10. Hukuk Dairesi 2013/18623 E. , 2013/17139 K. ... adına Av. ... ile 1-... adına ....., 2-.... adına Av. ... ..... arasındaki dava hakkında,...... Mahkemesi tarafından verilen 01.04.2013 günlü ve 2010/960-2013/167 sayılı hükme yönelik davacı Kurum vekilinin temyizinin Dairemizin 18.06.2013 tarih ve 12134/13726 sayılı ilamı ile reddine (onanmasına) karar verilmişti. Davalı Kurum tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. Dav…
**10. Hukuk Dairesi 2013/18623 E. , 2013/17139 K.** **"İçtihat Metni"** ... adına Av. ... ile 1-... adına ....., 2-.... adına Av. ... ..... arasındaki dava hakkında,...... Mahkemesi tarafından verilen 01.04.2013 günlü ve 2010/960-2013/167 sayılı hükme yönelik davacı Kurum vekilinin temyizinin Dairemizin 18.06.2013 tarih ve 12134/13726 sayılı ilamı ile reddine (onanmasına) karar verilmişti. Davalı Kurum tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekilinin talebi üzerine yapılan inceleme sonucunda, her ne kadar İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulan istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, davanın yasal dayanağının 5454 sayılı Kanunun 129. maddesi olması nedeni ile uyuşmazlığın çözümünde ne 506 sayılı Kanunun, ne de 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmamakta ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2’nci maddesine göre kimler aleyhine idari yargıda dava açılabileceği açıklanmış olup, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamayacağı ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu belirgin ise de; Yargıtay incelemesine konu olan ilk hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25. maddesinin 3. fıkrasının “Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar.” hükmü gereği, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 03.06.2010 tarih 5527/6701 sayılı kararı sonrası eldeki davada iş mahkemesinin görevli olduğu hususunun kesinleşmiş bulunması karşısında; Dairemizin 18.06.2013 tarih ve 2013/12134 Esas 2013/13726 Karar sayılı ilamının zuhulen verildiği anlaşılmakla, maddi hataya dayalı bu yanlışlığın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 304. maddesi uyarınca her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre, davacı vekilinin tavzih talebinin kabulü gerekir. SONUÇ: Dairemizin 18.06.2013 tarih ve 2013/12134 Esas 2013/13726 Karar sayılı ilamında; “Dava, Kurum zararının rucüan tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve..... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi." cümlesinin; “Dava, Kurum zararının rucüan tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. ./.. -2- Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulan istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, davanın yasal dayanağının 5454 sayılı Kanunun 129. maddesi olması nedeni ile uyuşmazlığın çözümünde ne 506 sayılı Kanunun, ne de 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmamakta ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2’nci maddesine göre kimler aleyhine idari yargıda dava açılabileceği açıklanmış olup, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamayacağı ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu belirgin ise de; Yargıtay incelemesine konu olan ilk hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25. maddesinin 3. fıkrasının “Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar.” hükmü gereği, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 03.06.2010 tarih 5527/6701 sayılı kararı sonrası eldeki davada iş mahkemesinin görevli olduğu hususunun kesinleşmiş bulunması karşısında; işin esasına girilerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.” olarak TAVZİHİNE, 23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. ......