T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/149 Esas KARAR NO : 2026/288 DAVA : Alacak (Adi ortaklık sözleşmesinden Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 27/02/2024 KARAR TARİHİ : 02/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 04.06.2015 tarihinde,-------- ile, --------- İlçesi, ---------…
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/149 Esas KARAR NO : 2026/288 DAVA : Alacak (Adi ortaklık sözleşmesinden Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 27/02/2024 KARAR TARİHİ : 02/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 04.06.2015 tarihinde,-------- ile, --------- İlçesi, --------- Mahallesi, --------- pafta, -------- ada ve -------- parselde yapılacak inşaat için ----------Noterliği'nde adi ortaklık sözleşmesi kurulduğunu, yapılan sözleşmede kar-zarar dağılımının “%50 - % 50 olarak kararlaştırıldığını, ortak yapılan inşaatın bitimi üzerine, ruhsatın müvekkili şirket bilgisi dışında--------- firması üzerine değil, ----------- firması üzerine çıkarıldığını, bu sayade ---------- firmasının müteahhitlik sınıflandırma sistemine göre sınıf atlarken, müvekkili şirketin bu inşaatın sınıflandırma etkisini kullanamadığını, inşaatın bitimini takiben, -------- Blok -------- no-lu dairenin satışının --------- firmasının yaptığını ve şirket yetkililerinden ----------, müvekkili şirket yetkilisi ---------- yaptığı satış üzerine bir hesap gönderdiğini ve satış bedelini bünyesinde bulundurma sebebi ile kar dağıtımı yaparken cebren 464.000,00 TL tutarı eksik gönderdiğini, bu sözleşmeye aykırı kar dağıtımının sebebi olarak --------- şahsi borcunun bulunduğunu gerekçe gösterdiğini, -------- böyle bir borcunun bulunmadığını, müvekkili şirketin alacağın paranın şirket yetkililerinin şahsi alacak-verecek iddialarına konu edilmesinin adi ortaklık sözleşmesine ve hukuka aykırı olduğunu, -------- Blok -------- no.lu dairenin 4.100.000,00 TL'ye satıldığını, arsa payı ve emlak vergisi kesintisinden sonra 3.735.000,00 TL'nin ortaklara dağılması için kaldığını, --------- yetkisinin 1.867.000,00 TL göndermesi gerekirken ----------- kendisine borcu olduğunu iddia ederek 467.000,00 TL'yi haksız ve ortaklık sözleşmesine aykırı olarak kestiğini ve müvekkiline 1.403.500,00 TL gönderdiğini, diğer bir alacak kaleminde---------- firmasının ------------ ilçesine gidiş - geliş masrafını gerekçe göstererek 90.000,00 TL daha kesinti yaptığını, dolayısı ile şahsi aracının giderini ortaklığa yansıttığını beyan ederek, toplam 554.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin de karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın taraflar arasında akdedilen adi ortaklık sözleşmesine uygun olarak edimlerini ifa ettiğini, bu nedenle davacının haksız iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini, toplam 32 bağımsız bölümün adi ortaklık ilişkisi çerçevesinde inşa edildiğini, işbu bağımsız bölümlerden 14 adedinin arsa malikleri adına tesis edildiğini, kalan 18 adet bağımsız bölümden 9 adedinin müvekkili firma lehine, 9 adedinin de davacı firma lehine tesis edildiğini, kat irtifakı kurularak ortaklık karının ortaklar arasında usulüne uygun olarak taksim edilmiş olduğundan dolayı her bir ortağın kat irtifak tapusunu elinde bulundurduğu taşınmaz üzerinde tasarruf etme imkanı bulunacağını, dava dilekçesinde bahsi geçen -------- blok --------- numaralı bağımsız bölümün tapusunun da müvekkili firma adına çıkarıldığını, işbu bağımsız bölümün davacı firma adına değil, yalnızca müvekkili adına tescilli bit taşınmaz olduğunu, dolayısı ile adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanan tüm hak ve yükümlülüklerin yerine getirildiğinden müvekkili aleyhine dava ikame edilmesinin olanaksız olduğunu, dava dilekçesinde bahsedilen şahsi borç ilişkisinden kaynaklı alacak-borç ilişkisinden dolayı ikame edilecek davada müvekkili firmanın değil, muhatap --------- husumet yönetilmesi gerektiğini beyan ederek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi raporunda özetle: Sayın Mahkeme ara kararının yerine getirilebilmesi için ve taraflar arasında var olduğu kabul olunan adi ortaklığın tasfiyesinin yapılabilmesi için, Öncelikle Yargıtay'ın işaret ettiği şekilde tasfiye aşamaları uygulanmalı, Yargıtay'ın tasfiye usulünün uygulanabilmesi için, Sayın Mahkemece atanacak mali müşavir hesap uzmanı ve adi ortaklık konusunda uzman tasfiye memuru tarafından üçer aylık dilimler halinde ve bilanço formatında ortaklığın malvarlığı değerleri, alacak ve borçları tespit edilmeli, En nihayetinde ortaklığın malvarlığı ile ilgili satış devir vs hususlarında karar alındıktan sonra yapılacak tasfiye kapanış bilançosu oluşturulması gerektiğine dair rapor sunulmuştur. Mahkememiz 17/04/2025 tarihli duruşma ara kararında bilirkişi heyetine yeni bir mali müşavir eklenmesine ve davacı vekili tarafından gerekli ücretin ödenmesine karar verilmişse de davacı vekilinin gerekli bilirkişi ücreti ödenmediğinden, dosyanın yeni bilirkişi heyetine gönderilmediği ve davacı vekilinin dosyayı takip etmediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemidir. Somut olayda, davacının adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın olup olmadığının mevcut ise miktarının tespiti için mahkememizce bu hususta bilirkişi heyetinden rapor alınması amacıyla 09.12.2025 tarihli duruşma tutanağının 1 nolu ara kararı ile 18.000,00 TL bilirkişi ücretini iki haftalık kesin sürede yatırması için davacı vekiline süre verilmesine, bilirkişi ücreti yatırılmadığı takdirde, bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağının ve dosyada mevcut hali ile karar verileceğinin ihtarına karar verildiği, ihtaratı içeren duruşma tutanağının davacı vekiline tebliğ edildiği, belirlenen kesin sürede bilirkişi ücretinin yatırılmadığı anlaşılmaktadır. Çözümü, uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren dava konusu uyuşmazlıkta davacı tarafından iki haftalık kesin sürede bilirkişi giderinin yatırılmadığı anlaşıldığından dava ispatlanamamış olup, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE, 1-Mahkememizce verilen bir tedbir kararı bulunmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 2-Mahkememizce verilen bir tedbir kararı bulunmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin olarak yatırılan 9.460,94 TL'den mahsubu ile bakiye 8.728,94 TL harcın karar kesinleştiğinden ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T' deki esaslara göre belirlenen 88.640,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yokluğunda ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/04/2026