Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/2/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığı'na gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Marangoz olarak çalışan başvurucunun sol ikinci, üçüncü ve dördüncü parmakları 7/4/2012 tarihinde testereye çarparak kopmuştur. Olaydan hemen sonra saat 03'te Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Üniversite Hastanesi) giden başvurucuya ilk müdahalesi yapılarak yara yeri temizlenmiş, kopan parmaklar buz içine konularak İzmir'e sevki yönünde karar alınmıştır. (Başvurucunun beyanına göre sevk işlemi yapılmamış, kendisine nereye gitmesi gerektiği konusunda net bir cevap verilmemiştir.) Başvurucu, bu Üniversite Hastanesinden kendi imkânları ile ayrılarak saat 15'te Çanakkale Devlet Hastanesine (Devlet Hastanesi) gitmiş; (Başvurucunun beyanına göre Üniversite Hastanesi ambulans ile bu hastaneye sevk etmiştir.) ortopedi muayenesinde mikro cerrahi yapılamadığı için İzmir'e sevki önerilmiştir. Başvurucunun talebine karşın hava ambulansında gece görüş özelliği olmadığı belirtilerek hava yolu ile sevki sağlanamamıştır. Bunun üzerine başvurucu yine kendi imkânları ile saat 34'te İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine gitmiş, mikro cerrahi sırasının Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde olduğunun bildirilmesi üzerine 30'da bu hastaneye başvurmuştur. Anılan hastanede yapılan cerrahi operasyonun başarılı olmaması üzerine yeniden operasyon yapılarak parmakları alınmıştır. Başvurucunun parmaklarını kaybetmesi sonucunda Devlet Hastanesi tarafından%32 engelli olduğunu bildirir rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. Başvurucu, 2/8/2013 tarihinde Sağlık Bakanlığı, Ege Üniversitesi Rektörlüğü ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Rektörlüğü aleyhine İzmir İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açarak 000 TL manevi, 000 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkeme, idarelerin olayda kusuru olup olmadığının belirlenmesi ile varsa kusur oranının tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir. Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 12/6/2015 tarihli bilirkişi raporunda; başvurucuya Üniversite Hastanesi Acil Servisinde yaklaşık 1 saatlik zaman zarfında ilk müdahalesinin yapıldığı, ortopedi ve plastik cerrahi konsültasyonu istendiği ve ambulansla sevk kararı alındığı, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu belirtilmiştir. Aynı raporda başvurucunun Devlet Hastanesine kendi inisiyatifi ile geldiği, acil serviste yaklaşık 15-20 dakikalık zaman içerisinde ortopedi konsültasyonunun yapıldığı, sevk kararı alındığı, buna karşın başvurucunun hastaneyi terk ettiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca Ege Üniversitesi tarafından yapılan işlemlerde tıp kurallarına aykırılık görülmediği tespitine de yer verilmiştir. Mahkeme 2/12/2015 tarihinde davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinde, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen raporun hükme esas alındığı belirtilmiş ve bu rapora göre başvurucunun parmaklarını kaybetmesinde idarenin hizmet kusurunu gerekli kılacak koşulların bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, karara karşı temyiz yoluna müracaat etmiştir. Temyiz dilekçesinde; davalı idareler tarafından ambulans tahsis edilmediği, başvurucunun kendi rızası ile hastaneden ayrıldığı savunulmasına karşın bu iddianın dayanağı olacak belgelerin araştırılmadığı belirtilmiştir. Bunun yanında Üniversite Hastanesinde plastik cerrahi uzmanı bulunmaması ve ambulans helikopterde gece görüş özelliği olmamasının sonuca etkisinin tartışılmadığı ileri sürülmüştür. Bu karar, Danıştay Onbeşinci Dairesi (Daire) tarafından ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek 4/5/2016 tarihinde oyçokluğu ile onanmıştır. Karşı oy görüşünde; olayın gerçekleştiği mahalde mikro cerrahi uzmanının bulunmaması, sağlık kurumları arasındaki koordinasyon eksikliği, sunulan sağlık hizmetlerinde aksaklık olması nedenleriyle idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu ifade edilmiştir. Başvurucu bu karara karşı karar düzeltme talebinde bulunmuş, talebi inceleyen Daire 22/11/2016 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını manevi tazminat talebinin reddi yönünden bozmuştur. Kararın gerekçesinde; hava ambulansının gece görüş özelliğinin bulunmaması nedeniyle yalnızca gündüz saatleri ile sınırlı olarak kullanılabilmesinin hizmet kusuru teşkil ettiği, bu nedenle başvurucunun manevi zararının tazmini gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme tarafından bozma kararına uyulmuş ve 13/1/2017 tarihli kararla başvurucuya 000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir. Karar, Dairenin 24/5/2018 tarihli kararıyla onanmıştır. Davalı idarenin karar düzeltme istemi 19/2/2019 tarihli karar ile reddedilmiştir. Başvurucu 16/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Fındık Kılıçaslan, B. No: 2015/97, 11/10/2018, §§ 19-27; Cihan Beyribey, B. No: 2014/19450, 26/12/2018, §§ 23-28; Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24-