davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; keşidecisi davacı ... tarafından ... Dış Tic. Ltd. Şti'ye verilen ve ... tarafından cirolanarak ... Ltd. Şti'ye verilen çek ödeme aracı olarak cirolanarak ...'a ve ...'e verildiğini, ... tarafından ödeme gününde (07/12/2012) bankaya ibraz edilen çekin karşılıksız çıkmış olduğun
DAVACI :VEKİLİ :DAVALI :DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 12/10/2022KARAR TARİHİ : 12/10/2022GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin çiftçi olup ....2022 tarihinde ...-.... Firması'ndan ....000,00 değerinde kavun tohumu almış olduğunu, müvekkilinin firmadan aldığı tohumları nisan ayında kiraladığı tarlaya tüm teknik şartları ve uygun tarım teknikleri ile ekmiş olduğunu ancak tohumlardan yetişen kavunların satılamayacak tarzda kelek olduğu anlaşılmış olup, müvekkilinin ödemiş olduğu; tohum bedeli, tarla kira bedeli, tarlada yaklaşık altı aylık çalışması, ilaç ve gübre bedeli, faturalar, tespit dosyası için yapılan giderler ve gerekse de kavunların kelek çıkması sebebi ile satış yapamadığından ciddi miktarda zarara uğramış olduğunu, bu zararların davalıdan alınarak taraflarına ödenmesini, davanın kabulünü, meydana gelen maddi zararların yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak taraflarına ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş olduğu anlaşıldı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, tohum satışından doğan zararların tazmini talebine ilişkindir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin ... tarih, .... Esas, .... Karar sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı ve Mahkememizce de anılan karara atıf yapılmak suretiyle iştirak edildiği üzere; 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 1.maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra, “Kapsam” başlıklı 2.maddesinde; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar..” hükmüne yer verilmiştir. Kanunun 3.maddesinde; “Mal; Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi kapsar.Tüketici ise, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan kanunun 3/d maddesinde; “Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için; kanunun amacı içerisinde, yukarıda tanımları verilen taraflar arasında, mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.Somut olayda; dosya kapsamında davacının çiftçi olduğunu ve mesleği icrası için kavun tohumu aldığını belirtmiş olduğu anlaşılmıştır. Buna göre, eldeki davada davacının tüketici sıfatına haiz olmadığı ve davaya bakma görevinin tüketici mahkemesinin görevi kapsamında kalmadığı açıktır.Bu noktada öncelikle çözümlenmesi gereken husus davaya bakma görevinin hangi mahkemeye ait olduğudur.Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir.