20. Hukuk Dairesi 2016/11080 E. , 2018/7618 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu ... köyü 198 ada 1 parsel sayılı 4.794.932,24 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, daha önce 1990 yılında yapılıp kesinle…
**20. Hukuk Dairesi 2016/11080 E. , 2018/7618 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu ... köyü 198 ada 1 parsel sayılı 4.794.932,24 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, daha önce 1990 yılında yapılıp kesinleşen tehdit nedeniyle yörede 2006 yılında yapılan kadastro sırasında kadastro tespit tutanağı düzenlenmeksizin 3402 sayılı Kanunun 22/son maddesine göre tapu kütüğüne aktarılmak süretiyle 12.12.2006 tarihinde orman olarak Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı vekili, 17.01.2007 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili adına 147 ada 12 parselin tarla niteliği ile 89,95 m2 yüzölçümüyle kadastroda tespitinin eksik yapıldığını, oysa, taşınmazın bir bütün olarak kullanılan gerçek yüzölçümünün yaklaşık 4391 m2 olduğunu ve taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kalmasına rağmen yapılan kadastroda hatalı olarak sanki tahdit sınırları içersindeymiş gibi işlem yapılarak 198 ada 1 parsel numarası ile orman olarak Hazine adına tescil edildiğini iddia ederek, hatalı işlem nedeniyle taşınmazın bu bölümünün iptal edilerek 147 ada 12 sayılı parsele eklenmek süretiyle müvekkili adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13/05/2013 tarih ve 2013/ 3751- 5438 sayılı ilamı ile ''Mahkemece; çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyde orman kadastrosunun 1990 yılında yapıldığı ve kesinleştiği, 2006 yılı içinde arazi kadastrosu yapılırken, davacı adına tespit edilen taşınmazın devamı niteliğinde bulunan davaya konu taşınmazın koordinat hatası yüzünden orman olarak tespit dışı bırakıldığı, burayla ilgili olarak herhangi bir tespit yapılmadığı, davacı tarafından 3402 sayılı Kanunun 7/4 fıkrası uyarınca bu konuda herhangi bir itirazda da bulunulmadığı, tespit dışı bırakma işleminin sonuç olarak bir kadastro işlemi olması, bu işlemin 12/12/2006 tarihinde kesinleşmesi, Yargıtay uygulamalarına göre de kesinleşmeden önceki zilyetliğe dayanılamayacak olması karşısında her ne kadar orman bilirkişisi raporuna göre talep edilen yerin orman olmadığı belirtilmiş ise de, yukarda belirtilen gerekçelerle 3402 sayılı Kanunun 7/4. fıkrası uyarınca söz konusu bir iddianın kadastro ekiplerine bildirilmemesi, arazi kadastrosunda nizalı taşınmazın orman olarak tespit dışı bırakılması, bu işlemin 12/12/2006 tarihinde kesinleşmesi karşısında davacının zilyetlik nedeni ile adına tesciline karar verilmesi iddiasında bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemece ulaşılan sonuç, kanun ve uygulamalara ve belgelere ters düştüğü gibi, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.