(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/14855 E. , 2013/7961 K. MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynetlerin aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm dav…
**(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/14855 E. , 2013/7961 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynetlerin aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkiline düğünde 7 adedi burma olmak üzere 15 adet bilezik ve 45 adet çeyrek altın takıldığını, bu ziynetlerin düğünden hemen sonra davacıdan alındığını, müvekillinin tedavi amacıyla ailesinin yanına ...'a gönderildikten sonra hiç gündemde olmadığı halde davalı tarafından boşanma davası açıldığını belirterek, ziynetlerin aynen iadesini, aynen iadesinin mümkün olmaması halinde bedelleri olan 32.528 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davacıya düğünde takılan ziynetlerin davacı tarafından talep edilen miktar ve nitelikte olmadığını, davacıya 12 adet bilezik ve 12 adet çeyrek altın takıldığını ve bunların da düğünden sonra düğün borçları ve tarafların müşterek ihtiyaçları için bozdurulduğunu, bunların dışındaki ziynetleri kabul etmediklerini ve davanın reddini savunmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. .Davacı, dava konusu ziynet eşyalarının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını ispat yükü altındadır. Olayda; davacı kadın, davalı tarafından düğünde takıldığı ve daha sonra bozdurulduğu kabul edilen 12 adet bilezik ve 12 adet çeyrek altın dışındaki ziynetlerin varlığını, miktarını ve bileziklerin niteliğini dinlettiği tanık beyanları ile ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde "vs deliller" demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynetlerin miktarı ve niteliği ile davalı tarafından varlığına ve miktarına karşı çıkılan ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.