1. Hukuk Dairesi 2009/13062 E. , 2009/14088 K. "" MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/01/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakan A.K..’in maliki olduğu 781 ve 783 parsel sayılı taşınmazlarını satış suretiyle davalıya temlik ettiğini, yapılan işlemlerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tecil istemişlerdir. Davalı, kök murisin davacıların miras bırakanına da taşınmazlar temlik ettiğini, d…
**1. Hukuk Dairesi 2009/13062 E. , 2009/14088 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/01/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakan A.K..’in maliki olduğu 781 ve 783 parsel sayılı taşınmazlarını satış suretiyle davalıya temlik ettiğini, yapılan işlemlerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tecil istemişlerdir. Davalı, kök murisin davacıların miras bırakanına da taşınmazlar temlik ettiğini, dava konusu taşınmazları iyiniyetli olarak satın aldığını belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, miras bırakanın yaptığı temliklerin mirasçılar arasında paylaştırma amaçlı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; miras bırakan A.K..'in maliki olduğu 781 ve 783 parsel sayılı taşınmazlarını 17.1.2001 tarihli akitle davalı gelinine satış yoluyla temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakanın davalıya yapmış olduğu temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçek-ten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26.maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.