DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1155 E. , 2024/2927 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1155 Karar No : 2024/2927 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antaly
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1155 E. , 2024/2927 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1155 Karar No : 2024/2927 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antalya ili, Kepez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda ... tarih ve ... sayılı Antalya Büyükşehir Belediyesi Meclisi kararıyla kabul edilen 1/25.000 ölçekli nazım imar planının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Dosyanın ve Mahkemelerinin E:... sayılı dosyasında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, 1/25000 ölçekli nazım imar planında dava konusu parsele getirilen yükseköğretim alanı ve kamu hizmet alanı kararının bölge açısından olumlu sonuçlar doğuracağının anlaşıldığı, ancak nazım imar planının, üst ölçekteki çevre düzeni planı ile alt ölçekteki uygulama imar planından farklılık gösterdiği, nazım imar planında dava konusu parsel için getirilen kamu hizmet alanı kararının plan hükmüne göre üst ölçekteki çevre düzeni planı değişikliğindeki kentsel yerleşik alan kararıyla uyumlu olduğu, ancak yükseköğretim alanı kararının, 5.22 sayılı plan hükmündeki eğitim tesisleri kapsamında değerlendirilemeyeceği, üniversite alanı lejantıyla tanımlanması gerektiği, planda öngörülen yükseköğretim alanının üst ölçekteki çevre düzeni planında üniversite alanı olarak değil de kentsel yerleşim alanı olarak gösterilmesi nedeniyle davaya konu nazım imar planının üst ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine uygun olmadığı gerekçesiyle dava konusu planın iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden plana itiraz ettiği, itirazının reddi sonrasında ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına kayden dava açtığı; ancak ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden davacının plana herhangi bir itirazı olmadan doğrudan dava açtığının anlaşıldığı, bu durumda; ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin açılan davanın, planın son ilan günü olan 18/08/2017 gününü izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde, en son 17/10/2017 gününde açılması gerekirken, 20/04/2018 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılarak istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 20/11/2023 tarih ve E:2021/9155, K:2023/8441 sayılı kararıyla; UYAP üzerinde yapılan incelemede davacı adına kayıtlı taşınmazın Antalya ili, Kepez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz olduğu, davacı adına kayıtlı başka taşınmaz bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde 188 sayılı parsele ilişkin tapu kaydının sunulduğu, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararınde her ne kadar davacı Özcan Çetin tarafından aynı parsel için ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına dava açıldığı tespitine yer verilmiş ise de, ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında davacının ... sayılı parselin diğer hissedarı ... olduğunun anlaşıldığı, bu durumda, davacı tarafından 03/09/2017 tarihinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığına yapılan başvurunun plan değişikliği talebi niteliği taşıdığı ve 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru olduğu, anılan başvurunun 09/10/2017 tarihinde reddedilmiş olsa dahi, davacıya 60 gün içerisinde ulaşan herhangi bir cevap olmadığından başvuruyu izleyen 60 gün sonunda 02/11/2017 tarihinde başvurunun zımnen reddedilmiş sayılacağı, zımnen ret üzerine 60 günlük yasal dava açma süresi içinde en son 02/01/2018 tarihine kadar dava açılabileceğinden; yasal dava açma süresi içerisinde 08/12/2017 tarihinde açılan davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davanın esasına ilişkin Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet görülmediği gerekçesiyle Konya Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; temyiz aşamasında davacı vekili tarafından aslında ... ada, ... sayılı parseli dava konusu etmek istedikleri, ada/parsel numarasını hatalı yazdıkları ifade edilmekle birlikte; dava süresinin aşılarak, davanın aslında ... ada, ... sayılı parsel yönünden açıldığının kabulünün ve bu parsel yönünden davanın incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı, kaldı ki; dava dilekçesinde doğru ada/parsel numarası yazılmış olsa dahi, davacı bakımından dava açma süresi yönünden herhangi bir değişikliğin olmayacağı, idareye yapılan bir başvurunun 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru olarak kabul edilebilmesi için, hukuk aleminde herhangi bir işlemin mevcut olmaması gerektiği, olayda ise davacının idareye başvurusunun açıkça, üniversite alanı planlamasına yapılan itiraza yönelik olduğu, dolayısıyla hukuk aleminde var olan bir işleme (üniversite alanı planlamasına) yönelik olan bu başvurunun 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında kalmadığı, öte yandan; davacının başvurusunun Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği kapsamında bir müellife hazırlatılıp onaya sunulan yeni bir bir plan teklif dosyası da içermediğinden, bu başvurunun bu yönden de 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında kalmadığının açık olduğu, davacının başvurusunun 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru olduğu, davacının dava konusu etmek istediğini belirttiği ... ada, ... sayılı parsel yönünden dava açtığı varsayılsa dahi, bu yönden de başvurusunun 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında kalan bir müracaat olduğu, nitekim; davacının 03/09/2017 tarihli başvurusunun, 1/25000 ölçekli nazım imar planının son ilan tarihi olan 18/08/2017 tarihini izleyen gün başlayan dava açma süresi içerisinde yapılan bir başvuru olduğu, bu durumda 03/09/2017 tarihinden itibaren en geç 120 günlük dava açma süresi içerisinde davanın açılmasının gerektiği, buna göre dava açma süresinin son gününün, 01/01/2018 resmi tatil olmasına istinaden davanın en geç 02/01/2018 Salı günü açılması gerekirken, 20/04/2018 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı, kaldı ki dava dilekçesinde yazılı olmamakla birlikte davanın ... ada, ... sayılı parsel yönünden açıldığı kabul edilse edilse dahi, parselin diğer hissedarı olan ... tarafından ... ada, ... sayılı parsel için açılan davanın sonuçlarından davacının da faydalanacağı, bu bakımdan davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair kararın davacı bakımından herhangi bir hak kaybına da sebep olmayacağı gerekçesi eklenerek, istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava dilekçesi ekinde sunulan tapu kaydından da anlaşılacağı üzere ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden dava açıldığı, ... tarih ve ... sayılı Antalya Büyükşehir Belediyesi Meclisi kararıyla kabul edilen 1/25.000 ölçekli nazım imar planına itiraz ederek taşınmazın üniversite alanından çıkarılmasını ve konut alanına alınmasını istediği, bu başvurunun aynı zamanda plan değişikliği talebi olduğu, plan değişikliği talebinin zımnen reddi üzerine 60 gün içerisinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu plana askı süresi içerisinde davacı tarafından itiraz edilmediği, son askı tarihinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılmadığı, ısrar kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Kanun'un "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun, "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde ise, "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; değişiklik yapılması istenilen 1/25000 ölçekli nazım imar planının 20/07/2017-21/08/2017 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süresi içinde anılan planlara itiraz edilmediği, ancak dava açma süresi içinde 03/09/2017 tarihinde Antalya Büyükşehir Başkanlığına verilen dilekçe ile taşınmazın üniversite alanından çıkarılarak konut alanına alınmasının istenildiği, bu talebin zımnen reddi üzerine 08/12/2017 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle davacı tarafından ilan-askı süresinden sonra yapılan itirazın, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında değerlendirilip, değerlendirilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesi ile öngörülen ve zorunlu bir başvuru yolu olmayan, imar planlarına askı süresi içerisindeki bir aylık itiraz yolunun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesinde yer alan itiraz yolu olarak kabul edilerek, bu Kanun'da yer alan itiraz süresinin davacının aleyhine olacak şekilde daha kısa yorumlanmasının, hak arama özgürlüğü ile mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturacağının kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davacı tarafından ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren altmış günlük yasal dava açma süresi içinde yapılan itirazın, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden altmış günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde, cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği gibi; planlara karşı askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren altmış günlük yasal idari dava açma süresi içinde, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması halinde de, işlemeye başlayan idari dava açma süresinin duracağı ve altmış gün içinde cevap verilmemesi halinde istek reddedilmiş sayılacağından, altmış günlük yasal idari dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı, bu sürenin son gününe kadar cevap verilmesi halinde ise bu tarihi izleyen günden itibaren yine kalan sürenin işlemeye başlayacağı ve toplam olarak altmış günlük bu süre içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, son askı tarihini izleyen günden itibaren 22/08/2017 tarihinde işlemeye başlayan dava açma süresinin, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca 03/09/2017 tarihinde davacı tarafından davalı idareye yapılan başvuru üzerine duracağı ve bu süre, davacının başvurusunun zımnen reddedildiği 02/11/2017 tarihini izleyen günden itibaren yeniden işlemeye başlayacağından, kalan dava açma süresi içinde 08/12/2017 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava dilekçesinde davacı tarafından Antalya ili, Kepez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğu belirtilerek bu taşınmaz yönünden dava açılmış ise de; UYAP üzerinde yapılan incelemede davacının hissedar olduğu tek taşınmazın Antalya ili, Kepez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz olduğu, davacı adına kayıtlı başka taşınmaz bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde ... ada, ... sayılı parsele ilişkin tapu kaydının sunulduğu anlaşıldığından, Kurulumuzca dava konusu olarak ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz alınmıştır. ... tarih ve ... sayılı Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile kabul edilen ve 20/07/2017-21/08/2017 tarihleri arasında askıya çıkarılan 1/25000 ölçekli nazım imar planında dava konusu ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üniversite, teknik altyapı ve kamu hizmeti alanında kamıştır. Davacı tarafından, askı süresinde dava konusu plana itiraz edilmemiş, askı süresinden sonra 03/09/2017 tarihinde Antalya Büyükşehir Başkanlığına verilen dilekçe ile taşınmazın konut alanına alınması istenilmiş, bu talebin zımnen reddi üzerine 08/12/2017 tarihinde temyizen incelenen dava açılmış, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. ve 5. maddelerine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, bu kararın 19/01/2018 tarihinde davacıya tebliğinin ardından 16/02/2018 tarihinde yenilenen ve bu kez İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddine dair ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 21/03/2018 tarihinde davacıya tebliği üzerine 20/04/2018 tarihinde yeniden dava dilekçesi verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde ise; "1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı, 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin süre aşımı yönünden inceleneceği; aynı maddenin altıncı fıkrasında, ilk incelemeye ilişkin hususların tespit edilmesi halinde davanın her safhasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı; 15. maddesinde ise süre aşımı bulunduğu tespit edilen davaların reddedileceği kurala bağlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ise; "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmünü içermektedir. 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılan ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan mülga Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 20. maddesinde ise onaylanmış planların; onay tarihinden itibaren ilgili idarece herkesin görebileceği şekilde ilan yerlerinde asılmak ve nerede nasıl görülebileceği mahalli haberleşme araçları ile duyurulmak suretiyle 30 gün süre ile ilan edileceği, 30 günlük ilan süresi içinde planlara itirazın, ilgili idare nezdinde yapılacağı kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İmar planları; 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen “ilanı gereken düzenleyici işlemlerden” olup, aynı madde gereğince dava açma süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesi ile Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 33. maddesi gereği, imar planları otuz gün süreyle askıda ilan edilerek duyurulmakta ve bu süre içerisinde imar planlarına yapılan itiraz başvuruları hakkında bir karar verilmek üzere, askı süresinin bitiminden sonra ilgili karar merciine gönderilmektedir. Bu nedenle, imar planlarına karşı askı süresi içerisinde yapılan itirazların, askı süresi dolduktan sonra, bu itirazlara yönelik idari işlem tesis edilmesi için yetkili mercie gönderildiği hususu ile 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi birlikte ele alındığında, dava açma süresinin başlangıcında, askıda yapılan itiraz tarihi yerine, itirazlar hakkında değerlendirme yapılacak sürecin başladığı askıdan inmeyi takip eden tarihin esas alınması gerekmektedir. Sonuç olarak, 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesi ve 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile üst makamlara başvurmayı düzenleyen 11. maddesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içerisinde 3194 sayılı Kanun'un 8/b maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün (2577 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik ile bu süre 30 güne indirilmiştir) içerisinde bu başvuruya cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, zımni reddin oluştuğu bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içerisinde veya ilan-askı süresinin son gününü izleyen 60 gün içerisinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde, bu cevabın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde idari dava açılabileceği; imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca, imar planının ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan, bu süreler geçirildikten sonra yapılacak başvuruların ise, dava açma süresini ihya etmeyeceği açıktır. Dosyanın incelenmesinden; değişiklik yapılması istenilen 1/25000 ölçekli nazım imar planının 20/07/2017-21/08/2017 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süresi içinde anılan planlara itiraz edilmediği ve askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde dava açılmadığı, 03/09/2017 tarihinde yapılan imar planı değişikliği talebinin zımnen reddi üzerine 08/12/2017 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmıştır. İmar planına askı süresi içinde itiraz etmeyen davacının, askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde dava açması gerekirken, taşınmazının tamamının konut alanına alınması yönünde imar planında değişiklik yapılması talebiyle yapılan ve yeni bir dava açma süresi başlatmasına hukuken olanak bulunmayan, 03/09/2017 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine, 08/12/2017 tarihinde açılan davanın, süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki ısrar kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Dava konusu işlemin iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 20/11/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Kanun'un "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun, "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde ise, "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; değişiklik yapılması istenilen 1/25000 ölçekli nazım imar planının 20/07/2017-21/08/2017 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süresi içinde anılan planlara itiraz edilmediği, ancak dava açma süresi içinde 03/09/2017 tarihinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na verilen dilekçe ile taşınmazın üniversite alanından çıkarılarak konut alanına alınmasının istenildiği, bu talebin zımnen reddi üzerine 08/12/2017 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle davacı tarafından ilan-askı süresinden sonra yapılan itirazın, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında değerlendirilip, değerlendirilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma" başlıklı 90. maddesinin son fıkrasında: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07.05.2004 günlü, 5170 sayılı Yasanın 7. maddesi) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmü getirilmiştir. Bu hüküm ile usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmaların iç hukuk sistemine yansıtılma yöntemi belirlenmiştir. Buna göre, bu andlaşmalardan temel hak ve özgürlüklere ilişkin olanlarla yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda uluslararası andlaşma kurallarının esas alınması anayasal bir gerekliliktir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (Sözleşme, AİHS) 6/1. maddesinde: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." kuralı yer almıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir. Yüksek Mahkeme, 59601/09 başvuru numaralı Eşim-Türkiye kararında da, davalara ilişkin süre sınırlarını düzenleyen kuralların adaletin doğru şekilde tecelli ettirilmesini amaçladığını, dolayısıyla ilgili düzenleme veya uygulamanın dava açmak isteyen kişinin var olan bir başvuru yolunu kullanmasını engellememesi gerektiğini, ayrıca mahkemelerce her davanın kendine özgü koşulları ışığında ve AİHS'nin 6.maddesinin 1. fıkrasının konusu ve amacını dikkate alarak bir değerlendirme yapılması gerektiği, yapılan hukuki düzenlemelerin hukuk güvenliği ilkesi ve adaletin iyi bir şekilde tecelli etmesi amacına hizmet etmediği ve dava açmak isteyen kişinin önünde davasının esasını yetkili ve görevli mahkeme önünde inceletmek bakımından bir engel oluşturduğu durumlarda mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğini vurgulamıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararları değerlendirildiğinde, “mahkemeye erişim hakkının” mutlak bir hak olmadığı ve dava açma sürelerini öngören yasal düzenlemelerin adaletin doğru şekilde tecelli ettirilmesini sağlamak amacıyla tesis edildiği açık olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten kaçınmaları ve her davanın kendine özgü koşulları ışığında, AİHS'nin 6.maddesinin 1. fıkrasının konusu ve amacını dikkate alarak bir değerlendirme yapmaları gerekmektedir. Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'da yer alan kurallar idari usulü belirleyen kurallar olmayıp, yargılama usulünün belirlenmesine ilişkin kurallardır. Bu kapsamda, idarelerin işleyişleri çerçevesinde öngörülen yasal sürelerin, mahkemelerce idari yargılama usulünde bağlayıcı olarak kabul edilmesinin, ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlaline yol açacağı değerlendirilmektedir. Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesi ile öngörülen ve zorunlu bir başvuru yolu olmayan, imar planlarına askı süresi içerisindeki bir aylık itiraz yolunun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesinde yer alan itiraz yolu olarak kabul edilerek, bu Kanun'da yer alan itiraz süresinin davacının aleyhine olacak şekilde daha kısa yorumlanmasının, hak arama özgürlüğü ile mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturacağının kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davacı tarafından ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren altmış günlük yasal dava açma süresi içinde yapılan itirazın, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden altmış günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde, cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği gibi; planlara karşı askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren altmış günlük yasal idari dava açma süresi içinde, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması halinde de, işlemeye başlayan idari dava açma süresinin duracağı ve altmış gün içinde cevap verilmemesi halinde istek reddedilmiş sayılacağından, altmış günlük yasal idari dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı, bu sürenin son gününe kadar cevap verilmesi halinde ise bu tarihi izleyen günden itibaren yine kalan sürenin işlemeye başlayacağı ve toplam olarak altmış günlük bu süre içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, son askı tarihini izleyen günden itibaren 22/08/2017 tarihinde işlemeye başlayan dava açma süresinin, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca 03/09/2017 tarihinde davacı tarafından davalı idareye yapılan başvuru üzerine duracağı ve bu süre, davacının başvurusunun zımnen reddedildiği 02/11/2017 tarihini izleyen günden itibaren yeniden işlemeye başlayacağından, kalan dava açma süresi içinde 08/12/2017 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.