Başvuru, Başbakan a yönelik sözler nedeniyle verilen adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Başbakan'a yönelik sözler nedeniyle verilen adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 1990 doğumlu olan başvurucu olay tarihinde üniversite öğrencisidir. 18/12/2012 tarihinde başvurucunun da aralarında bulunduğu bazı kişiler, Göktürk-2 uydusunun uzaya fırlatılması nedeniyle Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Yerleşkesi’nde düzenlenen törene ilgili dönemde başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımını protesto etmek istemiştir. Anılan kişilerle güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmıştır. Protesto olayları ile ilgili olarak gözaltına alınan şahısların 22/12/2012 günü Ankara Adliyesine sevk edilmesi sırasında şüphelilere destek vermek amacıyla Ankara Adliyesi civarında toplanan grup adına başvurucu bir açıklama yapmıştır. Açıklamanın başvuru konusu olayla ilgili kısmı şu şekildedir:"Arkadaşlar bugün arkadaşlarımızın düzmece bir operasyonla alınışı zafere sonuçlanmıştır ama bu geçici bir zaferdir. Bu kavga Tayyip Erdoğan'ın zapt edilecek bir kale olarak bellediği ODTÜ'de tokat yemesi ve bunun karşılığında intikam hırsıyla kudurmuş bir köpek gibi öğrencilere saldırmasına karşı atılmış ikinci bir tokattır. Bugün burada mücadelemizin meşruluğu ve haklılığı sayesinde ve tüm toplum nezdinde şu an birazdan aramıza gelecek arkadaşlarımızın verdiği kavganın haklı olması meşru olması sayesinde arkadaşlarımızı almış bulunuyoruz. Ama burada bir kere daha haykırmak gerekiyor ki üniversitelerde mücadelede bu ülkede mücadele kavga bitmemiştir. Daha yeni başlamıştır. ODTÜ'de yakılan ateşin etrafa sıçradığı müddetçe bu kavga büyümeye ve AKP diktatörlüğünü ve uyduruk padişahlığı bu ülkeden silip atmaya, üniversiteleri yeniden gençliğin geleceğini yeniden kurmanın fitilini ateşlemenin ilk adımını attığımız bu günlerde mücadele kararlılığıyla zafer sarhoşluğuna düşmeden ve saldırılann devam etmesini öngörerek mücadelemizi büyüterek devam etme iradesiyle ayrılmak zorundayız." İlgili dönemdeki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ODTÜ'de yaşanan olaylarla ilgili aşağıdaki açıklamaları yapmıştır.25/12/2012 tarihli açıklama"Demokrasilerde eleştirilerin olmasının en doğal hali olduğunu o programda da ifade ettim. Fakat eleştiri hiçbir zaman gücünü şiddetten almamalıdır. Eğer şiddetten alıyorsa onu savunan kim olursa olsun ben bir başbakan olarak onun karşısına dikilirim. Bu bir rektör akademisyen kim olursa olsun. Bir rektör elinde demir bilyeleri polisine atmayı öğretmez. Aynı şekilde okulun içinde araba lastiklerini yakmayı da gerektirmez. Sırtlarındaki çantayla molotofla terör estiremez. Bir öğrenci üniversiteyi terör alanına çeviriyorsa ve farklı üniversiteden gelenlerle böyle bir eylemi gerçekleştiriyorsa kimse bunu bir protesto olarak değerlendiremez. Bunu söyleyenler bana göre o mesleğe bıraksınlar ve şiddetten güç alan birileri olarak meydana çıksınlar. Akademisyenler bu ülkeyle neler katabileceğini anlatsın. Yoksa sapan demir bilye ile oraya gel lastikleri yak, molotoflarla saldır, sonra güvenlik güçlerinin orada durusundan rahatsız ol. Güvenlik güçlerimiz görevlerini yapmıştır. Bende güvenlik güçlerimi başarılarından dolayı kutluyorum, tesekkür ediyorum. Öğretmenleri akademisyenleri de kınıyorum."27/12/2012 tarihli açıklamaBen bu eylemlere karışan öğrenciler ya da sözde öğrenciler konusunda onların sırtını sıvazlayan hocalar, üniversite yönetimleri konusunda söyleyeceklerimi çeşitli vesilelerle söyledim. Ancak burada üzerinde hassasiyetle durulması gereken başka bir konu var. 10 gündür işte o medya kuruluşları şiddet uygulayan bu göstericilerin sırtını sıvazlıyorlar, 10 gündür sosyal medyada, televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında bunların avukatlığı yapılıyor. 10 gündür bu şiddet içerikli gösteri adeta kutsanıyor...Sadece olayda demir leblebi atmak yok. Sırtlarda, çantaların içinde kilit taşları, bunun yanında molotoflar, o da geç bir taraftan da kampüsün içinde otomobil lastikleri yakılıyor. Bu üniversitenin kampüsünün içerisinde otomobil lastikleri yakılıyor. Şimdi ben merak ediyorum; bu okulun yönetimi, akademisyenleri, bu öğrencilere bu işi mi öğrettiler? Nasıl sapan kullanılır, hangi cins kullanılır? Veya araba lastikleri ne zaman, hangi ortamda, nasıl yakılır? Veya molotof nasıl yapılır, kimlere nasıl atılır? Bu mu öğretildi bunlara? Biz de öğrencilik yaptık, biz kimsenin burnunu kanatmadık. Öyle yetiştik, geldik" Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun açıklamasında geçen "Bu kavga Tayyip Erdoğan'ın zapt edilecek bir kale olarak bellediği ODTÜ'de tokat yemesi ve bunun karşılığında intikam hırsıyla kudurmuş bir köpek gibi öğrencilere saldırmasına karşın atılmış ikinci bir tokattır." şeklindeki sözlere karşı kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçlamasıyla iddianame düzenlemiştir. Yargılamayı yapan Ankara Asliye Ceza Mahkemesi başvurucunun 080 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:"... sanığın ... 'Bu kavga Tayyip Erdoğan'ın zapt edilecek bir kale olarak bellediği ODTÜ'de tokat yemesi ve bunun karşılığında intikam hırsıyla kudurmuş bir köpek gibi öğrencilere saldırmasına karşın atılmış ikinci bir tokattır' şeklinde beyanda bulunduğu, dosyada mevcut tüm tutanak ve belgelerden ve savunmadan anlaşılmış olmakla; sanığın sübut bulan suç tarihinde kamu görevi yapan görevli Başbakan'a görevinden dolayı hakaret suçunu işleyiş biçimi, sanığın güttüğü amaç ve saiki dikkate alınmış, ...adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ancak sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizce olumlu kanaate varıldığı anlaşılmakla, sanığın 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına ve hakkında verilen hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurma gereği hasıl olmuştur..." Başvurucunun anılan karara itirazı 22/5/2015 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 9/6/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hakaret" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkralarışöyledir:"(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.... (3) Hakaret suçunun;a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,...İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz."B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk kaynaklarının derli toplu verildiği bir karar için Kemal Kılıçdaroğlu (B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §§ 29-35) kararına bakılabilir.