12. Ceza Dairesi 2021/5026 E. , 2024/7472 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/152 E. 2021/134 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığ…
**12. Ceza Dairesi 2021/5026 E. , 2024/7472 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/152 E. 2021/134 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 24/02/2015 tarih, 2015/49 Esas, 2015/162 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62/1, 52/2. maddesi gereğince 1 yıl 13 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dairemizin 04/03/2020 tarih, 2017/2179 Esas, 2020/2370 Karar sayılı bozma ilamında;" Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 20.12.2011 tarih 107 sayılı kararı ile 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli bölgede bulunan dava konusu taşınmazda Harran Belediyesi görevlileri tarafından yapılan denetim üzerine sanık hakkında ihbarda bulunulduğu, dosya kapsamında bulunan olay yeri fotoğraflarından ve tutanaklardan anlaşılacağı üzere, sanığın tek katlı betonarme bina yapmak suretiyle fiziki ve inşai müdahale kapsamındaki izinsiz uygulamalarda bulunduğu, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarından da suça konu yerin 3. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığının ve yapılan inşai faaliyetin sit alanının bütünlüğüne ve doğal dokusuna zarar verdiğinin anlaşıldığı, sit ilanına ilişkin kararın ise mahallinde mutat vasıtalarla duyurulduğu ve buna ilişkin tutanakların dosya kapsamında bulunduğu, ayrıca dava konusu taşınmazın tapuda Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı olması nedeniyle eylemin hukuka aykırı bir zeminde gerçekleştiği dikkate alınarak sanığın inşai faaliyette bulunduğu yerin sit alanı içerisinde kaldığını bildiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu, ancak; 16.09.2013 tarihli yapı tatil zaptında, inşaatın subasman hazırlığında iken durdurulup mühürlendiğinin belirtildiği, daha sonra kolluk kuvvetlerince tanzim edilen 11/11/2014 tarihli tutanakta ise; 3 metre yüksekliğinde olduğu, inşaatının ve sıvasının bittiği, boyasının yapıldığı, halihazırda kullanılır vaziyette olduğunun belirlendiği, bu nedenle ilk tutanaktan sonra sanığın eylemine devam etiği gerekçesiyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uygulanmış ise de; iddianame içeriğinde, izin alınmaksızın yapılan yapının tek katlı, kaba sıvası bitmiş, kapı ve pencereleri takılı olmayan, yarım metre yüksekliğindeki halinden bahsedildiği, ikinci tutanakta belirlenen sanığın devam eden eylemlerinin iddianame içeriğinde yer almadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/02/2012 tarihli ve 2011/4-570 esas, 2012/51 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, hükmün konusunun, iddianamede gösterilen fiilden ibaret olduğunu düzenleyen 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesi hükmü karşısında sanık hakkında, iddianamede belirtilmeyen eylemleri nedeniyle ek savunma verilerek TCK’nın 43/1. maddesi gereğince uygulama yapılamayacağı anlaşılmakla; sanığın 11/11/2014 tarihli tutanak ile tespit edilen devam eden eylemleri hakkında dava açılması sağlanarak, açılan dava ile inceleme konusu davanın birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi, Kabule göre de; 1- Tayin olunan 2 yıl 6 ay hapis ve 6 gün adli para cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 2 yıl 1 ay hapis ve 5 gün adli para cezası yerine uygulama hatası yapılarak netice cezanın 1 yıl 13 ay hapis ve 5 gün adli para cezası şeklinde eksik tayini, 2- T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozma ilamı sonrası sanık hakkında açılan Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/314 Esas sayılı dosyasının eldeki dosya ile birleştirildiği anlaşılmıştır. 4. Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2021 tarih, 2020/152 Esas, 2021/134 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62/1, 52/2, 53, CMUK 326/son maddeleri gereğince 1 yıl 13 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 24.08.2021 tarih, 2021/81445 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, mecburiyetten ev yaptığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, sanık hakkında Koruma Bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahalede bulunarak 2863 sayılı yasaya muhalefet suçundan açılan davaya ilişkin yapılan yargılamada mahkememizin 2015/49 E. 2015/162 K. Sayılı ilamı ile mahkumiyet kararı verildiği, dosyanın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2017/2179 E. 2020/2370 K. Sayılı bozma ilamı ile kararın bozulduğu, bozma kararı doğrultusunda yeniden yapılan yargılamada; mahkememizce 05/02/2015 tarihinde keşfe gidilmiş, keşif sonucunda alınan bilrkişi raporlarına göre; suça konu yapının İmambakır mahallesinde inşa edildiği yapının yapıldığı yerin III.Derece Arkeolojik Sit alanı içerisinde kaldığı, yapılan müdahalenin de tam anlamı ile bir fiziki ve inşai faaliyet teşkil ettiği , yapılan yapı için herhangi bir izin başvurusunun bulunmadığı gelen yazı cevaplarından ve bilirkişi raporlarından anlaşıldığı, Harran ilçesi, Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 09.03.1979 tarihli kararı ile üzerindeki tüm taşınmaz kültür varlıklarıyla birlikte “Arkeolojik Sit Alanı” olarak tescil edilmiş, 06.09.1983 tarihinde bu karar ilan edilmiştir. 1992 yılında “Harran Koruma Amaçlı İmar Planı” yürürlüğe girmiştir. Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün dosyada mevcut yazılarına göre yapının yapıldığı İmambakır Mahallesinin bulunduğu yerin Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 09.03.1979 tarihli kararı ile 1.Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edildiği, arkeolojik Sit Alanı sınırları Şanlıurfa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 20/12/2011 tarih ve 107 sayılı kararı ile 1/5000 ölçekli koordinatlı sayısal haritada yeniden belirlenerek III.Derece Arkeolojik Sit Alanı içerisine alındığı, Arkeolog bilirkişinin raporuna göre, Belediye yazı cevabı ve de 46 nolu parselin tapu kayıtları incelendiğinde suça konu yapının bulunduğu parselin Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil olunduğu, III.Derece Arkeolojik Sit Alanı içerisinde kaldığı, suça konu taşınmaz için sanık tarafından izin alınarak ancak inşai ve fiziki faaliyetin yapılabileceği sanık tarafından ise izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulduğu, her türlü şüpheden uzak biçimde tespit edildiği, sanığın sit alanı olarak ilan edilen alanda inşaat yaparak inşai ve fiziki müdahalede bulunduğu, yapılan yapının tam anlamı ile inşai bir faaliyet olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğu, yapı için yetkili mercilerden herhangi bir izin de alınmadığı, belirtilen yerin sit alanı olarak kabul edildiğinin 11/01/2012 tarihinde bir ay süre ile ilan edildiği, (ilan tutanağı dosyada mevcuttur) dosyadaki belgelerden anlaşıldığı, suç tarihinin yasa değişikliğinden önceye ait olması dikkate alındığında; 2863 sayılı yasanın 08/10/2013 tarihli 6498 sayılı yasa ile değişiklikten sonraki 65.maddesi gereğince sanığın eylemleri nedeniyle cezalandırılabilmesi için; 6498 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde yapılan değişiklik ile sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazların tescil kararlarının, Resmî Gazete’de yayımlanacağı ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulacağı hükmünün getirildiği, ayrıca anılan Kanunun 3. maddesi ile 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde “Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranların,cezalandırılacağının öngörüldüğü, gerek 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 7. maddesi ile anılan madde gereğince çıkarılan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik hükümlerinin, gerekse 6498 sayılı Kanunun 1. maddesi ile öngörülen tescil kararlarının, Resmî Gazete’de yayımlanma ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulma zorunluğunun amacının, ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu,Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, ilgili Kurul kararının hoparlör ve askı yolu ile 11/01/2012 tarihinde ilanının yapıldığı, sanığın ilanın yapıldığı bölgede yaşadığının gerek beyanı, gerekse MERNİS kayıtları ile sabit olduğu,dolayısıyla sanığın bu yerin sit alanı olduğunu bilmediği yönündeki savunmalarına itibar edilmediği, Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünden alınan cevabi yazı ile inşaat yapılan yerin III.Derece arkeololojik sit alanı içerisinde olduğu, tapu kaydı incelendiğinde ise parselin Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği bu suretle eylemin hukuka uygun bir zeminde icra edilmediği ,sanığın dava konusu yerin sit alanı içerisinde yer aldığını bilmesine rağmen dava konusu taşınmaza fiziki müdahalede bulunduğu, yapılan değişikliğin sanığın hukuki durumunda değişiklik meydana getirmediği, bu kapsamda sanık savunması, yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları ile dosyadaki tüm tutanak ve belgelerden üzerine atılı suçu işlediğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu anlaşılmakla sanığın 2863 sayılı yasanın 6498 sayılı yasa ile değişik 65/1. maddesi gereğince koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahalede bulunduğu anlaşılmakla sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği, sanık hakkında 16/09/2013 tarihinde kolluk görevlileri tarafından suç tutanağı düzenlendiği bu tutanakta inşaatın su basmasının hazırlığında iken inşaatın mühürlendiğinin belirtildiği, birleşen dosya kapsamındaki 11/11/2014 tarihli tutanakta ise inşaatın kabasının bitmiş dış sıvasının ve boyasının yapılmış olduğu olması dikkate alındığında,sanığın eylemlerine devam edip, tekrar suça konu taşınmaza fiziki ve inşai müdahalede bulunduğunun anlaşılması karşısında sanığın tek suç işleme icrası kapsamında aynı yere ve yapıya ilişkin birden çok kez inşai faaliyette bulunmak suretiyle 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediği bu suretle sanığa verilen cezanın zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK' nın 43. maddesi gereğince arttırılmasına arttırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR Dairemizin 04/03/2020 tarih, 2017/2179 Esas, 2020/2370 Karar sayılı bozma kararı üzerine, mahkemece bozma ilamına uyulup uyulmadığı hususunda bir ara karar verilmemiş ise de; Ceza Genel Kurulunun kararlılık gösteren içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, mahkemece bozma kararı doğrultusunda uygulama yapılması ve bozmadan sonra yapılan inceleme, araştırma ve yeni kanıtlara dayanarak hüküm kurulması karşısında, mahkemenin bozmaya eylemli olarak uyduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak, "Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 24/02/2015 tarih, 2015/49 Esas, 2015/162 karar sayılı, sanığın 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesi gereğince neticeten 1 yıl 13 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği ve belirtilen cezanın sanık bakımından kazanılmış hak oluşturduğu hususunun CMUK 326/son maddesi gereğince infaz aşamasında gözetilmesine karar verilmesi gerekirken, sanığın neticeten 1 yıl 13 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi, " hususu Kanuna aykırı bulunduğundan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümdeki "Sanığın aleyhine temyiz yapılmadığı anlaşılmakla 5320 sayılı kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1413 sayılı CMUK. 321. maddesi gereğince ve aynı kanunun 326/Son maddesi uyarınca Sanığın sonuç olarak 1 YIL 13 AY HAPİS VE 100 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, " ilişkin paragraf çıkartılarak yerine "Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 24/02/2015 tarih, 2015/49 Esas, 2015/162 karar sayılı hükmünün sadece sanık tarafından temyizi üzerine bozulması nedeniyle sonuç ceza miktarı sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinden, 5271 sayılı CMUK'un 326/son maddesi dikkate alınarak, sanık hakkındaki 1 yıl 13 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmünün İNFAZ AŞAMASINDA GÖZETİLMESİNE” ” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde karar verildi.