8. Ceza Dairesi 2024/2547 E. , 2024/2698 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3097 E., 2023/272 K. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin b…
**8. Ceza Dairesi 2024/2547 E. , 2024/2698 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3097 E., 2023/272 K. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, sanıklar Burak, Özcan ve Veysel'in temyiz istemlerinden vazgeçtikleri yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar Mazlum ve Mehmet Şirin müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.04.2022 tarihli ve 2021/346 Esas, 2022/183 Karar sayılı kararı ile sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Ceza Dairesinin, 16.02.2023 tarihli ve 2022/3097 Esas, 2023/272 Karar sayılı kararı ile sanıklar Bekir, Burak, Mazlum, Talha, Yılmaz ve Zafer hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, Sanıklar Mehmet Şirin, Şenol ve Veysel hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, hükümlere yönelik sanıklar müdafiileri ve sanık ...'in istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir. C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar Özcan ve Burak yönünden temyiz itirazlarının yerinde görülmemesi nedeniyle hükümlerin onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinde özetle; 1. Hükmün gerekçesiz olduğuna, 2. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğuna, 3. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 4. Teknik araçlarla izleme kararı bulunmadığından elde edilen görümtülerin hükme esas alınamayacağına, 5. Gizli soruşturmacıların delilleri hukuka aykırı şekilde toplandığına, 6. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi gereğince artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna, B. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebeplerinde özetle; 1. Hükmün gerekçesiz olduğuna, 2. Bağlantılı olamayan sanıkların aynı dosya içinde yargılanmalarının adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğine, 3. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğuna, 4. Teknik araçlarla izleme kararı bulunmadığından elde edilen görümtülerin hükme esas alınamayacağına, 5. Gizli soruşturmacıların tanık olarak dinlenilmemesi sebebiyle eksik inceleme yapıldığına, 6. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 7. Gizli soruşturmacıların delilleri hukuka aykırı şekilde toplandığına, 8. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinde özetle; 1. Gizli soruşturmacıların delilleri hukuka aykırı şekilde toplandığına, 2. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğuna, 3. Teknik araçlarla izleme kararı bulunmadığından elde edilen görümtülerin hükme esas alınamayacağına, 4. Gizli soruşturmacılar tarafaından doğrulanmayan tutanaklara dayanılarak hüküm kurulamayacağı, D. Sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinde özetle; 1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğuna, 3. Teknik araçlarla izleme kararı bulunmadığından elde edilen görümtülerin hükme esas alınamayacağına, 4. Gizli soruşturmacıların delilleri hukuka aykırı şekilde toplandığına, E. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebeplerinde özetle; 1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğuna, 3. Gizli soruşturmacıların delilleri hukuka aykırı şekilde toplandığına, 4. Gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadıklarının açıklığa kavuşturulmadığına, 5. Sanığın kamera görüntülerindeki kişi olup olmadığına ilişkin alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğuna, 6. Teknik araçlarla izleme kararı bulunmadığından elde edilen görümtülerin hükme esas alınamayacağına, F. Sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinde özetle; 1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Gizli soruşturmacıların tanık olarak dinlenilmemesi sebebiyle eksik inceleme yapıldığına, 3. Eylemin yardım etme niteliğinde olduğuna, 4. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğuna, 5. Teknik araçlarla izleme kararı bulunmadığından elde edilen görüntülerin hükme esas alınamayacağına, G. Sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinde özetle; 1. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğuna, 2 Gizli soruşturmacıların tanık olarak dinlenilmemesi sebebiyle eksik inceleme yapıldığına, 3. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 4. Gizli soruşturmacıların delilleri hukuka aykırı şekilde toplandığına, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanıklar Bekir, Şenol ve Zafer'in 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesininin üçüncü fıkrasının (b) bendi kapsamında kalan yerlere iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi yerde gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde sattıkları, sanıklar Mazlum, Talha ve Yılmaz'ın 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesininin üçüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında kalan uyuşturucu maddeleri gizli soruşturmacılara sattıkları, sanık ...'in 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesininin üçüncü fıkrasının (b) bendi kapsamında kalan yerlere iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi yerde 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında kalan uyuşturucu maddeleri gizli soruşturmacılara sattığı olaylarda, sanıkların aşamalardaki savunmaları, tanıkların beyanları, olay tutanakları, gizli soruşturmacı ile güven alımı tutanakları, CD çözüm ve görüntüleme tutanakları hususlarının birlikte değerlendirildirilerk sanıkların üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işledikleri gerekçesiyle sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanıklar Bekir, Mazlum, Talha, Yılmaz ve Zafer hakkındaki İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine, Sanıklar Şenol ve Mehmet Şirin hakkındaki İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar hakkındaki hükümlerin, sanık ... yönünden etkin pişmanlık uygulanması gerektiği, sanık ... yönünden ele geçen maddenin 5CL-ADB-A olmasına rağmen 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesininin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince artırım yapılırken kokain yazılması nedenleriyle hukuka aykırılıklar düzeltilerek İlk Derece Mahkemesi hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; Sanık müdafiinin, kanunî süresi içinde temyiz talebinde bulunduktan sonra, sanığın 07.08.2023 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu; sanığın 20.11.2023 tarihli dilekçe ile yeniden temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmış ise de, temyiz süresi geçtikten sonra vazgeçmeden vazgeçmenin mümkün olmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; Sanık zorunlu müdafiinin; kanunî süresi içinde temyiz talebinde bulunduktan sonra, sanığın 27.02.2023 ve 28.02.2023 dilekçeleri ile, sanık müdafiinin ise 27.02.2023 tarihli dilekçe ile temyiz talebinden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları gereği temyiz talebinden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; Sanık müdafiinin, kanunî süresi içinde temyiz talebinde bulunduktan sonra, sanığın 17.07.2023, 04.08.2023, 14.08.2023, 28.08.2023, 31.08.2023, 18.09.2023, 03.10.2023, 24.11.2023, 08.01.2024, 17.01.2024 ve 22.01.2024 tarihli dilekçeler ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. D. Sanıklar Bekir, Mazlum, Yılmaz, Mehmet Şirin, Talha, Şenol ve Zafer Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçların sübutuna ve sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi gereğince artırım yapılmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi talep yazılarında, uyuşturucu satışı yapanların telefon kullanmadıkları ve satış yapılan yerlerin şartlarından dolayı fiziki takibin de mümkün olmaması nedenleriyle başka türlü delil elde edilme imkanının bulunmadığına ilişkin gerekçelerin gösterilmesi ve gizli soruşturmacı görevlendirme kararlarında da başka türlü delil elde etme imkanın bulunmadığının belirtilmesi nedeni ile kararların hukuka uygun olduğu, suç tarihinde yürürlükte olan 6763 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesi kapsamında örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin olarak da gizli soruşturmacı görevlendirilebileceği, gizli soruşturmacının adli kolluk görevlisi olmasının gerekmediği, ilk derece mahkemesi hüküm gerekçesinin kanunun aradığı şartları taşıdığı ve bölge adliye mahkemesinin de ilk derece mahkemesinin kabul ettiği olay ve olgulara dayanması nedeniyle hükümlerin gerekçesiz olduğuna ilişkin temyiz sebeplerinin yerinde olmadığı, her bir güven alımına ilişkin bir gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi nedeniyle eksik inceleme bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirme kararına dayanılarak suçun delillerini toplayan gizli soruşturmacıların işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediği, kimlik tespitlerinin fiziki takip yapan sorumlu kolluk görevlileri tarafından yapılması nedeniyle kamera görüntüleri olmadan da kimliklerin tespit edilebilmesi nedeniyle kimlik tespitlerinde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, birden fazla sanığın aynı dosya içinde yargılanmasının adil yargılamayı etkilediğine ilişkin somut bir verinin dosya içerisine yansımadığı, dosya içindeki ihbarlar ve tespitler dikkate alındığında, sanıkların uyuşturucu madde satışına yönelik iradelerinin bulunması nedeniyle gizli soruşturmacıların, sanıkları başka türlü işlemeyecekleri bir suçu işlemeye sevk etme yönünde davranışlar sergilememeleri nedeniyle kışkırtıcı ajan gibi hareketlerinin bulunmadığı ve sanık ...'un etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek bir beyanının bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar müdafileri ile sanıklar Mazlum ve Talha'nın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usûl ve yasaya uygun bulunarak, hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. V. KARAR A. Sanıklar Burak, Veysel ve Özcan Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; Gerekçe bölümünde (A), (B) ve (C) bendinde açıklanan nedenlerle 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, sanık ... yönünden Tebliğnameye uygun, sanıklar Burak ve Özcan yönünden Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanıklar Bekir, Mazlum, Yılmaz, Mehmet Şirin, Talha, Şenol ve Zafer Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; Gerekçe bölümünde (D) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Ceza Dairesinin, 16.02.2023 tarihli ve 2022/3097 Esas, 2023/272 karar sayılı kararında sanıklar müdafileri ile sanıklar Mazlum ve Talha'nın öne sürülen temyiz sebepleri ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; Tebliğnameye uygun olarak, sanık ... hakkındaki hüküm yönünden üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla, diğer sanıklar yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanıklar Bekir, Mazlum ve Mehmet Şirin hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2024 tarihinde karar verildi. (K.D.) KARŞI OY GEREKÇESİ Yargıtay kararlarında tahrikçi ajan, “suçun işlenmesini isteyen ve bir kimseyi suç işlemeye sevk eden kimse” olarak tanımlanmıştır. Doktrinde ise tahrikçi ajan, suç işleyen kişilerin ortaya çıkarılması ve cezalandırılması amacıyla onları suç işlemeye yönelten kişidir. Tahrikçi ajanın söz konusu suçun işlenmesinden doğrudan doğruya bir çıkarı bulunmaz ve aslında o, suçtan dolayı meydana gelecek olan tehlikeli ve zararlı neticenin gerçekleşmesini de istememektedir. Asıl amaç suçlunun ortaya çıkarılıp cezalandırılmasıdır şeklinde tanımlanmıştır. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 29.06.2022 tarih ve 2022/6866 sayılı kararında "Adli kolluk görevlisi suçu ve failini belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” konusundaki genel görevi kapsamında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmese de, uyuşturucu madde ticareti yapma suçu ile ilgili olarak, alıcı rolüne girerek sanıklardan uyuşturucu madde alabilir. Bu şekilde elde edilen delil gizli soruşturmacının adli kolluk görevlisi olması halinde hukuka uygundur. Adli kolluk görevlisi de olsalar delil toplama faaliyetlerini 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 2/e. ve 161/2. maddeleri ile 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun (PVSK) ek 6. maddesine uygun bir biçimde gerçekleştirmesi halinde ele geçirilen deliller hükme esas alınabilecektir. Bu kapsamda görevlilerin kışkırtıcı ajan sayılabilecek şekilde faili suç işlemeye teşvik ettiği hallerde de ele geçirilen deliller hükme esas alınamayacaktır içtihadında bulnulduğu, [adres satırı maskelendi] Dosya kapsamına göre sanık ...'nın uyuşturucu sattığının öğrenilmesi üzerine kolluk görevlilerinin sanığı aradığı ve buluşma yerine gittiklerinde sanığın görevlilere " “Telefonda konuştuğum kişi siz misiniz?” dediği, ardından görevlilerin de ...’ya hitaben “Aynen” dedikleri, bunun üzerine ... görevlilere hitaben “Bekleyin burada hemen geliyorum” dediği, daha sonra da onlara uyuşturucu maddeyi getirdiği, bu anlatımlardan ve dosya kapsamından gizli soruşturmacıların telefonla sanıktan uyuşturucu madde istedikleri, sanığı serbest iradesi dışında uyuşturucu madde satışına teşvik ettikleri, kolluk görevlilerinin sanığı suça teşvik etmesi suretiyle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu ve Anayasa'nın 38/6. ve CMK'nın 206/2.a maddeleri uyarınca hükme esas alınamayacağı gözetilmeden, sanık ...'un beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi yasaya aykırı olduğundan sayın çoğunluğun sanığın mahkumiyetine ilişkin kararın onaylanması yönündeki görüşlerine katılmıyorum. 25.03.2024