da gereklerine kayıtsızlık gösteren yurttaşlarımızın ibadete zorlandığı ve bu yolla ayrımcılığa tabi tutulduğunun kabulüne olanak yoktur.Yine, özellikle genel olarak dinlenme saatlerinde ses cihazları ile yüksek sesle ezan okunmasının bireylerin sağlıklı bir çevrede yaşama ve dinlenme hakkına müdahale niteliği bulunduğu kabul edildiğinde dahi, bir yasa ile kamu hizmeti niteliğine kavuşturulan din hizmetlerinin aracı olan ve davalı idarece denetlenen ibadethanelerde okunan ezanın ses düzeyine ve uygulamalara ilişkin genelgeler çıkardığı görülen idarenin, anılan genelgeleri uygulama ya da gereklerinin denetimindeki kusurlarının da "ağır hizmet kusuru" olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır.Bu çerçevede, davalı idarenin işletimi ve denetimindeki ibadethanelerden ezan okunmasında ve ses düzeyinin belirlenmesindeki uygulamalarda oluşacak aksamaların idare için, bireylerin giderek davacının manevi zararlarının tazminini gerektirir ağırlıkta hizmet kusuru oluşturmayacağının da kabulü gerekmektedir.” Anılan karar, Danıştay Dairesinin 22/11/2013 tarihli E.2009/11915, K.2013/8309 sayılı ilamıyla onanmış ve karar kesinleşmiştir. Nihai karar başvurucuya 24/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 19/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun “Tanımlar” başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:“ Bu Kanunda geçen terimlerden;Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,… ifade eder.” 2872 sayılı Kanunu'nun “Gürültü” başlıklı maddesi şöyledir:"Kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerle belirlenen standartlar üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulması yasaktır. Ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve konutlardan kaynaklanan gürültü ve titreşimin yönetmeliklerle belirlenen standartlaraindirilmesi için faaliyet sahipleri tarafından gerekli tedbirler alınır." 22/6/1965 tarihli ve 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Görev” başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.” 633 sayılı Kanun’un “Camilerin ibadete açılması ve yönetimi” başlıklı maddesi şöyledir:“Cami ve mescitler Diyanet İşleri Başkanlığının izni ile ibadete açılır ve Başkanlıkça yönetilir. Hakiki ve hükmi şahıslar tarafından yapıldığı halde izinli veya izinsiz olarak ibadete açılmış bulunan cami ve mescitlerin yönetimi üç ay içinde Diyanet İşleri Başkanlığına devredilir. Diyanet İşleri Başkanlığınca buralara imkanlar nispetinde kadro tahsis edilir. Kadro tahsis edilinceye kadar buralarda görev yapanların mesleki ehliyetleri ile ilgili esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.” 17/6/2014 tarihli ve 29033 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyanet İşleri Başkanlığı Görev ve Çalışma Yönetmeliği’nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) ve (ç) bentleri şöyledir:“b) Güneşin doğmasına bir saat kala sabah ezanını okumak, her gün öğle namazından bir saat önce açıp yatsı namazından sonra kapatmak suretiyle camiyi gün boyu açık tutmak.ç) Camideki ses cihazları ile diğer teknik araç ve gereçlerin bakımını, korunmasını ve çalışır durumda bulundurulmasını sağlamak, cami minaresi ve ses cihazının ibadet maksadı dışında kullanılmasına engel olmak.” Diyanet İşleri Başkanlığının 6/8/2007 tarihli Başkanlık Hizmetleri Genelgesi’nin (Genelge) “Ezan ve salâ ile ilgili hizmetler” başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“(1) Ezânlar, her yöre için Diyanet Takviminde gösterilen vakitlere göre ezân vakitleri geldiği zaman, merkezî ezân sistemi kurulu olan illerde nöbetçi görevli, diğer camilerde ise görevliler tarafından usûl ve adabına uygun olarak okunacaktır.(2) Sabah ezânlarının camilerde gayr-i muayyen vakitlerde okunduğu, bazı camilerde ise sabah namazı kılındıktan sonra, aynı yerde bir başka camide ezânın henüz okunduğu, bunun da sabah namazının vakti konusunda vatandaşlarımızın zihinlerinde istifhamlar oluşmasına neden olduğu görülmektedir. Bu durumu, görevin tam bir disiplin anlayışı içinde yürütülmesi ilkesi ile bağdaştırmak mümkün değildir. Bu sebeple, sabah ezânı, Ramazan Ayında Diyanet Takviminde gösterilen “İmsak Vakti”nde, diğer aylarda ise güneşin doğmasından tam bir saat önce aynı anda okunacaktır.” Genelge’nin “Cami ve minare hoparlörlerinin kullanılması” başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“(1) Başkanlığımız mevzuatına göre minarelerde bulunan hoparlörlerden yalnızca ezân ve salâ okunması gerekmektedir. Bazı yerlerde cami içerisinde icra edilen vaaz, mevlit ve benzeri diğer dinî programların minarede bulunan hoparlörlerden yayınlandığı, bu durumun da hoşnutsuzluğa ve şikâyetlere sebep olduğu, Başkanlığımıza intikal eden bilgilerden anlaşılmaktadır. Bu sebeple;a) Cami içinde yapılan vaaz, mevlit ve benzeri programlar, minare hoparlörlerinden yayınlanmayacaktır. …c) Hoparlörlerin ses düzeninin, ezânın çevrede duyulmasını sağlayacak fakat yakın komşuları da rahatsız etmeyecek şekilde ayarlanması temin edilecektir.(2) Camilerden uzak mahalle veya yazlık sitelerde ikamet eden vatandaşların okunan ezândan istifade edebilmeleri amacıyla belediye yayın cihazından verilmesi, cami ya da mescit bulunmayan yerlere alıcı cihaz konulması hususunda … Buna göre;a) Hoparlörün takılmasını semt halkının çoğunluğunun istemesi,b) Cami hoparlörünün monte edileceği yerin/birimin, telefon, elektrik GSM direği vb. mekânların sahibinin ve yetkililerinin onayının alınması,c) Uzlaşma usûl ve esaslarına riayet edilmesi,ç) Görüntü ve ses kirliliğine meydan verilmemesi,Hususları yerine getirildikten sonra, mülkî âmirin onayı alınarak talep edilen ve izin verilen yere ezân sesini nakletmek için hoparlör takılabilecektir."