Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır.Gecikme hâlinde herhangi bir zarar oluşmasa da taşıma ücreti gecikme süresi ile orantılı olarak
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin otomotiv parçası sektöründe faaliyet gösterdiğini, ABD 'den belirli model araçlar için otomatik şanzııman ithal ettiğini, dava konusu ürünlerin ABD‘de mukim Borgvvarner adlı ihracatçı firmadan satın alındığını, müvekkili şirketin satın aldığı söz konusu ürünler için, nakliyat ve lojistik sektöründe faaliyet gösteren davalı ... Anonim Şirketi’nin müvekkili şirkete e- posta yoluyla teklif sunduğunu ve sunulan teklifin müvekkili şirket tarafından yine e-posta yoluyla kabulü ile davalının nakliye işini üstlendiğini, 15 Aralık 2015 'te davalı şirket ...'ın nakliyeye konu olan 3 palet üründen 1 paletin kayıp olduğunu belirttiğini, kaybolan palet hakkında ihracatçı firmadan ve alıcı firma olan müvekkilinden bilgi talep ettiğini, 16 Aralık 2015'te de kaybolan ürünün yanlış etiketlendiği ve hataen farklı bir adrese gönderildiğini, hatanın düzeltildiğini ve bu paletin iletileceğinin davalı tarafından müvekkili şirkete e-posta yoluyla bildirildiğini, gerçekte bir yanlış etiketlenmenin mevzu bahis olmadığını, iletilemeyen ürünlerin zayi olma durumunun davalı tarafından gizlendiğini. davalı şirketin 30 Aralık 2015 te gönderdiği e-posta ile "Yılbaşı ve Chrismas nedeniyle yoğunluk olduğunu" belirttiğini, 6 Ocak 2016'da gönderdiği bir e- postada da "claim (dava) sürecinin devam ettiğini, sigorta işlemlerinin başladığını" belirttiğini, müvekkili şirket tarafından 2 Şubat 2016’da e-posta yolu ile kaybolan ve iletilemeyen söz konusu palet, davalı şirket ...'a sorulduğunda; 11 Şubat 2016'da davalı şirketin "Dosya süreçlerinin uzun sürdüğü ve inceleme tamamlandığında dönüş yapılacağı, hukuk departmanı tarafından ilgilenildiği" şeklinde beyanda bulunduğunu, 23 Şubat 2016 tarihinde tedarikçi firma ...'in taşıyıcı davalı firma ...' a e-posla yoluyla taşımaya konu ürünlerin adları ve adedinin sorulduğunu, aynı gün davalı şirket ...'ın da kaybolan ürün değerinin 11.048,40 Amerikan doları olduğunu, halen bulunamadığını ikrar ettiğini ve ayrıca sigortaya başvurulduğunu beyan ettiğini, eksik bir paleti ...'ın bildirimi ile öğrenen müvekkili şirketin, kendisine iletilen paletler içindeki eksik ürünleri de 20 günlük makul süre içerisinde tespit ettiğini ve derhal e-posta yoluyla bunu davalı nakliye firması ...'a bildirdiği, yapılan bu ihtar üzerine 11 Nisan 2016, 25 Nisan 2016 ve 27 Nisan 2016 tarihlerinde, iletilen paletler içerisindeki eksik kalemlere ilişkin sigorta şirketine başvurulacağını ve buna ilişkin müvekkili şirketten sigorta şirketine gönderilmek üzere, beyanda bulunulmasının talep edildiğini, 11 Ekim 2016 tarihinde müvekkili şirket tarafından davalı şirketin son defa ihtar edildiğini, önceki ihtarlarda olduğu gibi bu ihtara da cevaben sürecin işlediği, gerekenin yapıldığı/yapılacağı vs gibi beyanlarda bulunulduğunu, son ihtardan itibaren işbu davanın açılmasına kadar aradan geçen yaklaşık 6 aylık sürede de hiçbir somut adım atılmadığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalması kaydıyla, kötü ifa nedeniyle müvekkili firmaca satın alınan ve ulaştırılamayan 11.048.40 Dolar değerindeki 2 palet ürün ile 1.264.26 Dolar değerindeki 2 kalem ürün tutarı olan toplam 12,312.66 Dolar zararın, dava tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Denizcilik ve İhtisas Mahkemesi (İstanbul 17. ATM) olduğunu, dava açılabilmesi için gereken bir yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiğini, davacının, müvekkilinin yalan beyanlarda bulunarak kendisini oyaladığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davanın esasına TTK 4. Kitapta açıklanan Deniz Ticareti hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davacının, sonradan kayıp olduğunu farkettiğini iddia ettiği iki kalem eşya için kanuni bildirim sürelerini geçirdiğini, müvekkilinin söz konusu eşyanın tazmini hususunda herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, mahkemece zayi edilen eşyadan müvekkilinin sorumlu olduğu kanaatine varılsa dahi, bu sorumluluğun TTK'da öngörülen sorumluluğu sınırlandırma hakkı hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davanın ... ve ... Sigorta A.Ş'ne ihbar edilmesi gerektiğini belirterek, davanın görev yönünden usulden reddine, davanın bir yıllık zamanışımı süresi geçtikten sonra açılması sebebiyle usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.