1. Hukuk Dairesi 2011/8684 E. , 2011/9081 K. "" MAHKEMESİ : İZMİR 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/11/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakan babası M.E.'ın 15 parsel sayılı taşınmazdaki 16 nolu bağımsız bölümü davalı kızına satış suretiyle temliki işlemin mirasçıdan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle da…
**1. Hukuk Dairesi 2011/8684 E. , 2011/9081 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İZMİR 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/11/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakan babası M.E.'ın 15 parsel sayılı taşınmazdaki 16 nolu bağımsız bölümü davalı kızına satış suretiyle temliki işlemin mirasçıdan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 25.01.2011 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Y. M. Ö. ile temyiz edilen vekili Avukat Y. K..geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, temliki işlemin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçek-ten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26.maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.