Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir. İşletme sahibi, ticari temsilcilik yetkisi verildiğini ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır; ancak ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğu, tescilin yapılmış olmasına bağlı değildir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki "tek satıcılık" sözleşmesi uyarınca, müvekkilinin önceden belirlenmiş ürünleri davalıdan satın almayı ve bu ürünlerin sürümünü arttırmak için gereken faaliyetlerde bulunmayı taahhüt ettiğini, davalının ise müvekkiline ürün teslim etme ve Türkiye'de tek satıcı sıfatıyla bir tekel hakkı sağlama yükümlülüğünü altına girdiğini, 19 yıllık belirsiz süreli sürekli akdi ilişkide davalının müvekkiline sözleşmenin devam edeceği yolunda güven verdiğini bu nedenle müvekkilinin ticari faaliyetine devam ile geleceğini planlayarak yatırım yaptığını, bu durumda beklenmeyen bir zamanda ve beklenmeyen şekilde hiçbir sebep gösterilmeden sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı feshinin hukuki görüşüne güven ilkesinin ihlali olduğunu taraflar arasında sorunsuz yürüyen ticaretin haksız ve yersiz engellendiğini, somut olayda sözleşmenin sebepsiz yere feshedildiğini açıklanan nedenlerle davalının tek satıcılık sözleşmesini hukuka ve yasaya aykırı bir şekilde sebepsiz, zamansız ve beklenmedik feshinin ihbarı nedeniyle HMK. m. 111 çerçevesinde sözleşme feshinin geçersiz olduğunun tespitiyle muazara ve müdahalenin menine olmadığı takdirde belirsiz olan denkleştirme tazminatı olarak fazlası ve diğer tüm talep ve hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000-TL ödenmesine, dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faiz işletilmesine, masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 19/03/2019 tarihli duruşmadaki beyanında, "Sözleşmenin feshinin geçersiz olduğunun tespiti yönündeki taleplerinden feragat ettiklerini, tahkim itirazını kabul etmediklerini, Türk Hukuku uygulanarak karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmede tahkim şartının olduğunu, sözleşmenin 12.2 maddesinde, çıkan uyuşmazlıkların münhasıran tahkim yolu ile çözüme kavuşturulacağı, tahkim yerinin Londra/İngiltere olduğu, Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Kuralları'na göre atanan bir veya birden çok hakem tarafından yürütüleceği, yönünde hüküm bulunduğunu, davanın usulden reddinin gerektiğini, ayrıca davanın sözleşmenin fesih tarihi olan 02.02.2018 tarihinden önce açıldığını ancak Yargıtay içtihatlarına göre, davanın fesih tarihinden sonra açılması gerektiğini, sözleşmenin müvekkili tarafından 26.07.2017 tarihli fesih ihbarıyla 6 ay önel verilerek sona erdirildiğini, davacı tarafın davayı önel süresinin bitiminden önce 08.01.2018 tarihinde ikame ettiğini, portföy tazminatı talebi açısından, sözleşmenin fesholmuş olmasının dava şartı olduğunu, davanın açılış tarihi itibarıyla sözleşmenin henüz fesholmadığını dolayısıyla dava tarihi itibarıyla dava şartının henüz oluşmadığını açıklanan nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafça ödenmesine karar verilmesine talep etmiştir.