Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve hükümden sonra yapılan itirazlarla ilgili olarak karar verilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve hükümden sonra yapılan itirazlarla ilgili olarak karar verilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 3/6/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında 24/12/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve Batman Sulh Ceza Mahkemesince yapılan sorgusunun ardından silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla 28/12/2009 tarihinde tutuklanmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK madde ile görevli bölümü)19/2/2010 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine (CMK madde ile görevli) kamu davası açmıştır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi yargılamanın ilk duruşmasını 6/4/2010 tarihinde yapmıştır. Mahkeme 19/12/2013 tarihinde yapılan duruşmada, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, terör örgütü propagandası yapma suçundan açılan kamu davasının ise ertelenmesine karar vermiştir. Mahkeme hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Başvurucu vekili 20/12/2013 havale tarihli dilekçesiyle kararı temyiz etmiştir. Başvurucunun kanun değişikliği nedeniyle 24/1/2014 tarihinde yaptığı tahliye talebi Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 14/3/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucunun 10/4/2014 tarihinde bu karara yaptığı itirazı inceleyen Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi ise dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu gerekçesiyle herhangi bir değerlendirme yapmamış ve dilekçeyi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Başvurucu, kararı 5/5/2014 tarihinde öğrendiğini beyan etmiş ve 3/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yargıtay Ceza Dairesi 12/9/2014 tarihli ilamıyla derece mahkemesinin kararını onamış ve karar kesinleşmiştir. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:"Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Usul" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:"Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur." 5271 sayılı Kanun'un "İtiraz olunabilecek kararlar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." 5271 sayılı Kanun'un “İtiraz usulü ve inceleme mercileri” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir."