8. Hukuk Dairesi 2013/2663 E. , 2014/2159 K. "" MAHKEMESİ : Amasra Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/05/2011 NUMARASI : 2008/154-2011/116 Hazine ile K.. T.. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının reddine dair Amasra Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.05.2011 gün ve 154/116 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili, mülkiyeti davalılara ait ol…
**8. Hukuk Dairesi 2013/2663 E. , 2014/2159 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Amasra Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/05/2011 NUMARASI : 2008/154-2011/116 Hazine ile K.. T.. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının reddine dair Amasra Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.05.2011 gün ve 154/116 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili, mülkiyeti davalılara ait olan parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün 3621 sayılı Kıyı Kanunu'na göre, kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan yerlerden olduğunu ileri sürerek kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan kısmın tapu kaydının iptalini ve tescil dışı bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmamış, yargılama oturumlarına katılmamışlardır. Mahkemece, 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, mahkemenin kararı 5841 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 14.03.2009 tarihinden sonra verilmiş olup; bu Kanun'un 2. ve 3. maddeleri ile getirilen yeni düzenlemelere dayanılarak oluşturulmuştur. 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 25.02.2009 günlü 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 2.maddesi ile 3402 sayılı Kanun'un 12.maddesinin 3.fıkrasına eklenen cümlede: "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın" ve 3.maddesi ile aynı Kanun'a eklenen geçici 10.maddesinde ise; “Bu Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindedir. Bu değişiklik nedeniyle bu yasanın yürürlük tarihinden sonra Hazine'nin açtığı davalarda da 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaya başlanmıştır. Ne var ki, yerel mahkeme kararının temyizi aşamasında Anayasa Mahkemesi’nin 12.05.2011 gün ve 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararıyla; “25.02.2009 gün ve 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 2.maddesiyle 21.06.1987 günlü 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümlenin ve 3.maddesiyle 3402 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 10. maddenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar verilmiş ve bu iptal kararı 23.07.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33.maddesinde yer alan “Hakim, Türk hukukunu resen uygular” hükmü ile ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.