1. Hukuk Dairesi 2010/6890 E. , 2010/8192 K. "" MAHKEMESİ : ECEABAT ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılara ait 1070 parsel sayılı taşınmazın mahkemece belirlenecek kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalan bölümünün tapu kaydının iptali ile kütükten terkini, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. K…
**1. Hukuk Dairesi 2010/6890 E. , 2010/8192 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ECEABAT ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılara ait 1070 parsel sayılı taşınmazın mahkemece belirlenecek kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalan bölümünün tapu kaydının iptali ile kütükten terkini, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı Hazine vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasa uyarınca tapu iptal, kütükten terkin ile elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1070 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 9.11.1982 tarihinde yapıldığı, 10.6.1994 de kesinleştiği ve davanın 6.3.2002 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Eceabat Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/29 esas, 1969/104 karar sayılı ve 10.7.1969 tarihli kararı ile kadastro tespitine dayanak teşkil eden tapu kaydının yüzölçümünün düzeltilmesi isteğinin kabul edildiği, anılan davanın yapılan keşfi sırasında komşu parsel maliki olarak hazine temsilcisinin hazır bulunduğu görülmektedir. Mahkemece, yukarıda anılan kararın kesin hüküm oluşturduğu benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere; maddi anlamda kesin hüküm, yargısal (kazai) kararlara tanınan yasal gerçeklik (hakikat) vasfıdır. Bu vasıf yargısal (kazai) kararların gerçeğe (hakikata) uygun olarak verildiğinin kabul edilmesini zorunlu kılar.Kesin hüküm kuralı, haklı ve adil kararların korunması yanında, kişiler arasındaki çekişmelerin sonsuza dek davam etmesini önlemek, toplumun istikrar ve düzenini sağlamak, hukukun ve yargının güvenirliğini korumak amacıylada kabul edilmiştir.Bütün yasal yollar kapandıktan ve verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı davanın tekrar yargı önüne getirilmesi, toplumda sonu gelmeyen çekişmelere, huzursuzluklara, istikrarsızlıklara, kazanılmış hakların her zaman ortadan kaldırılabileceği endişesine neden olur.Çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet verir.Bu itibarla, tarafları,mevzuu ve sebebi aynı olan Devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan, tüm yasal yollardan geçmek suretiyle; diğer bir anlatımla şekli yönüyle de kesinleşen önceki hükmün korunmasında kamunun büyük yararı bulunmaktadır. Hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237.maddesinde düzenlenen kesin hüküm tarafların anlaşmaları ile ortadan kaldırılamadığı gibi, mahkemece kendiliğinden (resen) gözönünde tutulur. Düzenlediği hak ve çıkar ilişkileri yönünden yasal gerçeklik (hakikat) sayıldığından taraflarını bağlar.