T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1044 - 2025/1236 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1044 KARAR NO : 2025/1236 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.07.2023 NUMARASI : 2021/304 Esas 2023/562 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 17.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 17…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1044 - 2025/1236 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1044 KARAR NO : 2025/1236 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.07.2023 NUMARASI : 2021/304 Esas 2023/562 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 17.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 17.11.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 17.08.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde tek taraflı-yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, davacının kaza esnasında eşinin kullanmış olduğu araçta kusursuz yolcu konumunda bulunduğunu, kaza neticesinde felç olarak ağır şekilde yaralanan davacının vücudunda birden fazla kırık tespit edilmiş olup, uzun süre tedavi gördüğünü, birden fazla cerrahi operasyon geçirdiğini, kazanın üzerinden uzun bir süre geçmesine rağmen hareket kabiliyetini kaybettiğini, eski sağlığına kavuşmasının söz konusu olmadığını, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti Kararı ile davalı tarafından yalnızca sürekli iş göremezlik zararı olarak 360.000,00 TL ödenmesine karar verildiğini, ancak davalı sigorta şirketi, sürekli iş göremezlik zararının yanında poliçede yer alan (sağlık gideri teminat limitleri dahilinde) 360.000,00 TL ye kadar bakıcı gideri zararından da ayrıca sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 11.06.2023 tarihli dilekçesi ile, alacağın 27.06.2019 tarihli temlikname ile ... tarafından ...'ye temlik edildiğine dair temliknameyi dosyaya ibraz ederek, temlike muvafakatları olduğunu belirtmiştir. Davacı (temlik alan) ... vekili 19.06.2023 tarihli dilekçesinde: 1.000,00TL olan bakıcı gideri talebini 359.000,00TL artırarak 360.000,00TL'ye çıkardıklarını bildirmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava konusu trafik kazası sebebi ile davalıya her hangi bir başvuru yapmadığını, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının maluliyetini kanıtlaması gerektiğini, bakıcı gideri yönünden davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu hususta sorumluluğun tamamen Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğunu, davacı için bakıcı giderinin hesaplanamayacağını, talebin reddi gerektiğini, davalı şirket aleyhine bir tazminata hükmedilecek ise, müterafik kusur durumunun araştırılması gerektiğini, davacı ile sigortalı araç sürücüsü ve işleteni arasında hatır taşıması olduğunu, aynı zamanda araç ticari yolcu taşıma aracı da olmadığını, bu durum sebebiyle tazminat hesaplanması halinde %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, ceza dosyası kapsamında uzlaşmanın olup olmamasının önem arz ettiğini, davacı taraf iş bu kaza sebebi ile tüm haklarını 21.10.2019 tarihli ve 2019/94537 esas sayılı hakem heyeti kararında belirtildiği üzere temlik sözleşmesi gereği ...'ye devretmiş olduğundan davacı tarafın iş bu davayı açma hakkının bulunmadığını, davacı tarafın faiz talebininde reddi gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat talebi olduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 21.10.2019 başvuru tarihi ve 2019/94537 Esas sayılı, 25.03.2020 karar tarih, 2020/15174 Karar sayılı kararında: başvurunun kabulü ile, 360.000,00TL sürekli iş göremezlik tazminatının 13.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketinden tahsiline karar verildiğinin anlaşıldığı, bilirkişiden alınan 13.01.2022 tarihli raporda kazayı yapan davacının eşi olan dava dışı sürücünün, tamamen asli kusurlu olduğunu, davacı yolcu ... dava konusu yaralandığı trafik kazasının oluşumunda koruyucu emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusurunun olup, bu kusur oranının ise mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiği, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı’nın 28.04.2022 tarihli raporunda sürücü ...’in %100 kusurlu olduğunun bildirildiği; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 16.09.2022 tarihli raporda: Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kişinin özür oranının %96 (yüzdedoksanaltı) olduğunu, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre vücut genel çalışma gücünden %100(yüzdeyüz) oranında kaybettiğini, sürekli iş göremezlik halinde kaldığını, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin 12. Maddesine (03.08.2013-28727 sayılı resmi gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olduğunun bildirildiği; aktüer bilirkişiden alınan 04.04.2023 tarihli raporda davacı lehine 6.546.955,11 TL sürekli bakıcı zararı hesaplandığ, raporun karar vermeye elverişli olduğu, %20 müterafik kusur indirimi uygulandığı durumda dahi zararın teminat limitinin üzerinde olduğundan, davalının sigorta teminat limiti ile sınırlı olarak bakıcı giderinden sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile 360.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının (hakem kararında belirtilen) temerrüt tarihi olan 13.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı temlik alana verilmesine,” karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; bakıcı giderinin sürekli sakatlık teminatı kapsamında olduğunu, sakatlık teminatı limitinin tamamının, sürekli sakatlık limiti kapsamında ödenmiş olması nedeniyle, limitinin tükendiğini bu nedenle davanın haksız olduğunu, Ankara 26. BAM kararının da bu yönde olduğunu, bakıcı giderinin de hatalı hesaplandığını, belgelendirilmeyen bakıcı giderinin brüt asgari ücret üzerinden hesaplanacağını, geçici bakıcı giderinden sorumluluklarının ise bulunmadığını, ayrıca geçici bakıcı giderinin de hatalı hesaplandığını, davacının hastanede kaldığı 54 günlük sürede bakımının hastanede gerçekleştiğinden bakıcı ihtiyacının olmadığını, Yargıtay içtihalarının da bu yönde olduğunu, bu nedenle 54 günlük sürenin dahil edilmeksizin hakkaniyetli bir hesaplama yapılması gerektiğini, hakkaniyet indiriminin limiti aşan zarardan değil limitten yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, Yönetmeliğe uygun şekilde yetkili kurumdan alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli bakıcı gideri istemine ilişkindir. Davacı ... vekili, trafik kazasında yaralanan davacının sürekli bakıma muhtaç kaldığını, 18.05.2021 tarihinde davacı ...'in arabulucuya başvurmasına rağmen tarafların anlaşmadıklarını, zararlarından teminat limiti ile davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek tazminat talep etmiş, davalı cevap dilekçesinde, davacının bakıcı giderinden kaynaklanan alacağını üçüncü kişiye temlik ettiğini aktif dava ehliyeti olmadığını ileri sürmesine rağmen mahkemece yargılamaya devam etmiş, yargılama sırasında dosyaya sunulan 27.06.2019 tarihli temlikname ile de alacak ...'ye temlik ediliğinden bahisle, temlik alan lehine davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir. İlk derece mahkemesi kararında, kamu düzenine aykırılık olması halinde taraflarca istinaf edilmemiş olsa dahi resen incelenebilir. Aktif dava ehliyeti, dava şartı olduğundan, arabulucuğa başvuran ve akabinde eldeki davayı açan ...'in aktif husumetinin bulunup bulunmadığı, aktif husumeti bulunmadığı durumda, dava açılması halinde HMK'nın 125. maddesinin uygulanma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. Hukuk yargılamasında, usul hükümlerinin uygulanması bir prosedür değil, gerekliliktir. Yargılamada usul kuralarının doğru şekilde uygulanması, yargılamada silahların eşitliği ilkesinin bir gereği olduğundan, Hâkim, usul hükümleri çerçevesinde, tarafların dava hakkının bulunup, bulunmadığını denetlemesi, yargılamayı da usul hükümleri çerçevesinde yerine getirmesi gerekir. Somut olayda, davacı ... vekili, 17.08.2018 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle, davacının sürekli bakıma muhtaç olduğundan bahisle eldeki davayı 18.05.2021 tarihinde, davacı adına yapmış olduğu arabuluculuk başvurusu sonrasında 18.05.2021 tarihinde açmıştır. Dava dilekçesinde de, aynı kazadan kaynaklanan davacının sürekli iş göremezlik zararlarına yönelik olarak Sigorta Tahkim Komisyonun 21.10.2019 - 2019.E.94537 başvuru tarihli, 25.03.2020 tarih- K-2020/15174 karar sayılı kararını eklemiş, ekli karara göre, davadaki aynı davacı vekilinin Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurarak ...'in alacağını temlik ettiğini bildirmesi üzerine, ... hakkında karar verildiği görülmüştür. Davacı vekili, davadan önce elinde temlik sözleşmesi olduğu ve davacı ...'in tüm alacak haklarını davadan önce tanzim edilen 27.06.2019 tarihli alacağın temliki sözleşmesiyle temlik ettiğini bilmesine rağmen, davacı ...'in bakıcı gideri olduğundan bahisle arabuluculuk başvurusunda bulunmuş, sonrasında yine alacağını temlik eden ... adına eldeki davayı açmış olduğu, yargılamanın devamı sırasında davacı ...'in sunduğu 27.06.2019 tarihli alacağın temliki sözleşmesine istinaden, temlik alan Hasan Çebi lehine karar verdiği görülmüştür. Usul hükümleri çerçevesinde, davacının aktif ehliyetinin bulunması halinde ya da kabul edilebilir bir hata durumunda usul ekonomisi açısından yargılamaya temlik eden hakkında devam edilebilir. Bu durum haricinde usul hükümlerinin uygulanması gerekir. HMK'nın 125. maddesinde"(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür. (2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. (Ek cümle:22/7/2020 7251/11 md.) Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur." denilerek, dava konusunun ancak davadan sonra temlik edilmesi halinde uygulanacağı düzenlemiş olup davadan önce yapılan temlikler açısından ilgili düzenlemenin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Diğer bir deyişle, davacının dava tarihinden önce sona eren hakkına rağmen açtığı davada, davadan önce alınan temliknameye istinaden, temlik alan davaya devam edemeyecektir. Davadan haberdar olan temlik alan ancak, önce davalı sigortaya başvuru, akabinde arabuluculuk yoluna başvuru ve sonrasında HMK'nın 65. Maddesindeki düzenlemeye istinaden, dosyamız davacısını ve davalısını taraf göstermek suretiyle ve harcını da ikmal ederek davaya asli müdahalede bulunarak (asli müdahale davası açarak) kendisi lehine karar verilmesini talep edebilecektir. Eldeki dosyada, davacı ... vekili, dosyaya sunduğu temlik sözleşmesi ile gerek arabuluculuk başvuru tarihinden, gerekse de dava açılış tarihinden önce alacağın devri sözleşmesi ile ...'ye temlik ettiğini belirttiğinden, TBK'nın 183 ve devamı maddeleri gereğince, alacağı talep etme hakkı bulunmadığından, (temliknamenin de, Sigortacılık Kanununda devir yasağına ilişkin yapılan düzenlemeden önce yapıldığı da gözetildiğinde) davacı ... hakkındaki davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilerek, alacağı temlik alan yönünden ise temlikin yargılama sırasında gerçekleşmemiş olması, davadan önceki temlike dayalı talebin de , usulüne uygun şekilde harç yatırılarak dava olarak (asli müdahale hükümlerine ilişkin olarak) açılmamış olması nedeniyle temlik eden yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, usulü hükümlerine aykırı şekilde davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç bulunmamasına göre kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm tesisine, buna göre davacı ...'in davasının, dava tarihinden önce tazminat alacağını temlik etmiş olduğundan aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, temlik alan ...'nin talebi yönünden ise usulüne uygun açılan bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 12.07.2023 tarih, 2021/304 Esas 2023/562 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1- Davacı ...'in davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Temlik alan ...'nin talebi yönünden ise usulüne uygun şekilde harç ikmal edilerek açılan bir dava bulunmadığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 651,40 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 556,10 TL'nin davalı ...'den alınarak hazine irat kaydına, 4-Temlik alan ... tarafından yatırılan ıslah harcının isteği halinde iadesine, 5-Davacı ve temlik alan ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 6-6102 sayılı TTK 5/A maddesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11, 13, 14. maddleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri Uyarınca Hesaplanan Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacı ...'den alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, davacı ... tarafından kararın ıslah edilmemiş olduğu, temlik alan tarafından yapılan ıslahın da davacı ... aleyhine yorumlanamayacağı nazara alınarak, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalıya verilmesine, 8-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırına iadesine, II- İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf başvuru harcı ve 150,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 888,00 TL'nin davacı ...'den alınarak davalıya ödenmesine, 3-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/777 D.İş 2023/793 K. Sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 5. Genel İcra Müdürlüğünün (Kapatılan Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2023/21046 Esas) dosyasındaki 665.000,00 TL teminat mektubunun yatırana iadesine 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 17.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.