4. Hukuk Dairesi 2025/6194 E. , 2025/15862 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1098 D.İş, 2022/1102 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-66509 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/228053 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik …
4. Hukuk Dairesi 2025/6194 E. , 2025/15862 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1098 D.İş, 2022/1102 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-66509 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/228053 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.04.2016 tarihinde davacının yolcu olduğu davalı ... şirketine taşımacılık sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları 2017/240 Esas sayılı dosyanın kısmi dava olduğunu, kısmi davada feragatin davada talep edilenle sınırlı olduğunu, fazlaya ilişkin haktan açıkça feragat edilmediğini, hakkın özünden feragat söz konusu olmadığını, tazminat miktarı belirlenmeden bu davadan feragat edildiğini, doğmamış haktan feragat edilemeyeceğini, bununla birlikte müvekkilinin o tarihten sonra da maluliyetinde ciddi bir artış meydana geldiğini, gelişen durum olduğunu, müvekkilinde psikolojik rahatsızlıkların da ortaya çıkması ile maluliyetin arttığını, müvekkilinin şu anki maluliyet oranının %31 olduğunu belirterek fazlaya ait haklar saklı tutularak 8.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 8.100,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun zamanaşımına uğradığını, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/240 Esas sayılı dosya ile açılan davadan feragat edildiğini, aynı taleplere ilişkin kesin hüküm bulunduğunu, maluliyet raporunun uygun olmadığını, geçici iş göremezliğin teminat dışı olduğunu, müterafik kusur indirilmesi gerektiğini, avans faiz isteminin haksız olduğunu, davacı tarafa SGK tarafından gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması gerektiğini, ceza dosyasının celbi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile artan maluliyet iddiası ile başvuru olduğu, daha önceki mahkeme kararı engel teşkil etmez ise de ancak dosyada alınan kök ve ek rapor ile 18.10.2019 tarihli ATK raporu ile 15.03.2022 tarihli rapor arasındaki farkın artan maluliyetten kaynaklı olmadığı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; başvuru sahibi tarafından Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan davada yargılama sırasında 25.10.2019 tarihinde sürekli ve geçici işgücü kaybına ilişkin kısmi davadan feragat edildiğini, başvuru sahibinin feragatten haberinin bulunmadığını, sigorta şirketi tarafından başvuru sahibine ödeme yapılmadığını, başvuru sahibi davasını kısmi dava olarak açtığı için feragatin yalnızca davada istenen miktar kadar olacağını, feragat tarihinden sonra maluliyette ciddi bir artışın meydana geldiğini, feragatin burun eğriliğine bağlı olarak belirlenen %2 maluliyet oranı üzerinden yapıldığını, travma sonrası stres bozukluğuna ilişkin artan maluliyeti kapsamadığını, hakem heyeti tarafından görevlendirilen bilirkişi raporunda tutarsızlıklar olduğunu, bu raporun 7 kişilik heyet halinde verilen adli tıp raporunun üstünde tutulamayacağını, sunulan rapor ile bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapor arasındaki çelişkinin giderilebilmesi için süre verilmesi gerektiğini, vekâlet ücretinin hatalı takdir edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Davalının hukuki durumunun, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri uyarınca alınacak yeni bir raporda, artan maluliyet ile gelişen durum olup olmadığı sorunu çözüldükten sonra değerlendirilmesi gerekir. Gelişen durumun varlığı hâlinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği hâlde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık “gelişen durum” ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olmaktadır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş sayılamaz. Gelişen durumun söz konusu olup olmadığı her olaya özgü olarak dosyaya sunulan delillere göre belirlenir. Bu itibarla; davacıdaki yaralanmanın hangi tarihli tedaviyle tamamen iyileştiği, iyileşme sonrası aynı yaralanma nedeniyle gelişen bir durumun bulunup bulunmadığı, varsa gelişen durumun hangi tarihte sona erdiği kesin olarak belirlenmelidir. Çünkü tedavinin ne zaman sona erdiği ve sürekli iş göremezlik oranının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir hâle geldiği, gerçek zararın tespiti açısından önemlidir. Eldeki dosyada; davacı, maluliyet artışı iddiası ile başvuruda bulunmuş olup dava konusu kazaya ilişkin aynı taraflar arasında görülen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/240 E. 2019/1061 K. sayılı dosyası ile de sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, 25.10.2019 tarihli feragat dilekçesi ile anılan davadan feragat etmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince feragat tarihi olan 25.10.2019 tarihinden sonra davacı maluliyetinde artış ve gelişen durum olup olmadığı hususunda alınan bilirkişi kök ve ek raporunda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında davacının halihazırda tedaviyle Remisyon(iyilik) halinde olduğu dolayısıyla; kişinin sürekli engel oranın %0 (yüzdesıfır) olduğu belirlenmiş ise de davacının eldeki dosya için ibraz ettiği ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan 15.03.2022 tarihli maluliyet oranının kaza tarihinde geçerli yönetmelik olan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümleri uyarınca %31 olarak belirlendiği rapor ile arasında çelişki oluşmuştur. Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince; davacının 25.10.2019 feragat tarihinden sonra tedavi görüp görmediğine ilişkin belge istenip feragat tarihinden sonraki tüm tedavi belgeleri getirtilerek raporlar karşılaştırılarak ilk rapor ile sonraki raporlar arasında maluliyet oranının belirlenmesine etki eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığını belirlemeye elverişli, yeni bir sağlık kurulu raporu alınmalıdır. Söz konusu rapor, oluşturulacak farklı bir uzman doktor heyetince, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak ve bizzat muayene edilerek düzenlenmelidir. Açıklanan nedenlerle; davacıdaki yaralanmanın gelişen durum olup olmadığı ve davaya konu kaza nedeniyle davacının artan maluliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarında gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 27.11.2025 tarihinde Üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Başvuran şahıs tarafından İstanbul Anadolu 2. Ticaret Mahkemesi'ne 2017/240 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı, dava açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu Madde 30(14) "Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak komisyona başvuru yapılamaz." düzenlemesi ile Mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunulamayacağını emredici olarak düzenlemiştir. Yasal düzenlemede, Mahkeme ya da Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'ne bir başvurunun yapılmış olması, uyuşmazlığın mahkemeye intikal etmiş olması engel olarak getirilmekte, yapılan başvurunun derdest olup olmadığı şartı aranmamaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusunu "seçimlik hukuk yolu" olarak düzenleyen yasa koyucunun, bu hükmü düzenlerken iki başvuru yolu arasında derdest bir durum olup olmadığını araştırma amacı gütmediği açıktır. 5684 sayılı Kanun Madde 30/23 "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır." HMK Madde 114/2 "Diğer kanunlarda yer alan şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." anlamında getirilmiş, bir "dava şartı" niteliğindedir ve HMK Madde 115/1 gereği "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." HMK madde 115/ (2) "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Şu durumda az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince başvurunun reddi gerekir. 01.04.2024 tarihli İtiraz Hakem Heyeti kararının sonuç itibariyle yasaya uygun olmadığı görüş ve düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılmıyorum.