Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) PKK/KCK terör örgütünün ceza infaz kurumları yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturma kapsamında 9/6/2020 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başsavcılık başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir. Hâkimlik 10/6/2020 tarihinde başvurucunun "örgüte müzahir ve kanuna aykırı gösterilere katıldığı ve PKK/KCK kapsamında ceza infaz kurumlarında tutuklu veya hükümlü bulunan yahut tahliye edilen kişiler ile etkisiz hale getirilen örgüt mensuplarının aileleriyle devamlı olarak iletişim halinde olduğu" gerekçesiyle isnat edilen suçtan tutuklanmasına karar vermiştir. Başvurucunun karara itirazı, Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 22/6/2020 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başsavcılık 24/6/2020 tarihli iddianame ile başvurucunun hakkında tutuklama kararına konu olan suçtan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede, KCK hakkında bilgiler verilerek başvurucunun KCK/TM Kurumlar Koordinasyonu ile bağlantılı olduğu ve bu yönde faaliyette bulunduğu iddia edilmiştir. İddianamede suçlamalara esas alınan temel olgular ve değerlendirmeler şöyledir:i. PKK/KCK terör örgütünün ceza infaz kurumlarında İç Koordinasyon ve Dış Koordinasyon olmak üzere ikili bir yapılanmaya gittiği, avukatlar, ziyarete gelen aileler ve örgütsel faaliyet içinde bulunan diğer şahıslar aracılığıyla Dış Koordinasyondan gelen bilgilerin ceza infaz kurumlarındaki İç Koordinasyon Hukuk Komitesi tarafından kullanıldığı, bu kapsamda ceza infaz kurumlarındaki örgüt mensuplarının duruşmalarda yapacakları savunmalar ile verecekleri ifadelerin içeriğinin belirlendiği, ayrıca ceza infaz kurumlarına PKK/KCK'dan tutuklu/hükümlü statüsüyle yeni gelen kişiler hakkında Dış Koordinasyondan rapor istendiği, gelen raporlara göre ceza infaz kurumundaki yasa dışı örgütsel faaliyetlere katılıma izin verildiği yahut bu kişilerin "ajan, itirafçı" ilan edilerek haklarında teşhir, dışlanma ve öldürülme gibi yaptırımların uygulandığı ileri sürülmüştür.ii. Başsavcılık, başvurucunun örgütün Dış Koordinasyon yapılanmasında faaliyet gösterdiğini ileri sürmektedir. Buna göre PKK/KCK terör örgütü ile iltisaklı oldukları gerekçesiyle kapatılan TUHAD-DER (Tutuklu Hükümlü Aileleri Demokratik Hukuk ve Dayanışma Derneği) ve TUHAD-FED (Tutuklu Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu) isimli derneklerin yerine aynı doğrultuda örgütsel faaliyetlerin devam ettirilebilmesi amacıyla TUAY-DER'in(Diyarbakır Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği) kurulduğu, derneğin PKK/KCK terör örgütünün ülkemizdeki yapılanmalarını bir araya getirmek ve koordine etmek amacını taşıyan KCK/TM Kurumlar Koordinasyonuna bağlı faaliyet yürüttüğü ve bu kapsamda ceza infaz kurumlarında bulunan örgüt mensupları ve aileleriyle ilgilendiği, ayrıca tahliye olan şahısların terör örgütü ile bağlantılarını devam ettirmeleri için ziyaretlerde bulunduğu belirtilerek başvurucunun da TUAY-DER'in başkan yardımcısı olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda başvurucunun çok sayıdaki telefon konuşmalarının içeriklerine yer verilmiştir. Görüşme içerikleri üzerinden başvurucunun PKK/KCK kapsamında ceza infaz kurumlarında tutuklu/hükümlü olan kişilerin aileleriyle iletişim hâlinde olduğu ve tahliye olan kişilerin durumunu takip ettiği iddia edilmiştir.iii. Başvurucunun PKK/KCK'yla iltisaklı olduğu belirtilen yayın organlarının çağrılarıyla uyumlu olarak farklı tarihlerde çeşitli içerikteki (güvenlik güçleriyle yapılan çatışmalarda etkisiz hâle getirilen terör örgütü mensuplarının cenazesine katılmak, mezarlıklarını ziyaret etmek, örgüt lideri Abdullah Öcalan'ın tecrit altında tutulduğu iddiasıyla yapılan açlık grevlerinde yer almak vd.) eylem, toplantı ve basın açıklamalarına katıldığı ileri sürülmüştür. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2020/195 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 3/7/2020 tarihli tensip duruşması sonunda yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Başvurucu 13/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkeme yargılama süreci sonucunda yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle 8/12/2020 tarihinde başvurucunun beraatine karar vermiştir. Bu karara karşı Başsavcılık istinaf kanun yoluna başvurmuş ve Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi hükmün bozulmasına karar vermiştir. Mahkeme bozma kararı sonrası yürüttüğü davada 15/9/2022 tarihinde aynı gerekçeyle başvurucunun beraatine hükmetmiştir. Anılan karara karşı Başsavcılık, istinaf kanun yoluna başvurmuş olup başvurucu hakkındaki dava başvurunun inceleme tarihi itibarıyla istinaf aşamasında derdesttir. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.