2. Hukuk Dairesi 2016/17625 E. , 2018/5907 K. "" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin ta…
**2. Hukuk Dairesi 2016/17625 E. , 2018/5907 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece; davacı kadının tedbir nafakası (TMK m. 169) ve yoksulluk nafakası (TMK m. 175) taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, 17.05.2013 suç tarihli fiilleri sebebiyle 18.05.2013 tarihinden itibaren tutuklu olan davalının, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2013 tarih E. 2013/260-K.2013/403 sayılı kararı ile 24 yıl ve 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hakkında verilen mahkumiyet hükmünün 03.06.2015 tarihinde kesinleştiği ve halen cezasının infazı için ceza infaz kurumunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı erkeğin cezaevinde tutuklu veya hükümlü olması, tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası ile sorumlu tutulmamasını gerektirmez ise de, dosya kapsamında yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davalı erkeğin herhangi bir geliri ve malvarlığının olmadığı tespit edilmiştir. Cezaevinde bulunan, hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan davalı erkek nafaka ile sorumlu tutulamaz. Bu durumda davacı kadının kendisi için istediği tedbir nafakası ile yoksulluk nafakası taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Velayet düzenlemesi yapılırken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "Üstün yararı" (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m, 1; TMK m. 339/1. 343/1. 346/1; Çocuk Korunma Kanunu m. 4/b) dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumlan gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde gozönünde tutulur. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir.