9. Ceza Dairesi 2023/9314 E. , 2023/7410 K. MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/352 E., 2015/442 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı, yağma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükü…
**9. Ceza Dairesi 2023/9314 E. , 2023/7410 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/352 E., 2015/442 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı, yağma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Suça sürüklenen çocuklar haklarında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2012 tarihli iddianamesi ile suça sürüklenen çocuklar haklarında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve yağma suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2013 tarihli ve 2012/45 Esas, 2013/307 Karar sayılı kararıyla suça sürüklenen çocuk (SSÇ) ...'ın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan 8 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, farklı tarihlerdeki yağma suçundan ayrı ayrı 6 yıl 1 ay 10 gün ve 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı suçtan 1 yıl 6 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, suça sürüklenen çocuk ...'in çocuğun cinsel istismarı suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, farklı tarihlerdeki yağma suçundan 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı suçtan 1 yıl 1 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 3. Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 01.06.2015 tarihli ve 2014/12240 Esas, 2015/6718 Karar sayılı kararıyla "...Suça sürüklenen çocuk ... hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi gereğince itiraza tâbi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanunun 264. maddesi gözetilerek bu karara yönelik temyiz isteminin itiraz mahiyetinde kabulü ile mahallinde merciince değerlendirilmesi gerektiğinden, incelemenin ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı (1 kez), nitelikli yağma (2 kez) suçlarından ve ... hakkında nitelikli yağma (1 kez) suçundan kurulan hükümlere yönelik temyizlerle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Suça sürüklenen çocuklar haklarında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde; 5271 sayılı CMK'nın 170. maddesinin üç, dört ve altı fıkraları uyarınca iddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanunun 225. maddesine göre de, hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.02.2012 gün 4/570-51 sayılı Kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, 5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma evresinin sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açar. Bu açıklamalar ışığında yargılamaya konu somut olayda hükme esas alınıp Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23.02.2012 günlü iddianamede, 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesi göz önüne alınarak değerlendirme yapıldığında, suça sürüklenen çocuklar haklarında nitelikli yağma eylemlerine ilişkin anlatımda suça sürüklenen çocukların her bir suç için maddi fiillerinin açıkça yer, zaman, yağmalanan para miktarı gösterilerek açıklanması gerekirken, mağdura yönelik fiillerden iddianamede açıkça bahsedilmeksizin TCK'nın 43/3. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri de uygulanamayan yağma suçunda, sevk maddesinin 43. madde olarak gösterilerek suça sürüklenen çocuklar haklarında birden fazla yağma suçu için kamu davası açıldığının kabul edilemeyeceği gözetilmeden yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hükümler kurulması suretiyle Anayasanın 90, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanmayı düzenleyen 6. ve 5271 sayılı CMK'nın 225. maddelerine aykırı davranılması, Suça sürüklenen çocuk ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Suça sürüklenen çocuk ...'ın mağdura yönelik cinsel istismar suçunun yanı sıra birden çok kez yağma suçunu da işlediğinin iddia edilmesi karşısında, ruh sağlığının bozulmasına cinsel istismar suçunun mu, yağma suçunun mu yoksa her iki suçun birden mi yol açtığı hususunda ayrıntılı rapor alınmadan, Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 19.12.2012 günlü raporuna dayanılarak hakkında yazılı şekilde TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanması, Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 59. maddesi ile 5237 sayılı Kanunun 102. maddesinde yer alan cinsel saldırı suçunun yeniden düzenlenmesi karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın, denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozma üzerine İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 11.11.2015 tarihli ve 2015/352 Esas, 2015/442 Karar sayılı kararıyla ssç ...'in beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, yağma suçundan aynı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 150 nci maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ssç ...'in yağma suçundan aynı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 150 nci maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verilmiştir. 5. Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 18.04.2017 tarihli ve 2017/460 Esas, 2017/2130 Karar sayılı kararıyla "...Dairemizin 01.06.2015 gün ve 2014/12240 Esas, 2015/6718 sayılı bozma kararı usul ve kanuna uygun olup ilk derece mahkemesince anılan ilama yönelik kurulan 11.11.2015 gün ve 2015/352 Esas, 2015/442 Karar sayılı direnme ilamında belirtilen gerekçeler yerinde görülmediğinden Reddiyle, 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. maddenin üçüncü bendine istinaden anılan direnme kararıyla ilgili hüküm kurulmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,..." kararı verilmiştir. 6. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.03.2019 tarihli ve 2017/14-646 Esas, 2019/165 Karar sayılı kararıyla "...1- Sanık ...'ün tutuklu kaldığı süre, atılı suçlardan aldığı ceza ve koşullu salıverme süreleri birlikte değerlendirildiğinde, sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı ve nitelikli yağma suçlarına ilişkin cezalarının İNFAZLARININ DURDURULMASINA ve TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için YAZI YAZILMASINA, 2- Dosyanın, İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.12.2013 ve 11.11.2015 tarihli gerekçeli kararların Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğinin sağlanması için Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE,.." karar verilmiştir. 7. Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 04.03.2020 tarihli ve 2019/7288 Esas, 2020/1721 Karar sayılı kararıyla "...6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca Reddiyle, Dairemizin 18.04.2017 gün ve 2017/460 Esas, 2017/2130 Karar sayılı ilamına istinaden direnme kararıyla ilgili gerekli değerlendirmenin yapılarak karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,..." karar verilmiştir. 8. Ceza Genel Kurulunun 01.03.2023 tarihli ve 2020((Kapatılan) 14-188 Esas, 2023/110 Karar sayılı kararıyla "...1-Bozmaya uyarak suça sürüklenen çocuklar ... ve ...’ün nitelikli yağma suçundan bir kez mahkûmiyetlerine karar verilmesi karşısında bu hükümler bakımından Ceza Genel Kurulunca bir İNCELEME YAPILAMAYACAĞINA, 2-Suça sürüklenen çocuk ... hakkında TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanması bakımından eksik araştırma ile karar verilmediğine, İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 11.11.2015 tarihli ve 352-442 sayılı kararındaki direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 3-Suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinin yapılması, suça sürüklenen çocuk ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan uygulamanın denetlenmesi için dosyanın, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarihli ve 196 sayılı kararı uyarınca Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 01.07.2021 tarihinden geçerli olarak kapatılmasına ve tüm işlerin Yargıtay 9. Ceza Dairesine devredilmesine karar verildiğinden, Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE,..." karar verilmiştir. 9. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.03.2016 ve 07.12.2019 tarihli, bozma görüşlü Tebliğnameler ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurun soyut beyanı dışında şüpheye yer bırakmayacak derecede somut bir delil bulunmadığına, koşulları oluşmadığı halde mağdurun ruh sağlığının bozulduğu gerekçesiyle mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle hükmün bozulması gerektiğine, yağma suçu açısından tanık beyanının nazara alınmadığına, olayın iddia edilen gerçekleşme şeklinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafilerinin Temyiz İstemleri Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, mağdurun soyut beyanı dışında yeterli delil bulunmadığına, olayın iddia edilen gerçekleşme şeklinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizi Kapsamına Göre Mahkemenin Kabulü 1. Mahkemece 16.09.2015 tarihli celsede Yargıtay Bozma Kararının 1.nolu bendine uyulmasına ancak ssç ...'ın cinsel istismar eylemine ilişkin olarak bozma kararı usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, ssç ... hakkında cinsel istismar suçuna ilişkin önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. 2. Bozma kararının 2.nolu bendine uyulmayarak eski kararda direnilmiştir, Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesince ''Suça Sürüklenen Çocuk ...'ın mağdura yönelik cinsel istismar suçunun yanı sıra birden çok kez yağma suçunu da işlediğinin iddia edilmesi karşısında, ruh sağlığının bozulmasına cinsel istismar suçunun mu, yağma suçunun mu yoksa her iki suçun birden mi yol açtığı hususunda ayrıntılı rapor alınmadan, Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu'nun 19.12.2012 günlü raporuna dayanılarak hakkında yazılı şekilde TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanması'' gerekçesi kabule değer görülmemiştir, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca mağdurun cinsel istismar eylemine bağlı olarak beden ve ruh sağlının bozulup bozulmadığı hususunda rapor düzenlenmesi için, mağdur dava dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu Başkanlığına gönderilmiş ve adı geçen kurum tarafından, düzenlenen 'raporun sonuç bölümünde yazım hatası sonucu ve Mahkemece de talep edilmediği halde gasp ve cinsel istismar suçundan, ssç ... hakkında açılan kamu davası dolasıyla mağdurun maruz kaldığı eylemden dolayı ruh sağılının bozulduğu bildirilmiştir. Bilindiği üzere yağma suçuna maruz kişilerin ruh sağılının bozulup bozulmadığının araştırılması sözkonusu olmayıp, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun rapor içerisindeki açıklamalar karşısında ve olayın oluş şekli ve emsal uygulamalar karşısında, cinsel istismar nedeniyle mağdurun ruh sağlının bozulduğunun kastedildiği çok açıktır, suç tarihinde on üç yaşında bulunan mağdura yönelik organ sokma biçiminde gerçekleştiğine inanılan ancak, delillerin lehe değerlendirilmesi kuralıyla basit cinsel istismar olarak kabul edilen, eylemden dolayı mağdurun ruh sağılının bozulduğunun kabulu gerekir, bu bakımdan eski kararda direnilmiş sonradan yürürleğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 Kanun hükümleri ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun hükümleri olaya bir bütün olarak uygulanmak suretiyle lehe olan kanun belirlenmiş ve ortaya çıkan sonuca göre hüküm verilmiştir. 3. Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre ssç ...'ın mağdur ...'a organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu ileri sürülmüş ve ssç'nin mağdura organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu hususunda kuvvetli inanç oluşmuş ise de delillerin lehe değerlendirilmesi sonucu eylemin basit cinsel istismar suçunu oluşturduğu, ssç ...'ın ssç ... ile birlikte nitelikli yağma suçunu işlediği anlaşılmıştır. 4. Hüküm kısmında ssç'lerin mağdura birden fazla nitelikli yağma suçunu işlediği ileri sürülerek cezalandırılması için kamu davası açılmışsa da 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin yağma suçlarında uygulanamayacağı ve mağdurun Polis Merkezindeki anlatımında ssç'lerin kendisine birden fazla cinsel istismar eyleminde bulunduğunu ve her gördüklerinde bıçakla kendisinden para istediklerini ve bu şekilde toplam 20 Türk Lirası (TL) para verdiğini bildirdiğini ve duruşmada da bu anlatımını tekrar ettiği ve tanık M.B.A.'nın Polis Merkezindeki anlatımında yağma eylemlerini doğruladığı ve Mahkemede bu ifadesinin doğru olmadığını bildirdiği, mağdurun Adli Tıp Kurumunda muayene sırasında aileler anlaştığından şikayetinden vazgeçtiğini bildirdiği ve dolayısıyla mağdura ve tanığa bu şekilde bir tembihte bulunulduğu ve sonuç olarak birden fazla eylemin ayrıntıları kesin olarak tespit edilemediği gibi iddianamede de bu eylemlerden bir tanesi hakkında kamu davası açıldığından ssç'lerin silahla ve birlikte 2011 yılı Ekim ayı içerisinde tespit edilemeyen bir günde mağdura yağma suçundan eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca suçun işleniş biçimi ve yağma suçunun birden fazla nitelikli halinin işlenmiş olması gözönüne alınarak teşdiden, mağdurdan alınan birkaç TL'nin ayın Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası anlamında az kabul ve takdir edildiğinden aynı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezasından yarı oranında indirim yapılarak hukuki süreçte belirtildiği şekilde hükümler kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden 1. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. 2. Yukarıda belirtilen nedenle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. C. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden 1. Suç tarihinde on iki- on beş yaş grubunda bulunan sürüklenen çocuğun yargılama konusu yağma eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve aynı maddenin ikinci fıkrası, 67 nci maddesinin dördüncü bendinde belirtilen 11 yıl 3 aylık olağanüstü dava zamanaşımına tabi bulunduğu ve suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin geçtiği belirlenmiştir. 2. Yukarıda belirtilen nedenle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. D. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Ancak; hükümden önce 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 58-61 inci maddeleri ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarla ilgili 5237 sayılı Kanun'un 102-105 inci maddelerinde değişiklikler yapılması karşısında, aynı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" düzenlemesi nazara alınıp, lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili maddeleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiği de gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 11.11.2015 tarihli ve 2015/352 Esas, 2015/442 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, C. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 11.11.2015 tarihli ve 2015/352 Esas, 2015/442 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, D. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (D) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 11.11.2015 tarihli ve 2015/352 Esas, 2015/442 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde karar verildi.