6. Hukuk Dairesi 2022/4794 E. , 2023/4190 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/763 E., 2022/736 K. DAVA TARİHİ : 22.12.2020 HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/644 E., 2021/260 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine,…
**6. Hukuk Dairesi 2022/4794 E. , 2023/4190 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/763 E., 2022/736 K. DAVA TARİHİ : 22.12.2020 HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/644 E., 2021/260 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat Mehmet Ay'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01.02.2016 tarihli sözleşme aktedildiğini, 19.02.2016 tarihinde işe başlamak üzere yer teslimi yapıldığını, işin devamı sırasında 17.11.2016 tarihinde, açık ocak maden sahasında aşırı yağıştan kaynaklı heyelan meydana gelmesi sonucu, ocaktaki üretim faaliyetinin fiilen durduğunu, Enerji Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün 02.12.2016 sayılı yazısıyla üretim faaliyetinin resmen de durdurulduğunu, mücbir sebep nedeniyle işin yapılmasının imkansız hale gelmesinin sonucu olarak 17.03.2017 tarihli protokol ile taraflar karşılıklı mutabakat sonucu sözleşmeyi fesih ve işi tasfiye ettiklerini, müvekkilinin davalı şirket nezdinde bulunan ve sözleşme gereği hak edişi olan bedelin bir kısmı ödendiğini, 600.000,00 TL'lik kısmı nakit teminat olarak davalı şirkette tutulduğunu, söz konusu protokolde bu teminatın müvekkil şirketin işçilerinden dolayı ana yüklenici olan davalı şirket risklerine karşılık tutulduğu belirtilmiş ve müvekkil şirketin aynı bedelle en az 1 yıllık banka teminat mektubu sunması halinde nakit teminatın iade edileceği taahhüt edildiğini, söz konusu bir yıllık sürenin üzerinden uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen davalı şirket haksız ve kötüniyetli olarak müvekkilin nakit teminatını iade etmediğini, Adana 11. Noterliğinin 14212 yevmiye sayılı ve 17.06.2020 tarihli ihtarnamesi ile nakit teminatın iadesi talep edilmiş olmasına rağmen davalı tarafın Ankara 58. Noterliğinin 18155 yevmiye numaralı ve 10.07.2020 tarihli cevabi ihtarnamesiyle şimdiye kadar işçilik alacaklarından kaynaklı olarak icra dosyalarına yapılan ödemeler neticesinde nakit teminatın 425.610,94 TL bakiyesinin kaldığını, Şirvan Asliye Hukuk Mahkemesinde derdest olan 12 adet işçilik alacağı konulu davanın riskinin devam ettiğini, ayrıca işçilik alacaklarının 5 ve 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, bu sürelerin dolmadığını belirterek nakit teminatı iade etmeyeceğini bildirdiğini belirterek haksız olarak davalının elinde tuttuğu 600.000,00 TL’lik alacağının şimdilik 10.000,00 TL'sinin temerrüt tarihi 17.03.2018’den itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin; kesin teminatın düzenlendiği 10.2. maddesinde; “Yükleniciye yapılacak her ödemenin %10’luk kısmı sözleşmenin nakit teminatı olarak iş sahibince tutulacaktır.” hükmünü içerdiğini, bu madde kapsamında davacının hak edişlerinden toplam 593.601.26 TL nakit teminat kesildiğini, davacı şirketin sözleşme kapsamında iş yerinde çalıştırdığı işçilerden; dava açanlara karşı ödemeler yapıldığını, buna göre ödeme miktarının 321.185,06 TL olup halen devam etmekte olan davalardaki işçilik alacak toplamı 406.671,39 TL olduğunu, bu miktarlara faiz, vekalet ücreti ve yargılama gideri ayrıca ilave edileceğini, ayrıca zaman aşımı süresince davalar açılabileceğini, bu durumda davacı şirketin kalan 321.185,6 TL nakdi teminatının çok üzerinde ödeme yapılması gerekeceğini, sözleşmenin kesin kabulü düzenleyen 21. maddesinde ; “Her türlü işçilik alacaklarının ve SGK’ ya olan borçlarının ödendiğine dair belgelerin iş sahibine eksiksiz olarak ibrazı halinde nakit kesin teminat iade edilecektir" hükmü gereğince, davacı şirketin sözleşme kapsamında iş yerinde çalıştırdığı işçilerin tüm alacaklarını ödediğine dair belgeyi müvekkil şirkete veremediğini, davacının çalıştırdığı işçilere davalı tarafından yapılan ödemeler ile açılan davalar nedeniyle tespit edilen alacaklar birlikte gözetildiğinde, nakdi teminatının iadesi için gerekli koşullar oluşmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin kesin kabulü düzenleyen 20. maddesinde ; “...Her türlü işçilik alacaklarının ve SGK’ ya olan borçlarının ödendiğine dair belgelerin iş sahibine eksiksiz olarak ibrazı halinde nakit kesin teminat iade edilecektir" hükmüne yer verildiği, Fesih ve İbra protokolünün son paragrafında; nakit teminatı " C-3 Çalışanlarının işçilik alacaklarından sözleşme gereğince tamamen ve yalnızca C-3 sorumlu olduğundan, ibralaşma sonrası dönemde bunların Park'tan tahsil edilmesi riskine karşılık Pak'ta tutulmaktadır. C-3'ün nakit teminat bedeli karşılığı en az bir yıl süreli banka teminat mektubu sunması koşulu ile nakit 600.000,00 TL teminat C-3'e iade edilecektir." düzenlemesinin bulunduğu, davalının, davacı alt işveren döneminde çalışan işçilerin işçilik alacakları ile ilgili açtığı davalardaki karar ve icra takipleri örneklerini dosyaya sunulduğu, halen derdest davalar olduğu ve bir kısım işçilerin zamanaşımı süresince dava açmalarının muhtemel olduğu, toplanan bu delillerden; taraflar arasında yapılan 01.02.2016 tarihli sözleşmenin kesin kabulü düzenleyen 20. maddesinde; her türlü işçilik alacaklarının ve SGK'ya olan borçların ödendiğine dair belgelerin iş sahibine eksiksiz olarak ibrazı, yüklenicinin iş sahibine herhangi bir borcunun bulunmaması halinde ve diğer şartlarında gerçekleşmesi halinde kesin kabulün yapılacağının belirtildiği, bu hükme göre işçilik alacaklarından alt işveren konumundaki davacının sorumlu olduğu ve borcunun bulunmadığını her türlü işçilik alacağını ödendiğine ilişkin belgelerin ibraz etmesi gerektiğini, sözleşmenin bu maddesine uygun fesih ve ibra protokolünün son bendinin de benzer olduğu, işçilik alacaklarının davacı şirketle olup bu nedenle 600.000,00 TL'lik nakit teminat kesildiğini davacının kabul ettiği, davalı şirketin işçilerin açtığı davalarla davalılar kapsamında dava ve icra dosya örneklerini ibraz ettiği ve halen derdest davalar olduğu, sözleşme ve fesih protokolündeki teminatın iade şartları oluşmadığı, zamanaşımı süresincede işçilerin davalar açabileceği belirtilerek teminat iade şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin delilleri toplamadan karar verdiğini, delillerinde bildirdikleri mahkeme dosyalarını getirtip incelemediğini, davalının, davacının sorumlu olmadığı işçilik ücretleri nedeni ile davacı teminatını elinde tuttuğunu, fesih ve ibra sözleşmesinde teminat süresinin 1 yıl olarak belirlendiğini, bu sürenin de 17.03.2018 tarihinde dolduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının fesih protokolünde nakdi teminatın iadesi için öngörülen koşulları gerçekleştirmediği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde sözleşmenin 20. maddesini gerekçe gösterdiği fakat sözleşmenin feshedildiği, delillerinin toplanmadığı, işçi davaları ile ilgili dava dosyalarının celp edilmediği, dosyaların getirilmesi halinde kesintinin haksız olarak iade edilmediğinin kanıtlanacağı, hiçbir zaman davacıda sigortalı olmayan, kuvvetle muhtemel başka projelerde çalıştırılan işçilerin tazminatlarının da müvekkilden kesildiği, İbra ve Fesih protokolü gereği nakdi teminatın bir sene boyunca tutulmasının mümkün olduğu, bu anlamda banka teminat mektubunun müvekkil tarafından sunulamamasının teminatın süresiz bir şekilde tutulmasını haklı kılmayacağı, davacının işin bitmesini müteakip ödemesi gereken hiçbir SGK borcu bulunmadığı, davalı tarafın yaptığı kesintilere dayanak olarak gösterdiği yargılamalarda davacıya herhangi bir ihbar yapılmadığı, davacının yargılamalara dahil edilmediği, bu nedenle söz konusu kesintilerin haksız olduğu, davalının zamanaşımı süresi boyunca teminatı elinde bulundurabileceğine ilişkin gerekçenin, hukuk ve hakkaniyet ilkeleriyle açıklanamayacağı, ibra ve fesih sözleşmesi uyarınca teminat süresinin 1 yıl olduğu bu sürenin 17.03.2018 tarihinde sona ermesine rağmen teminatın davalı uhdesinde tutulmasının hatalı olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup sözleşme gereği kesilen nakdi teminatın iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 17.03.2017 tarihli Fesih ve İbra Protokolünün son paragrafındaki düzenlemenin, nakti teminatın ya da nakti teminat yerine verilecek teminat mektubunun bir sene sonra iade edileceği düzenlemesini içermediğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddine karar verilmiştir. 2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Taraflar arasında 01.02.2016 tarihli Siirt Madenköy Bakır İşletmesi Dekapaj ve.... Üretimi İşi konulu sözleşme imzalandığı, taraflarca 17.03.2017 tarihli protokol ile de karşılıklı mutabakat sonucu sözleşmenin feshedilerek işin tasfiye edildiği, protokolün son paragrafında "C3'ün 600.000,00 TL'lik nakti teminatı, C3 çalışanlarının işçilik hakkı alacaklarından Sözleşme gereğince tamamen ve yalnızca C3 sorumlu olduğundan, ibralaşma sonrası dönemde bunların PARK'tan tahsil edilmesi riskine karşılık PARK'ta tutulmaktadır. C3'ün nakit teminat bedeli karşılığı, en az 1 yıl süreli Banka Teminat Mektubu sunması koşuluyla Nakit 600.000,00 TL teminat C3'e iade edilecektir" düzenlemesinin hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Bu düzenlemeden; nakti teminatın, davacı çalışanlarının işçilik hakkı alacaklarını davalıdan talep etmelerine karşılık davalıda kalmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca taraflar arasında aktedilen sözleşme, karşılıklı mutabakat ile feshedildiğinden sözleşme maddelerine göre inceleme yapılmaması ve protokolün esas alınması gerekmektedir. Tüm bu anlatımlar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; davalı, davacının işçilerinin kendilerine dava açtıklarını, belirli ödemeler yapıldığını ve derdest davalar olduğunu, davacı ise davalı tarafından sunulan dosyalardaki çalışanların sigortalı çalışanları olmadığını ileri sürmesine rağmen mahkemece, nakti teminatın iade edilmemesi nedeni olarak gösterilen dosyalar celp edilerek belirtilen dosyalardaki işçilerin davacı çalışanı olup olmadığı, davacı çalışanı ise davaların iş bu dava konusu sözleşme kapsamındaki işçilik alacakları için açılıp açılmadığı, davacı çalışanları ve dava konusu sözleşme kapsamında açılan davalar ise ödenen bedelin ne kadar olduğu araştırılmadan sözleşme ve fesih protokolündeki teminatın iade şartları oluşmadığı, zamanaşımı süresincede işçilerin davalar açabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; davalının delil olarak sunduğu dava ve icra dosyalarının aslının ya da onaylı örneklerinin celp edilerek, dosyalardaki kişilerin davacı çalışanı olup olmadığı, işçilerin nakti teminat kapsamındaki dava konusu sözleşmeye yönelik işteki alacakları için dava açıp açmadıkları araştırılıp davacı çalışanı değilse ya da dava konusu sözleşme kapsamındaki işçilik alacağı için açılan bir dava yok ise davanın kabulüne, davacı çalışanı ise ve dava konusu sözleşmeden kaynaklı açılmış kesinleşen ve derdest dosyalar var ise hep birlikte değerlendirilip davalının iade etmesi gereken nakdi teminat olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca temyiz itiraz kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.