T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/781 - 2025/809 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/781 Esas KARAR NO : 2025/809 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1-a-4 ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2025 NUMARASI : 2025/501 Esas-2025/488 Karar DAVANIN KONUSU : Eser …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/781 - 2025/809 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/781 Esas KARAR NO : 2025/809 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1-a-4 ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2025 NUMARASI : 2025/501 Esas-2025/488 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak KARAR TARİHİ : 30/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/11/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalıların oluşturduğu iş ortaklığı arasında 10/08/2015 tarihli yüklenici sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini, asıl yüklenici olan davalılarca imalat alanının geç teslim edildiğini ve sözleşme birim fiyatlarının artırılması nedeni ile müvekkilinin zarara uğradığını, işin kabulünün idare tarafından yapılmasına ve kesin hakedişin düzenlenmesine rağmen davalı yanın müvekkilinin hakediş bedelini ödemediğini, yine teminat kesintilerinin müvekkiline iade edilmediğini, fiyat farkına ilişkin tarafların anlaşması üzerine düzenlenen fatura bedelinin de davalı yanca ödenmediğini iddia ederek şimdilik 100.000,00 TL kesin hakediş alacağı, 100.000,00 TL teminat kesinti alacağı, 100.000,00 TL fiyat farkı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 03/06/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile, hak ediş alacağı talebini 216.170,82 TL'ye, teminat kesintisi alacağını 163.004,85 TL'ye, fiyat farkı alacağını 868.641,07 TL'ye artırmıştır. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözleşme veya protokol bulunmadığından kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, sözleşmelerde müvekkili yetkililerinin imzasının bulunmadığını, diğer davalı ile aralarındaki iş ortaklığında sorun olması nedeni ile inşaatı fiilen 2018 yılında devraldıklarını, yapılan kontrolde izinsiz yapılan pek çok taşeron sözleşmesi bulunduğunu, davacının yaptığı işlerin gerçekten yapılıp yapılmadığının, mükerrer talep edilip edilmediğinin ispatlanması gerektiğini, geriye dönük imzalandığını düşündükleri sözleşmenin damga vergisinin yatırılıp yatırılmadığının belirlenmesi gerektiğini, ek protokol tarihi 24/01/2016 olmasına rağmen 2017, 2018-2019 yılları için fiyat farkı verilmesinin mantığa ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, 18 nolu hakedişin müvekkiline sunulandan farklı rakamlar bulunduğunu ve açıklanması talep edilmesine rağmen açıklama yapılmadığını, idare ile müvekkili arasında kesin hakediş düzenlenmemesi nedeni ile davacının da kesin hakediş düzenleyemeyeceğini, eksik ve kusurlu işlerin tespiti ve mahsubunun yapılması gerektiğini, teminat kesintisinin iadesi şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/07/2025 tarihli ve 2025/501 Esas ve 2025/488 Karar sayılı kararında özetle; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacak, teminat kesintisi alacağı ve fiyat farkı alacağı istemine ilişkindir. Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/383 esas 2022/476 karar sayılı iş bölümü kararı üzerine dosya Mahkememize tevzi edilmiştir. Eldeki dava, müflis ... inşaat şirketi aleyhine açılan Mahkememizin 2022/611 esas sayılı dosyasından birlikte hüküm kurulması mümkün olmadığından, davanın para alacağına ilişkin olması ve bu hali ile adi ortaklığı oluşturan davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından (TBK'nun 638 maddesi) tefrik edilmiştir. İşin tamamlanma tarihi ile davanın niteliği gözetildiğinde zamanaşımı savunmasına itibar edilmemiştir. Davalı yan husumet itirazında bulunarak sözleşme ve protokollerde imza ve kaşesinin bulunmadığını savunmuş ise de, davacı ile yapılan sözleşme ve protokollerde iş ortaklığına ait imza ve kaşenin bulunduğu, sözleşme gereği edimlerin ifa edildiği ve dava dışı idare tarafından da geçici kabulün yapıldığı, hakedişlerin de ortaklık adına imzalandığı, davacının 18 nolu son hakedişinin 31/12/2017 tarihli olduğu, davalının şubat 2018 itibari ile şantiyeyi devraldığını beyan ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmediği ve karine olarak feshedilmemiş olan sözleşme kapsamındaki işlerin tümünün sözleşmenin akidi tarafından yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, aksinin davalı yanca ispata elverişli delillerle ispatlanmasının gerektiği, tek başına damga vergisinin yatırılmamış olmasının sözleşme ve protokollerin geçersizliğini ispata elverişli olmadığı değerlendirilerek husumet itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı ile dava dışı müflis ve davalının oluşturduğu adi ortaklık arasında taşeronluk sözleşmesi imzalandığı, davacının edimlerini yerine getirdiği iddiası ile bakiye hakediş alacağı, fiyat farkı ve teminat kesintilerinin iadesi istemi ile eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı ile hükme esas alınan bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere, davacının yukarıda açıklandığı üzere sözleşmeye konu edimlerini ifa ettiği, davalı yan her ne kadar mükerrer alacak talep edildiğini savunmuş ise de, idarenin ve davacının düzenlediği hakedişlerin içeriği, davacı tarafça düzenlenen hakedişlerin itirazsız olarak imzalanmış olması, daha önceki hakedişlerde de benzer kalemlere ilişkin farklı miktarlarda ödeme yapılmış olması, aksi yönde dosyaya sunulan bir delil bulunmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davalının bu yöndeki savunmasının yerinde olmadığı, ödeme hususunun ise davalı tarafça ispatlanması gerektiği, tarafların defterlerinin ibraz edilmemesi karşısında usulüne uygun tutulmasa dahi ödemelere ilişkin davacı kayıtlarına itibar etmek gerekeceği, bilirkişi heyetince davacının talep edebileceği bakiye hakediş alacağının 216.170,82 TL olduğunun belirlendiği ve davacının bu yöndeki talebinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Fiyat farkına ilişkin talebi yönünden, taraflar arasında imzalanan 24/01/2016 tarihli ek protokolde fiyat farkına ilişkin hüküm bulunduğu, kaldı ki işin yer tesliminin 21/02/2012, teslim tarihinin 16/11/2014 olmasına rağmen idarenin vermiş olduğu süre uzatımları dikkate alındığında son iş bitim tarihi olarak belirlenen 05/04/2018 olması karşısında fiyat farkı verilmesinin ekonomik şartlar da dikkate alındığında olağan olduğu ve bilirkişi tarafından protokol gözetilerek hesaplandığı üzere 868.641,07 TL fiyat farkı talebinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Teminat kesintilerinin iadesi istemine ilişkin olarak ise, her ne kadar idare tarafından kesin kabul yapılmamış ise de geçici kabulün yapıldığı, 05/04/2018 tarihli geçici kabul tutanağında belirlenen eksiklerden davacının yüklendiği edimlerin bulunup bulunmadığın ilişkin bir belirleme yapılmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşme gereği teminat süresinin 12 ay olduğunun belirtilmesi karşısında 20/08/2020 tarihi itibari ile sona erdiğinin kabulü gerekeceği, davacının dava konusu işe ilişkin SGK borcunun bulunmadığının da belirlenmiş olması karşısında davacının teminat iadesine ilişkin talebinin yerinde olduğu ve bilirkişi tarafından hakedişler dikkate alınarak belirlenen ve davalı tarafça ödeme savunmasında bulunulmadığı da gözetildiğinde 152.855.44 TL'nin tahsili talebinin yerinde olduğu, bakiye talebin reddi gerektiği değerlendirilmiştir. Açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, 216.170,82 TL bakiye hak ediş alacağı, 868.641,07 TL fiyat farkı alacağı ve 152.855,44 TL teminat kesintisi alacağının 100.000,00'er TL'lerinin dava tarihinden bakiye kısımlarının 03/06/2025 ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili tarafından verilen 24/07/2025 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Usule ilişkin istinaf nedenlerinde; Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında akdedilen herhangi bir sözleşme ve ek protokol bulunmadığını, mahkemece, müflis ... İnşaat şirketi aleyhine açılan davanın, birlikte hüküm kurulmasının mümkün olmaması, davanın para alacağına ilişkin olması ve bu hali ile adi ortaklığı oluşturan davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaması nedenleriyle tefrik edildiğini, davacı şirket tarafından müvekkili şirketin ortağı olan ...-... İş Ortaklığı ile aralarında akdedildiği iddia edilen ve 10.08.2015 tarihli sözleşmenin incelenmesinde; sözleşmenin davacı şirket ile ...-... İş Ortaklığı arasında akdedilmiş gibi görünmekte ise de; anılan sözleşmenin müvekkili şirket açısından bağlayıcılığı bulunan geçerli bir sözleşme olmadığını, taraflar arasında akdedildiği iddia olunan sözleşme ilişkisinin geçersizliğinin ortada olup; müvekkili şirketin veya müvekkili şirketin ortağı olduğu iş ortaklığının davacı şirkete bir borcu bulunmadığından, müvekkili şirket yönünden haksız ve hukuka aykırı verilen kararın husumet yokluğundan kaldırılması gerektiğini, Esasa ilişkin istinaf sebeplerinde ise; davacı ile müvekkili şirket tarafından akdedilen bir sözleşme bulunmadığından, davacının taleplerini müvekkili şirkete ya da müvekkili şirketin ortağı olduğu iş ortaklığından talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ortağı bulunduğu iş ortaklığında ortaklar arasında sorunların baş göstermesi üzerine, müvekkili şirketin "Sarıyer 350 Yataklı Devlet Hastanesi Yapım İşini" fiilen 2018 yılında devraldığını, devralması ile birlikte yapılan incelemelerde müvekkili şirketin bilgi ve izni olmaksızın birçok şirket ile sözleşme imzalandığını, bir çok taşerona kağıt üzerinde iş yapılmış gibi gösterildiğinin tespit edilmiş olduğundan, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının yapmış olduğu işi ve alacağını ispatlayamadığını, müvekkili şirket tarafından, ortağı olduğu adi ortaklığın diğer tarafı olan ... İnş. Ltd. Şti.ne Ankara 24. Noterliğinden keşide edilen 12.04.2018 gün ve 13239 yevmiye numaralı ihtarnamede de görüldüğü üzere adi ortaklığın ortakları arasında 2018 yılı başından itibaren ihtilaf oluştuğunu, bu tarihten itibaren şantiye mahalline müvekkili şirket çalışanlarının da dahil olmaya başladığını, ayrıca bu tarihten itibaren şirketin muhasebe işlemlerinin tamamının şirketin muhasebe işlemlerinin gerçek ve yetkili mali müşaviri ... tarafından yürütülmesinin talep edilmiş olup; diğer bir deyişle müvekkili şirketin 2018 yılı Şubat ayı itibari ile şantiyede fiilen yönetime başladığını, 24.01.2016 tarihli ek protokolün, müvekkili şirketi zarara uğratmak adına yıllar sonra geriye dönük imzalandığının ortada olduğunu, 24.01.2016 tarihli ek protokolün, müvekkili şirketi zarara uğratmak adına yıllar sonra geriye dönük imzalandığının defaatle belirtmekle ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının 18 no'lu kesin hakediş içerisine ek protokol ile imza altına alındığı fiyat farkı bedelini koymamasının gerek sözleşmesine gerekse litarütürdeki kesin hesap yöntemine uymadığını, sonuç olarak firmanın kesin hesapta talep etmediği hususlarda sonradan fiyat farkına fatura kesmesinin firmanın kötüniyetli olduğunun göstergesi olduğunu, ek protokolün imzalandığını belirttikleri 24.01.2016 tarihinde Toki tarafından verilen işin süresinin 25/06/2016 tarihi olup, işveren olarak idare iş bitim tarihinin 25.06.2016 olarak gözüken bir tarihte, 2017,2018, ve 2019 yılları için fiyat farkı verilmesinin akla, mantığa ve ticari teammüllere aykırı olmakla, yine ek protokolün 2019 yılında sonradan yapıldığını gösterdiğini, teminat kesintisine dair alacağın iade şartlarının oluşmadığını, dilekçelerinde ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, davacı tarafından müvekkili şirket ile akdedilmiş bir sözleşme olmadığından, sözleşmenin kabulü anlamına gelmemek kaydı ile; davaya dayanak edilen sözleşmede dahi teminatın iadesinin bir takım şartlara bağlandığını, teminatların iade edilebilmesi için, SGK, Vergi Dairesi gibi kurumlardan alınacak borcu yoktur yazısı ile çalıştırmış olduğu işçilerden alınacak ibra yazılarının müvekkili iş ortaklığına iade edildiğine dair hiçbir bilgi belge sunulmadığından, teminatın iade şartları oluşmadığının aşikar olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından verilen istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu alacağın zamanaşımına uğramadığını, asıl iş sahibi tarafından kesin kabulün henüz yapılmadığını, yine ıslahın da 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde yapılmış olduğunu, davalı yanın husumet itirazlarının da yerinde olmadığını, davalı ortaklık tarafından Sarıyer Noterliğinden verilen 30/04/2015 tarihli vekaletname ile ...'ın ortaklık adına işlem yapma konusunda yetkilendirildiğini ve hem 10/08/2015 tarihli sözleşmenin hem de 24/01/2016 tarihli ek protokolün ortaklık adına ... tarafından imzalandığını, yine bu güne kadarki tüm hakedişlerinin davalı ... A.Ş. Tarafından müvekkiline yapıldığını, bu nedenle davalının yaptığı itirazların kötü niyetli olduğunu, sözleşmeden doğan borcun büyük bir bölümünün yerine getirilmesinden sonra şekil eksikliğini ileri sürmenin hakkın kötüye kullanımı ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklanan tüm edimlerini yerine getirdiğini, yine ek protokolün de iş ortaklığını temsilen diğer davalı ... İnşaat tarafından kaşe basılarak imzalandığını, bu sebeple iş ortaklığını bağladığını ve müvekkilinin yapmış olduğu iş ile ilgili tüm ödemelerin iş ortaklığı tarafından yapıldığını, bu sebeple diğer ortak tarafından iş ortaklığı adına ve hesabına yapılan hukuki işlemlerin sonuçlarının da iş ortaklığı için bağlayıcı olduğunu, teminat iadesinin de hukuka uygun olduğunu, geçici kabul tutanaklarında müvekkili tarafından yapılan işlerle ilgili herhangi bir eksiklik ve ayıbın bulunmadığının tespit edileceğini, bu sebeple işin kesin kabulünün yapılmamış olmasının müvekkili bakımından herhangi bir bağlayıcılığı bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı işlerin ince işler olduğunu ve bu işlerin de bitirilmiş olduğu göz önüne alındığında müvekkilinin teminat alacaklarının kendisine ödenmesi gerektiğini SGK'ya herhangi bir prim borcu da bulunmadığını, bu hususun SGK Sarıyer Bölge İl Müdürlüğüne müzekkere yazıldığında ortaya çıkacağını belirterek haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasında düzenlenen 10/08/2015 tarihli "Yüklenici Sözleşmesi" uyarınca sözleşmedeki edimlerin davacı taşeron tarafından yerine getirilerek teslim edildiği ancak bakiye hak ediş alacağı ile fiyat farkı alacaklarının ödenmediği, yine işin teslim ile son bulmuş olması sebebi ile teminat kesintisi alacaklarının iade edilmesi gerekirken davalı yanca iade edilmediği iddiasıyla talep edilen alacak kalemlerine ilişkindir. Davacı taşeron, davalı ise yüklenici ortaklıktır. Dava, taşeron davacı tarafından öncelikle Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/611 Esas sayılı dava dosyası üzerinden adi ortaklığı oluşturan her iki davalı şirkete yani ... İnşaat San ve Tic A.Ş ile müflis ... İnşaat Tic. İth. İhr. Tur. Ltd. Şti'ye karşı birlikte açılmış, bu mahkemece dava her iki davalı ortak hakkında birlikte görülürken bu dosyada 01/07/2025 tarihli duruşmada davalı ... şirketi aleyhine açılan davanın, eldeki davadan tefriki ile mahkemenin ayrı bir esasına kaydedilmesine ve tefrik edilen dosyada davanın kısmen kabulü ile davacının 216.170,82 TL hak ediş alacağı, 152.855,44 TL teminat kesintisi alacağı, 868.641,07 TL fiyat farkı alacağının 100.000,00'er TL'lerinin dava tarihinden, bakiye kısımlarının ise 03/06/2025 ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, yine 2022/611 Esas sayılı dava dosyasında yargılamaya aynı celsede davalı müflis ... İnşaat yönünden devam edilerek davalı müflis ... İnşaat Ltd Şti yönünden de davanın kısmen kabulüne ve davacının 216.170,82 TL bakiye hak ediş alacağı, 868.641,07 TL fiyat farkı alacağı ve 152.855,44 TL teminat kesintisi alacağının tefrik edilen dosyada hükmedilen alacak ile tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile müflis ... İnşaat Ltd. Şti iflas masasına kayıt ve kabulüne dair karar verilmiş, bu dosyada, duruşmada ayrılan davalı ... Şirketi hakkındaki dava nedeniyle verilen hüküm de açıklandıktan sonra ayrılan dosyanın Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/501 Esas sayılı dosyasına kaydı yapılarak gerekçeli kararın Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/501 Esas sayılı dosyasında yazıldığı ve ayırma gerekçesi olarak kararda müflis ... İnşaat aleyhine açılan dava ile bu dosyadaki davalı ... inşaat Ltd. Şti. Yönünden birlikte hüküm kurulmasının mümkün olmaması ve davanın para alacağına ilişkin olup bu hali ile adi ortaklığı oluşturan davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından dosyanın tefrik edilebileceği gerekçelerine yer verildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle, taraf ehliyeti, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre; medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 520 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620) ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın taraf ehliyeti yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların tüm ortaklar tarafından mecburi dava arkadaşı olarak birlikte açmaları gerekir. Adi ortaklığa karşı açılacak davalar yönünden ise; ikili bir ayrım yapmak gerekecektir. Davanın konusu paradan başka bir şey ise davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması (mecburi dava arkadaşlığı), davanın konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları ya da tümüne karşı dava açılabilecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/760 Esas 2021/693 Karar sayılı ilamı) Bu açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince; davanın konusu para alacağı olduğundan, davalı ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından davacı taşeronun adi ortaklığı oluşturan şirketlerden birine ya da tümüne karşı dava açması mümkün olup somut olayda davacı davasını Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/611 Esas sayılı dosyasında adi ortaklığı oluşturan her iki davalı şirkete yöneltmiş ancak mahkemece davalılardan ... İnşaat Ticaret Ltd. Şti'nin iflas etmiş olması sebebi ile bu davalı hakkındaki davanın kayıt kabul davasına dönüşecek olması sebebi ile her iki davanın birlikte görülemeyeceği kabul edilerek davalı ... inşaat A.ş. Hakkındaki davanın eldeki dava dosyasından ayrılarak mahkemenin ayrı bir esasına kaydının yapılmasına ve eldeki dosyada müflis ... İnşaat Ticaret Ltd. Şti yönünden davaya devam edilmesine karar verildiği halde aynı dosyada hakkındaki dosyanın tefrikine karar verilen davalı ... İnşaat A.Ş. Hakkında açılan davada artık tefrik edilen dosyada karar verilmesinin mümkün olmadığı, davalı ... İnşaat A.Ş hakkında açılan dava ana dosyadan ayrılmakla davalı ... hakkında ana dosya olan 2022/611 Esas sayılı dosyada açılmış bir davanın artık bulunmadığının kabulü gerekeceği, bu sebeple davalı ... İnşaat A.Ş. Hakkında tefrikine karar verilen dosya üzerinden hüküm kurulması gerekirken mahkemece bu husus gözetilmeden ana dosyadan tefrikine karar verilen davalı ... İnşaat A.Ş. Hakkında açılan dava hakkında da ana dosya üzerinden hüküm kurulması, hükümden sonra ise davalı ... İnşaat A.Ş. Hakkındaki davanın mahkemenin 2025/501 Esasına kaydı yapılarak gerekçeli kararın bu dosya üzerinden yazılmış olması HMK'nın 297 ve devamı maddelerinde düzenlenen "hükmün kapsamı" yönündeki kanuni düzenlemelere ve her davanın bağımsız olup, her dava hakkında kendi dosyası üzerinden hüküm kurulması gerektiği yönündeki kanuni düzenlemelere aykırı olmuştur. Yine, mahkemece davalı müflis ... İnşaat Ltd. Şti'nin iflas etmiş olması sebebi ile her iki davalıya karşı açılan davanın birlikte görülemeyeceği, bu sebeple ayırma kararı verilmesi gerektiği gerekçesine dayanılmış ise de her iki davalının da mahkemenin 2022/611 Esas sayılı dava dosyası ile açılan davada aynı adi ortaklığın bünyesinde yer almaları sebebi ile davalı olarak gösterildikleri ve eldeki davamıza konu taşeron sözleşmesinin de davacı ile davalı ortaklık arasında düzenlendiği ve her iki davaya konu alacakların aynı taşeron sözleşmesinden kaynaklandığı, her ne kadar adi ortaklığı oluşturan şirketlerden ... İnşaat Ltd. Şti'nin iflas etmiş olması sebebi ile hakkındaki alacak davası kayıt kabul davasına dönüşmüş ise de her iki davalının da ticaret şirketi olması münasebeti ile her iki davalı yönünden de Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gibi kayıt kabul davasında da görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, bu sebeple aynı mahkemelerde görülmesi gereken davalar nedeniyle ve aynı sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlık nedeniyle davalılar hakkında açılan davada davalı müflis ... İnşaat Ltd. Şti yönünden davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmesi, davalı ... İnşaat A.Ş. Yönünden ise alacak davası olarak devam edilmesi ve yargılamanın birlikte yürütülerek birlikte sonuçlandırılması davalar sonunda çelişkili kararlar verilmesinin önüne geçebileceği, delillerin birlikte takdir edilerek karar verilmesine neden olacağı gibi yine davalılar hakkında ayrı ayrı kabul kararı verilmesi halinde aynı alacak yönünden tahsilde tekerrüre neden olabileceğinden mahkemece her iki davalı yönünden yargılamaya devam edilerek birlikte karar verilmesi gerekirken davalı ... İnşaat A.Ş. Hakkındaki davanın usul ve yasa hükümlerine aykırı şekilde tefrikine karar verilerek her iki davalı hakkında aynı alacak nedeniyle ayrı ayrı hüküm kurulmuş olması sebebi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun dairemizce kabulüne karar verilmesin gerekmiştir. (Yargıtay Kapatılan 23. Hukuk Dairesinin 2016/938 esas 2018/3292 Karar sayılı ilamı) Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/07/2025 tarihli ve 2025/501 Esas 2025/488 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 21.137,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-Davalı tarafça yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip