Başvurucu, hatalı olarak yapılan imar ıslah planı çalışması sonucu taşınmazının kaybolduğunu, yaptığı başvuruyu haklı bularak söz konusu planın yeniden yapılmasına karar veren Mahkeme kararının icra edilmemesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.
Başvurucu, hatalı olarak yapılan imar ıslah planı çalışması sonucu taşınmazının kaybolduğunu, yaptığı başvuruyu haklı bularak söz konusu planın yeniden yapılmasına karar veren Mahkeme kararının icra edilmemesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Başvuru, 12/2/2013 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 19/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 10/4/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının görüş yazısı, 30/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu Adalet Bakanlığının cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde 14/7/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, maliki olduğu İzmir İli Buca İlçesi 38876 ada 1 no.lu parselde yer alan 91 m² arsasının aplikasyonu ve yer gösterimi için 2007 yılı Şubat ayında Buca Kadastro Müdürlüğüne başvurmuş ve 5/3/2007 tarihli teknik raporla aplikasyon işlemine başlandığında 38876 nolu adaya ait koordinatlarla pafta arasında farklılıklar ve tersimat hatası bulunduğu, bu hatanın ıslah imar planı sonucu oluşan parsel alanlarını ve dağıtım cetvelinde bulunan tahsis miktarlarını değiştirecek nitelikte olduğundan Kadastro müdürlüğünce düzeltilmesinin mümkün olmadığı, durumun Buca Belediyesine iletilmesi ve hatalar giderildikten sonra aplikasyon talebinin değerlendirilebileceği şeklinde rapor hazırlanmıştır. Bunun üzerine başvurucu, 29/5/2007 tarihli dilekçesiyle, Buca Belediyesi (idare) İmar Müdürlüğü Harita İşleri Alt Birimi ile üç defa görüştüğünü ve soruna bir çözüm bulamadıklarını, kendi tespitiyle diğer parsellerden farklı olarak kendisine ait taşınmazdan iki defa düzenleme ortaklık payı alındığını ve son olarak da taşınmazın bir kısmının yola terk edildiğini, toplamda taşınmazın % 62’sinin alındığını belirterek hukuka aykırı olarak yapıldığını iddia ettiği 54-55 nolu imar ıslah planının yeniden yapılmasını talep etmiştir. İdarenin 60 gün içinde cevap vermemesi üzerine başvurucu 54-55 nolu imar ıslah planının iptali istemiyle İzmir İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, 24/12/2008 tarihli ve E.2007/1676, K.2008/2350 sayılı kararında, söz konusu hatanın imar mevzuatına göre düzeltilip sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle, başvurucunun talebini zımni olarak reddeden idarenin işleminin iptaline karar vermiştir. İdare, 2/9/2010 tarihli ve 2010/159 sayılı Belediye Meclis kararıyla İdare Mahkemesi kararında hatanın imar mevzuatına göre düzeltilip sonuçlandırılmasının istendiği, planın iptal edilmesi yönünde hüküm kurulmadığı, 23 yıllık geçmişi olan planın kapsadığı alanın büyük olduğu ve değiştirilmesi halinde kazanılmış hakların telafisi mümkün olmayacak şekilde zararına yol açacağı, sorunun taşınmazın kamulaştırılması yoluyla çözümünde bir engelin olmadığı gerekçesiyle başvurucunun uyuşmazlık konusu taşınmazının tamamının kamulaştırılmak üzere Beş yıllık imar programına alınmasına karar vermiştir. Başvurucu, bahse konu kararın iptali istemiyle İzmir İdare Mahkemesinde dava açmış; Mahkeme, 21/4/2011 tarihli ve E.2010/2250, K.2011/576 sayılı kararıyla henüz kamulaştırma yönünde işlemler başlamadığından alınan kararın kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Danıştay Altıncı Dairesi, 14/3/2012 tarihli ve E.2011/6739, K.2012/1061 sayılı ilamıyla İzmir İdare Mahkemesi kararını onamıştır. Anılan Daire, 26/11/2012 tarihli ve E.2012/4884, K.2012/6764 sayılı ilamıyla karar düzeltme istemini reddetmiş ve İzmir İdare Mahkemesi kararı kesinleşmiştir. Bu ilam başvurucuya 14/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 12/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İzmir İdare Mahkemesinin kararına karşı yapılan temyiz başvurusu ise Danıştay Altıncı Dairesinin 29/4/2013 tarihli ve E.2009/8214, K.2013/3004 sayılı ilamıyla onanmıştır. İdare, başvurucuya ait taşınmazın kamulaştırılması amacıyla uzlaşma teklif etmiş, uzlaşma sağlanamaması üzerine İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde 29/4/2013 tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmış; Mahkeme, 9/6/2014 tarihli ve E.2013/227, K.2014/123 sayılı kararıyla toplam 91 m² taşınmaz için kamulaştırma bedelini 360,00 TL olarak tespit ederek başvurucuya ödenmesine ve taşınmazın idare adına kaydına karar vermiştir. Bu karara karşı temyiz başvurusu yapılmış olup, dosya Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde derdesttir. B. İlgili Hukuk 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici maddesi şöyledir:“2981 sayılı Kanuna göre düzenlenmiş ve tasdik edilmiş olan ıslah imar planlarının uygulanmasında, inşaat ruhsatı verilmesine ilişkin şart ve şekilleri tespite, belediye ve mücavir alanlar içinde belediyeler, dışında valilikler yetkilidir.” 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2/2005 tarihli ve 5304 sayılı Kanunla değişik maddesi şöyledir:“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re'sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir. Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re'sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasında, 12 nci maddede belirtilen hak düşürücü süre aranmaz.” 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.”