T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1328 - 2025/1439 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1328 KARAR NO : 2025/1439 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/10/2024 NUMARASI : 2023/370 Esas 2024/686 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 20/11/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 20/11/2025 Mahalli mahkemesince verile…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1328 - 2025/1439 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1328 KARAR NO : 2025/1439 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/10/2024 NUMARASI : 2023/370 Esas 2024/686 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 20/11/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 20/11/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ... kaza tarihi olan 02/03/2023 tarihinde Bolu ili sınırları içinde bulunan otoban üzerinde kurulu Elmalık Köyü sınırları içinde bulunan ... Dinlenme Tesisleri’nde kendisine ait ... plakalı aracı ile çıkışa doğru seyir halindeyken, davalılardan İç İşleri Bakanlığı-Bolu Emniyet Müdürlüğü adına kayıt tescilli ve diğer davalı sigorta şirketine ZMMS Poliçesi ile 27/11/2022-2023 tarihleri arasında sigortalı bulunan ... plakalı resmi otoyol polis aracı, sürücüsü ... yönetiminde iken, sürücünün geri manevra sırasında yolu kontrol etmeden, kurallara aykırı olarak park alanından yola ani bir biçimde geri geri çıktığını, davacının her ne kadar aracını ani manevra ile sola direksiyon tedbiri alarak tehlikeyi savuşturma gayreti içine girmişse de, davalı taraf aracının hızla ve tehlikeli geri manevrası sonucunda kaza meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün KTK 84. maddelerini ihlal etmekle asli kusurlu olduğunu belirterek, şimdilik 300,00-TL değer kaybı, 200,00-TL araç yoksunluğu gideri ve 500,00-TL hasar onarım bedeli olmak üzere toplam 1.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketinin sorumluluğu ZMMS poliçesi ile sınırlı olmak ve araç yoksunluğu gideri hariç olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava öncesi davalı şirkete usulüne uygun bir başvurunun olmadığını, davalının sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, araçta değer kaybı bulunmadığını, anlaşmalı servisin sigortalıdan onay almadan hiçbir işlem gerçekleştiremeyeceği gibi, eksper ile servis arasındaki iskontonun ise, başvuran tarafın lehine olup başvuran onay verdikten sonra, davalı şirketten iskonto farkının talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacı yanın KDV dahil hesap üzerinden hüküm kurulması talebinin hatalı olduğunu, davacı tarafından davalı şirketin yokluğunda yaptırdığı tespitin delil niteliğinin bulunmadığını, istenilmesi gereken faiz talebinin yasal faiz olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle yargı yolu ve görev ve yetki nedeniyle reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı talebinin zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden de reddini talep ettiklerini, kazanın Ankara-İstanbul Otoyolu Bolu ... Dinlenme Tesisleri içi ... akaryakıt istasyonundan İstanbul istikametine doğru seyir halinde olan ... plakalı ve davacı kontrolünde olan araç, ... ... Lokantası önüne geldiğinde aracının sağ ön tarafı ile, park halinden geri manevra ile yola çıkan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı Otoyol Trafik Polisi aracına sol arka taraftan çarpması sonucu meydana gelen iki taraflı maddi hasarlı trafik kazasına ilişkin olduğunu, söz konusu maddi hasarlı trafik kazası tamamen davacının kusuru nedeni ile meydana geldiğini, idarenin kusuru ve dolayısıyla sorumluluğu, iddia edilen zararla illiyet bağı bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, dosyada mevcut 02/03/2023 tarihli Kaza Tespit Tutanağı'nda, "...02/03/2023 günü saat 13.50 sıralarında Bolu İli Ankara - İstanbul Anadolu Otoyolu ... Dinlenme Tesislerinde meydana gelen çift taraflı maddi hasarlı trafik kazasının yapılan incelemesinde, ... Dinlenme Tesisleri içi ... Akaryakıt İstasyonundan İstanbul istikametine doğru seyir halinde olan ... plakalı otomobil sürücüsü ..., ... ... Lokantası önüne geldiği esnada aracının sağ ön tarafı ile park halinde geriye doğru manevra ile yola giriş yapan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otoyol trafik polisi aracının sol arka tarafına çarpması sonucu çift taraflı maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği görülmüştür. Kaza sonucu ... plakalı otoyol trafik polisi aracının sol arka, bagaj ve tampon kısımlarında ... plakalı aracın ise sağ ön kısmında maddi hasar meydana gelmiş olup her iki aracın sürücü ve yolcu hava yastıklarının açılmadığı tespit edilmiştir. Kazanın oluşumunda ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in 2918 S.K.T.K.nın da belirtilen kusurlardan 52/1-B maddesinde yazılı (aracının hızını aracın yük ve teknik özelliğine görüş yol ve hava trafik durumunun gerektirdiği şartlarda uyduramamak) kuralını ihlal ettiği, ... plakalı araç sürücüsü ...'in ise herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır..." denildiği, mahkemece yapılan kusur değerlendirmesinde, kaza sonrasında tutulan Trafik Kazası Tespit Tutanağı ile 14/11/2023 tarihli bilirkişi kök ve 01/02/2024 tarihli ek rapor arasında çelişki olduğu anlaşılması üzerine, çelişkilerin giderilmesi amacıyla Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'ndan alınan 28/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacı sürücünün meydana gelen kazada otomobili ile seyir halinde iken mahal şartlarını dikkate alarak yola gereken tedbirini vermesi, sağ önde manevra yapan otomobile karşı etkin fren ve direksiyon tedbirini alabilmesi gerekirken bu hususa riayet etmemesi nedeniyle tali kusurlu, sigortalı araç sürücüsünün ise otomobille geri manevra yaptığı süre boyunca gerisini kontrol altında bulundurması gerekirken bu hususa riayet etmemesi nedeniyle asli kusurlu olduğunun belirtildiği, bu rapor mahkemece dosya kapsamına uygun görülmekle hükme esas alındığı, hasar bedeli yönünden hükme esas kök ve ek bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere, davacıya ait aracın kaza esnasında sağ ön kısmından hasarlanması, sunulan ekspertiz raporundaki hasar bedelinin KDV dahil 192.905,72 TL olduğu ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğunun kabul edildiği, yine değer kaybı yönünden de aracın kaza öncesinde ve sonrasındaki reel değer kaybına yönelik olarak yapılan hesaplama ve kusur tenzili sonucu davacı talebi doğrultusunda talebin kabulüne karar verildiği, yine araç mahrumiyet bedeli yönünden de davaya konu kaza sebebiyle araçtaki hasarın giderilmesi için gereken makul onarım süresi içinde emsal nitelikteki bir aracın (davacı tarafından kaza olmasaydı dahi yapılması gereken yakıt vs gibi zorunlu giderler indirildikten sonra) araç mahrumiyeti bedelinin tespitine yönelik rapor da hükme esas alınarak ve kusur tenzili yapılmak suretiyle; "1-Davanın kabulü ile hasar bedeli tazminatı olarak 135.033,00 TL, değer kaybı tazminatı olarak 63.000,00 TL toplamı olan 198.034,00-TL’nin davalı ... Sigorta A.Ş’nin tazminatın 120.000,00 TL’sinden sorumlu olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, alacağa davalı ... yönünden 02/03/2023, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ise 29/03/2023 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 2-Araç mahrumiyet bedeli tazminat talebinin kabulü ile, 12.592,00 TL tazminatın davalı ...’ndan tazmini ile davacıya verilmesine alacağa 02/03/2023 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; gerekçeli kararda, müvekkil Bakanlık adına kayıtlı araç sürücüsünün yüzde 70 kusurlu sayıldığı şekilde hesaplama yapıldığını, dosyada mevcut kusur oranı içerir raporlar arasında ciddi çelişki mevcut olduğunu ve bu çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, müvekkil Bakanlık adına kayıtlı araç sürücüsünün Kaza Tespit Tutanağında kusursuz bulunduğunu, ardında huzurda görülen davada yargılama aşamasında bilirkişi raporuna göre %25 kusurlu olduğunun mütalaa edildiğini, kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporundaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyaya kazandırılan Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 28.05.2024 tarihli kusur raporunda %70 kusurlu olduğu tespit edildiğini, raporlar arasında fahiş kusur farklılıkları olması sebebiyle dosyanın tekrardan incelenmesi için kusur incelemesi yönünden Adli Tıp Kurulu'na gönderilmesi yönündeki talepler dikkate alınmadan %70 kusur oranı üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, araçta hasar bedeli tazminatı ve değer kaybı tazminatı olarak hesaplanan rakamlar fahiş olup gerçeği yansıtmadığını, rayiç değeri çok yüksek tutularak hesaplama yapıldığını, ayrıca gerekçeli kararda hükmedilen faiz başlangıç tarihinin de kabul edilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; dava yetkisiz yerde açıldığından reddi gerekmekteyken hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin adresinin dava dilekçesinden de görüleceği üzere İstanbul ili Kadıköy ilçesinde bulunduğunu, hal böyle iken, haksız fiilden kaynaklı iş bu davanın Bursa Mahkemeleri değil davaya bakmaya yetkili olan İstanbul Mahkemelerinde açılması gerektiğini, Bölge Müdürlüğü'nün şube olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekmekteyken hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla araç hasarına ilişkin iskontosuz ve KDV dahil bakiye araç hasarı hesaplamasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla araçta değer kaybı bulunmadığından yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi gerektiğini, kusur raporunu kabul etmediklerini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davalılar vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, HMK’nın 355. maddesi kapsamında, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, araç hasarı, araç değer kaybı ve araç mahrumiyet zararının tazmini istemine ilişkindir. Başvuru koşuluna ilişkin olarak, davalı sigorta vekili KTK'nın 97. maddesine uygun başvuru yapılmadan dava açıldığını ileri sürerek, kararı istinaf etmiş ise de, 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesi 26/04/2016 tarih, 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 14/04/2016 tarih 6704 sayılı kanunun 5. maddesi ile değiştirilmiş maddede; "Zarar görenin, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." hükmü getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile zarar görenlerin dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvurmasının gerekli olduğu, başvurudan itibaren sigorta kuruluşu en geç 15 gün içinde yazılı olarak cevap vermez ya da verilen cevap zarar görenin talebini karşılamaz ise zarar gören dava açabileceği gibi, Sigorta Tahkim Komisyonu'na da başvuru yapabilir. Düzenlemede yazılı başvurunun yapılmış olması yeterli görülmüş, sigortanın temerrüdünü düzenleyen 99. maddeye atıf yapılmamış, başvuruda bulunması gereken evraka ilişkin bir düzenleme getirilmemiştir. Somut olayda; davacı tarafından, davalı sigorta şirketi hakkında ZMMS kapsamında açılan davada, davalıya başvuru sonrasında dava açıldığı anlaşılmış olmasına göre, davalı vekilinin dava şartı bulunmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmiştir. Yetkiye ilişkin olarak, haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava; genel yetki hükümlerince davalının yerleşim yeri mahkemesinde (HMK m. 6), davalı sayısı birden fazla ise, bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde (HMK m. 7/I), aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMMS Genel Şartlarının C.7. maddesinde de, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Dairemiz tarafından Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2018 tarih 2017/17-1092 E- 2018/463 K. sayılı ilamı gereğince; zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketine karşı açılan davalarda sigorta şirketlerinin bölge müdürlüklerinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkisi ile ilgili bölge müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde yasal bir düzenlenme bulunmadığı, kanunda bulunmayan bir düzenlemenin yorum yolu ile genişletilemeyeceği, bölge müdürlüklerinin bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili mahkeme olarak kabul edilemeyeceği yönünde karar verilmekteyken, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1087 E. - 2020/125 K. sayılı 11.02.2020 tarihli ilamında; "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun görevli ve yetkili mahkemeyi düzenleyen 110. maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartlarının C.7 maddesinde de yetkili mahkemeler belirlenmiş, Kanundaki yetki kuralı aynen tekrar edilmiştir. Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik’in 10. maddesinde, şirketlerin bölge müdürlükleri ve şube açmak suretiyle yurt içinde teşkilatlanmasının, yurt dışında şube veya temsilcilik açması ilgili diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla serbest olduğu, ancak bu şekilde faaliyete başlanmasını ve faaliyetin sona erdirilmesini müteakip bir ay içinde şirketçe Müsteşarlığa bildirimde bulunulması gerektiği düzenlenmiştir. Mevcut bu düzenleme dikkate alındığında Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca bölge müdürlüğü yapılanmasına izin verilmiş, genel müdürlük ile şube ve acenteler arasında bölge müdürlüğü adında bir yapılanmanın kurulabileceği kabul edilmiştir. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2017 tarihli ve 2017/17-1110 E., 2017/860 K. sayılı kararında da benimsenerek davacı vekilinin davayı sigortacının bir acenteden daha yetkili olan Bölge Müdürlüğü’nün bulunduğu Bursa ilinde açtığı gözetilerek mahkemece yetki itirazının reddi ile işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir" denilmiştir. Somut olayda, davacının ikametgahı Ankara olup ve davalı İçişleri Bakanlığının da Ankara’da bulunması, Ticaret Sicili gazetesinde yapılan araştırmadan davalı sigorta şirketinin Ankara’da bölge müdürlüğünün bulunduğu ve davanın yetkili mahkemede açıldığının anlaşılmasına göre, bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde bulunmamıştır. Kusura ilişkin olarak, kaza tespit tutanağı düzenleyen görevliler kazanın oluşumunda ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda belirtilen kusurlardan 52/B-1maddesinde yazılı kuralı ihlal ettiğini, ... plakalı araç sürücüsü ...'in ise herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığı kanaatini bildirmiştir. Dosyada alınan bilirkişi raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'in, meydana gelen olayda % 75 (Yüzdeyetmişbeş) oranında KUSURLU olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in meydana gelen olayda %25 (Yüzdeyirmibeş) oranında KUSURLU olduğu, görüş ve kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Ankara Grup Başkanlığı'ndan alınan raporda ise, sürücü ...’in, idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken mahal şartlarını da dikkate alarak yola gereken dikkatini vermesi, sağ önünde geri manevra yapan otomobile karşı etkin fren ve direksiyon tedbiri alabilmesi gerekirken bu hususlara riayet etmemiş olup, otomobilin ön kısımları ile sağ önünden geri manevra yapan otomobilin arka kısımlarına çarpması sonucu meydana gelen kazada %30 (yüzde otuz) oranında tali kusurlu olduğu, sürücü ...’in, idaresindeki otomobile ile geri manevra yaptığı süre boyunca gerisini kontrol altında bulundurması gerekirken bu hususlara riayet etmemiş, kontrolsüzce geri manevra yaparak gerisinden düz seyir eden otomobilin seyir alanına girmesi sonucu meydana gelen kazada % 70 (yüzde yetmiş) oranında asli kusurlu belirtilmiş olup, bu raporun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır. Mahkemece dosyaya alınan kusur raporlarının da değerlendirilmesi suretiyle çelişkilerin giderilmesi amacıyla İTÜ Öğretim Üyelerinden veya Karayolları Fen Heyeti üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden oluşan heyetten kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderici mahiyette ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması ve kusur durumunun netlikle belirlenmesi gerektiğinde hesap bilirkişisinden ek rapor alınması suretiyle oluşacak sonuca göre, karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/10/2024 tarih, 2023/370 Esas - 2024/686 Karar sayılı kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, davalılar vekillerinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalılara iadesine, 4- İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.