10. Hukuk Dairesi 2023/2212 E. , 2024/6771 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1418 E., 2022/1592 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/198 E., 2022/140 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine,
**10. Hukuk Dairesi 2023/2212 E. , 2024/6771 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1418 E., 2022/1592 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/198 E., 2022/140 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi olan ...'in 26.01.2019 günü alt işveren davalı ... olan ve üst işveren diğer davalı ... Güzelbağ Alanya/Antalya işletme şefliğine bağlı ağaç kesim işleri yapıldığı iş yerinde iş kazası sonucu hayatını kaybettiğini, kaza olayında müteveffanın kusuru bulunmadığını, iş yerinde gerekli iş güvenliği önemlerini almayan davalıların kusurlu olduklarını, müteveffanın kaza tarihinde ücret, ikramiye, sosyal yardım ve primlerle birlikte asgari ücretin üzerinde geliri olduğunu, vefatı ile eşi ve çocukları olan davacıların destekten yoksun kaldıklarını, manevi yönden de büyük acı ve üzüntü yaşadıklarını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılar ... için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL maddi tazminat, davacılar ... için 200.000,00 TL ... ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile yargılama giderler ive vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı T.C. ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki ve husumet itirazında bulunduklarını, vefat eden ... ile davalı İdare arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkili idarenin açık artırmalı dikili ağaç satışı ihalesi yaptığını, ihaleyi alan diğer davalı ...'in ihale konusu işin görülmesi için işçi çalıştırdığını, işveren sıfatının diğer davalıya ait olduğunu, şartnamede bu hususta düzenlemeler mevcut olduğunu, müvekkilinin kusur ve tazminat sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, davacının beyanlarını kabul etmediklerini, soruşturma dosyasında alınan kusur raporunda müteveffanın asli kusurlu olduğunun belirlendiğini, kazanın ağaç kesim alanında meydana geldiğini, oysa müteveffanın işinin aşçılık olduğunu, bu durumun da müteveffanın kusurlu olduğunu gösterdiğini, iş yerinde tüm iş güvenliği önlemlerinin alınmış olduğunu, müvekkilinin olayda kusuru bulunmadığını bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1-) İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davalı işveren ...'in %60 oranında, ... işçinin ise %40 oranında kusurlu olduğu , davalı ...'nün sorumluluğu bulunmadığı kabulünden hareketle; "1-) Davanın, maddi tazminat talebi yönünden davalı ... açısından kabulü ile a) ... eşi davacı ... için 167.899,29 TL, b) ... oğlu davacı ... için 58.275,33 TL, c) ... kızı ... için 41.801,72 TL, d) ... kızı ... için 32.900,77 TL olmak üzere toplam 300.877,11 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 26.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, 2-) Davanın, manevi tazminat talebi yönünden davalı ... açısından kısmen kabulü ile a) ... eşi davacı ... için 100.000,00 TL, b) ... oğlu davacı ... için 35.000,00 TL, c) ... kızı ... için 35.000,00 TL, d) ... kızı ... için 35.000,00 TL e-) ... oğlu ... için 35.000,00 TL, olmak üzere toplam 240.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 26/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 3-) ... aleyhine açılan davanın reddine, ..." şeklinde karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının eksik inceleme ve araştırma neticesinde tanzim edildiğini ve hukuka aykırı olduğunu, yaşanan olaylarda davalıların tam kusurunun bulunduğunu, özellikle davalı Ormanın kusursuz olduğu yönündeki tespitin son derece hatalı olduğunu, müvekkillerinin murisinin kusursuz olduğunu, ayrıca müvekkileri lehine hükmedilen maddi tazminat miktarlarının da düşük hesaplandığını, müvekkillerinin gerçek zararlarının hesap edilen miktarların daha üzerinde olduğunu, ayrıca takdir edilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dosyasındaki tüm tanık ifadeleri ile de sabit olduğu üzere ... ... 25.01.2019 tarihinde yemekhanede aşçı olarak işe başladığını ve olay 26.01.2019 tarihinde yani bir gün bile geçmeden yemekhanenin 500 m uzağında ormanlık alanda ölü olarak bulunduğunu, ... aşçı olarak görevli olup, kesim elemanı olmaması nedeni ile çalışma sahasında herhangi bir görevi bulunmadığını, Görevini ve çalışma alanını kendi iradesi ile terk ederek, kesim mahalline geldiğini, bu nedenle olayın iş kazası olmadığını, bu nedenle görevli mahkeme iş mahkemeleri değil Asliye Hukuk Mahkemeleri olması gerektiğini, davalı müvekkilinin olay nedeni ile herhangi bir kusurunun bulunmadığını, olayın müteveffanın görevli bulunduğu mahallin dışına çıkarak güvenlik tedbirlerine ve levhalara uymayarak tamamen kendi kusurundan kaynaklandığının şüphesiz olduğunu, maddi ve manevi tazminatın orantılı olması gerektiğini, maddi tazminata yakın bir manevi tazminat miktarının takdirinin aşırı yararlanmaya girdiği kanaatinde olduklarını belirtek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili idare lehine tek vekalet ücretine hükmedilmiş olması, reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...İlk Derece Mahkemesi kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin sair istinaf nedenleri yerinde değil ise de; ... açısından işverenlik sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle red kararı verilmiş olup, ağaç kesim sahasındaki kesim işinin ihale ile diğer davalı tarafa verildiği, kesim şartlarını belirleyen ve bu konuda denetim yetki ve görevi olan ...'nün şartnamenin 39, 40, 43 vb maddeleri incelendiğinde denetim yetki ve görevi dahilinde asıl işveren sıfatına sahip olduğu, bu nedenle söz konusu tazminatlardan sorumlu tutulması gerekirken hatalı değerlendirme ile hakkında red kararı verilmiş olması hatalı görülmekle hükmün bu yönü ile kaldırılarak yeniden hüküm tesisi gerekmiştir. ..." gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında; "1-) Davanın, maddi tazminat talebi yönünden kabulü ile a) ... eşi davacı ... için 167.899,29 TL, b) ... oğlu davacı ... için 58.275,33 TL, c) ... kızı ... için 41.801,72 TL, d) ... kızı ... için 32.900,77 TL olmak üzere toplam 300.877,11 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 26.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, 2-) Davanın, manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile a) ... eşi davacı ... için 100.000,00 TL, b) ... oğlu davacı ... için 35.000,00 TL, c) ... kızı ... için 35.000,00 TL, d) ... kızı ... için 35.000,00 TL e-) ... oğlu ... için 35.000,00 TL, olmak üzere toplam 240.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 26.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... sunmuş olduğu temyiz dilekçesinde özetle müvekkilinin asıl işveren değil ihale makamı olduğunu, dikiliden açık artırma ile ağaç satışı yaptığını, müvekkiline atfedilecek kusur olmadığını beyanla bu husus dikkate alınmadan tam kabule karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi 3. Değerlendirme Somut olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle asıl işveren-alt işveren ve eser akti kavramlarının açıklanması gerekmektedir. 4857 sayılı Kanun'un 2 ncimaddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İşyerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) İş kazası ve dava tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde eser sözleşmesi; “Yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir. Eser sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek eser, aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir ... unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise eser sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, eser sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise eser sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir. Eser sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir hale getirilmesine de ilişkin olabilir. Eser sözleşmesinde yüklenici, iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir. Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine emek verilmesi üstün ise eser sözleşmesi değil, hizmet sözleşmesi söz konusu olacaktır. (YHGK’nun 14.11.2019 ve 2016/21-627 E- 2019/1192 K sayılı ilamı da bu yöndedir) Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davalı Güzelbağ Orman İşletme Müdürlüğünün, Açık Artırma ile Dikili Ağaç Satışı kapsamında ağaçların kesme, ölçme, sürütme, yükleme ve taşıma, istif vb. işlerini diğer davalı işveren ...'e verdiği ve 20.11.2018 tarihinde davalılar arasında işe başlama tutanağının imzalandığı bu şekilde davalı ... İşletme Müdürlüğünün işin yapıldığı sahadan el çektiği, davacılar murisinin olay tarihinde davalı şahıs işçisi olarak aşçı görevi ile çalıştığı, ... 02.01.2019 günü saat 13:30 sıralarında, aşçı olarak barakanın orda olması gerekirken görev alanı dışına çıkarak kesim sahasına girmesi üzerine kesilen ağaçlarınyamaçtan kaydırılıp aşağıda toplandığı yoldan geçerken, kesilmiş ve dalları temizlenmiş olan bir tomruğun yağmurun etkisiyle yamaçtan kayarak müteveffaya çarpması sonucunda şahsın vefat etmesi ile sonuçlanan olayda, davalı ... İşletme Müdürlüğünün iş kazasının gerçekleşmesine bir dâhilinin bulunmadığının ve sözleşme şartları ile dosya kapsamındaki delillere göre; davalılar arasındaki ilişkinin asıl – alt işveren ilişkisi olarak değerlendirmenin mümkün olmamasına ve taraflar arasındaki ilişkinin bir istisna (eser) akti olarak değerlendirilmesinin gerektiğinin açıkça anlaşılabilir olmasına, nitekim kusur raporunda davalı ... İşletme Müdürlüğüne bağımsız bir kusur oranının da verilmemiş olmasına göre; davalı ...'nün asıl işveren sıfatıyla hükmedilen tazminatlardan diğer davalı ... ile beraber sorumluluğuna karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde Mahkemece yapılacak iş davalı ... hakkındaki davayı reddetmek, diğer davalı tarafça kararın temyiz edilmemiş olması nedeniyle usuli kazanılmış hakları gözeterek davalı ...'in sorumluluğuna yönelik karar vermekten ibarettir. Bölge Adliye Mahkemesince, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında verilen karar bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.