Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/390 E. , 2024/2588 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/390 Karar No : 2024/2588 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... Sendikası VEKİLİ : Av.... İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ...tarih ve E:..., K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı sendika tarafından, ... Üniversitesi, Sağlık Kültür
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/390 E. , 2024/2588 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/390 Karar No : 2024/2588 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... Sendikası VEKİLİ : Av.... İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ...tarih ve E:..., K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı sendika tarafından, ... Üniversitesi, Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı, Yurtlar Müdürlüğüne bağlı yurtların danışma bürolarında görev yapan aralarında sendika üyelerinin de olduğu üniversite personelinin özel hayatlarının gizliliğini ihlal niteliğindeki kameraların kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 27/06/2018 tarih ve E:2015/4085, K:2018/2253 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak bu defa davanın esastan görüşülerek dava konusu işlemin iptali yolundaki ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; Anayasa'da ve ülkemizin tarafı olduğu Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca kanun hükmünde olan uluslararası sözleşmelerde, kişilerin özel hayatı ile aile hayatının ve kişisel verilerinin gizliliğine saygı gösterilmesi gerektiği ve bu gizliliğe müdahale edilemeyeceği açıkça hüküm altına alınmış olup, bu gizliliğe müdahalenin milli güvenlik, kamu düzeni gibi zorunluluk arz eden durumlara münhasır olarak ve yasayla öngörülmek şartıyla mümkün olduğu, davalı idarenin savunması ekinde kamera kayıtları görüntülerinin gönderildiği, sunulan kamera kayıtları görüntülerinin incelenmesinden, yerleştirilen kameraların bina ve koridor çevresini görüntülemeye, çevre güvenliğine ve binaya yönelik tehlikelerin tespitine yönelik olduğu belirtilmiş olmasına rağmen; bunların masalarda ve bankolarda çalışan personeli doğrudan gören ve izleyen şekilde olduğu, kamera sisteminin yerleştirildiği konum ve çektiği alan dikkate alındığında, iş yerinin güvenliğini sağlama amacını aşarak, doğrudan çalışan memurun kendisinin, diğer memurlarla ya da iş sahipleriyle ilişkisinin ve kamu hizmetinin görülmesi sırasında yaptığı her türlü haberleşmesinin, çalışma alanı ve masasının gözlemlendiği kamera takip sistemi kurulmasının özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği, uygulamanın sınırlarını, usul ve esaslarını gösteren bir kanuni dayanağın bulunmaması, toplanan görüntülerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması ve bu haliyle yukarıda belirtilen temel haklar ve Anayasal ilkelerle bağdaşmaması nedeniyle dava konusu işlemde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI :Davalı idare tarafından, temyiz isteminin kabulü gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı sendika tarafından, ... Üniversitesi, Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı, Yurtlar Müdürlüğü'ne bağlı yurtların danışma bürolarında görev yapan aralarında sendika üyelerinin de olduğu üniversite personelinin özel hayatlarının gizliliğini ihlal niteliğindeki kameraların kaldırılması istemiyle davalı idareye ... tarih ve ... sayılı yazı ile başvurulmuştur. Davalı idarece anılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa' ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Anayasanın "Temel hak ve hürriyetlerin niteliği" başlıklı 12. maddesinde; "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." hükmüne yer verilmiş, "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı değişik 13. maddesinde; temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak yasayla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmayacağı belirtilmiştir. Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı değişik 20. maddesinde ise, "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasının isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." denilmek suretiyle, kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliğinin korunması kapsamında güvenceye bağlanmıştır. Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması" başlıklı 8. maddesinde, herkesin özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu, bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesinin, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabileceği kurala bağlanmış; Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin "Mahremiyet Hakkı" başlıklı 17. maddesinde de, hiç kimsenin özel ve aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı olarak müdahale edilemeyeceği; onuru veya itibarının hukuka aykırı saldırılara maruz bırakılamayacağı, herkesin bu tür saldırılara veya müdahalelere karşı hukuk tarafından korunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunması ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak, bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı ifade etmektedir. Bununla birlikte, sözkonusu hak mutlak ve sınırsız olmayıp, Anayasa'nın 13. ve 20. maddeleri gereğince belirli koşullarda, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamak üzere yasayla sınırlanabilir. Bu bağlamda, kişisel verilerin sistematik biçimde kayıt altına alınabilmesi için verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin yasayla düzenlenmesi zorunludur. Diğer bir deyişle, kişisel verilerin korunmasına ilişkin gerekli yasal düzenlemeye ve teknik olanaklara sahip olmayan bir idarenin, kişinin rızasını alsa dahi bu konudaki işleminin hukuka uygunluğundan söz etmek olanaklı olmayacaktır. Bu çerçevede, idarelerce gelişen teknolojinin, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli yürütülmesini kolaylaştırıcı etki sağlaması nedeniyle, kamu kesiminde kullanılmaya başlanması doğal olmakla birlikte, teknoloji kullanılarak kişisel verilerin kayıt altına alınması uygulamasının yukarıda belirtilen hükümlere uygun olması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Her ne kadar ilk derece mahkemesince kameraların masalarda ve bankolarda çalışan personeli doğrudan gören ve izleyen şekilde olduğu, kamera sisteminin yerleştirildiği konum ve çektiği alan dikkate alındığında, iş yerinin güvenliğini sağlama amacını aşarak, doğrudan çalışan memurun kendisinin, diğer memurlarla ya da iş sahipleriyle ilişkisinin ve kamu hizmetinin görülmesi sırasında yaptığı her türlü haberleşmesinin, çalışma alanı ve masasının gözlemlendiği kamera takip sistemi kurulmasının özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğinin anlaşıldığı, uygulamanın sınırlarını, usul ve esaslarını gösteren bir kanuni dayanağın bulunmaması, toplanan görüntülerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması ve bu haliyle yukarıda belirtilen temel haklar ve Anayasal ilkelerle bağdaşmaması nedeniyle dava konusu işleminde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; Dosyanın incelenmesinden, davalı idarenin savunması ekinde kamera kayıtları görüntülerinin gönderildiği, bu kamera kayıtları görüntülerinin incelenmesinden, yerleştirilen kameraların bina ve koridor çevresini görüntülemeye, personel ve öğrencilerin güvenliğine yönelik olduğu, yurtlara ilgisiz kişilerin girmesinin engellenmeye çalışıldığı, davalı idare tarafından danışmada yurda ait anahtarların, ütü gibi malzemelerin ve öğrenciler tarafından teslim alınana kadar muhafaza edilen öğrenci postalarının emniyetinin sağlanmaya çalışıldığı ayrıca tek bekçinin bulunduğu ve görev yerinin zorunlu sebeplerle boş bırakıldığı zamanlarda vuku bulacak olaylarda bilgiye ulaşmanın önem arz ettiğinin ifade edildiği göz önünde bulundurulduğunda, kameraların konumunun bu hususular dikkate alınarak belirlendiği, çalışanları izlemeye yönelik olmadığı, kamera sistemin yerleştirildiği konum ve çektiği alan dikkate alındığında iş yerinin güvenliğini sağlama amacını aşmadığı, doğrudan çalışanların kendisinin ya da diğer çalışanların yurtta kalan öğrencilerle ilişkisinin ya da hizmetin görülmesi sırasında yaptığı haberleşmenin, çalışma alanı ve masalarının gözlemlenmesinin amaçlanmadığı, dolayısıyla personelin özel hayatına müdahale niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, işlem tarihinde yürürlükte olmasa da sonradan 07/04/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 5. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendi uyarınca, temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkün olup, somut uyuşmazlığa konu kamera kayıtlarının anılan Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca korunacağı ve veri sorumlusu konumunda bulunan davalı idare dışındaki kişi ve kurumlarla paylaşılamayacağı hususunda da herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacı sendika tarafından kameraların kaldırılması yönünde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğundan, dava konusu işlemin iptaline ilişkin mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/06/2024 tarihinde çokluğuyla karar verildi. (X)- KARŞI OY : Dava konusu işlemin iptaline yönelik mahkeme kararının onaması gerektiği oyu ile davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne ilişkin Daire kararına katılmıyorum.