3. Hukuk Dairesi 2024/3092 E. , 2025/1311 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/155 E., 2023/183 K. Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın düzeltilerek onanmasına dair verilen kararın taraf vekillerince düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten s
**3. Hukuk Dairesi 2024/3092 E. , 2025/1311 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/155 E., 2023/183 K. Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın düzeltilerek onanmasına dair verilen kararın taraf vekillerince düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; davalılar ile dava dışı ... İmar İnş. Ltd. Şti. (... Ltd.Şti.) ve Hicri Yılmaz arasında davalılara ait Muğla İli Milas İlçesi Kıyıkışlacık Köyü Akarca Çifliği mevkiinde kain bulunan 115 ada 576, 577, 579, 580, 581 parselde kayıtlı toplam 1.635.000 m2 ile 606 parselde kayıtlı 525.000 m² olmak üzere toplam 2.160.000 m²’lik tarla vasfındaki taşınmazların pazarlama ve satışı için 10.09.2005 tarihinde sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin tarafı olan Hicri Yılmaz’ın 18.11.2005 tarihli ek protokol ile 10.09.2005 tarihli sözleşmedeki tüm hak alacak sorumluluklarını müvekkiline devrettiğini, tarafların sözleşme gereğince gayrimenkullerin değerlendirilmesi, işletme satış ve pazarlanması için Kurin Emlak Makine Turizm İnşaat Elektrik Taşımacılık Maden ve Ticaret Ltd. Şti.ni kurduklarını, şirketin kurulmasından sonra davacının pazarlama ve satış için arazinin bulunduğu yere bir çok yerli ve yabancı yatırımcı getirdiğini, avan projeler çizdirdiğini, internet siteleri hazırlatarak tanınım sağlandığını, bu tanıtımlar sonucunda satın almak isteyenlerden birçok tekliflerin alındığını, ancak davalıların kötüniyetli olarak müvekkilini devre dışı bırakıp, 11.04.2008 tarihinde 606 parselde kayıtlı taşınmazı toplam 20.584.130,00 TL’ye sattıklarını, arsa bedeli olarak 6.825.000,00 TL'nin tenzilinden sonra bakiye kalan 13.756.130,00 TL'nın kar olduğunu ve elde edilen kardan protokol gereğince % 25'i olan 3.439.033,00 TL'nin müvekkilinin payı olduğunu, ayrıca davalıların diğer taşınmazları da davacıyı devre dışı bırakarak satacakları duyumunu aldıklarını ileri sürerek, davalıların protokolden doğan yükümlülüklerini ihlal etmelerinden dolayı sözleşmede hüküm altına alınan tüm parsellerdeki toplam alacağı olan 28.450.160 USD’den şimdilik 20.000,00 USD'nin yabancı paraya uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/267 E. sayılı dosyası ile açtıkları davanın kabul edildiğini belirterek, davalıların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemelerinden dolayı sözleşmede hüküm altına alınan tüm parsellerdeki toplam alacak 28.450.160 USD’nin yabancı paraya uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalılar vekili; davacının elindeki protokolün hile ile elde edilmiş olması nedeniyle geçersiz olduğunu, müvekkillerinin ... Ltd.Şti.'yle birlikte davacının da ilişkisi bulunduğu Barfa Ltd. Şti. ile imzaladıkları 05.09.2005 tarihli birinci protokolden hemen 5 gün sonra davacının kötüniyetli davranışlarla 10.09.2005 tarihli protokolü imza ettirdiğini, bu protokollerin resmi şekilde yapılmamış olmaları nedeniyle hukuken şekil açısından geçersiz bulunduğunu, davacının protokol gereğince görev ve sorumluluğunun taliki şarta bağlı olduğunu ve taliki şart gerçekleşmediğinden herhangi bir talepte bulunulamayacağını, protokolü feshetmediklerini, davacı ile birlikte hareket eden ... Ltd. Şti.nin haksız ve nedensiz olarak protokol metnine müvekkillerinin kendilerine muhtemel kar payından yarı hisse vermelerini sağlamaya yönelik ibareler koyduklarını, ... Ltd Şti.nin 27.04.2008 tarihinde Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde (2008/260 E. sayılı dosya) aynı nitelikte dava açtığını, davacının satılan 606 nolu parsel üzerinde herhangi bir hakkı bulunmadığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 19.09.2013 tarihli ve 2008/267 E., 2013/437 K. sayılı kararıyla; davalıların sözleşmenin birinci ayağındaki sözleşen yükleniciye karşı temerrüde düşerek ifa olanağını ortadan kaldırdığı, davacı tarafın parselasyon işlemi biten 606 nolu parsel için tanıtım faaliyetlerinde bulunduğu, değişik alıcılardan teklif almasına rağmen davalı tarafın sözleşmenin 1.ayağını oluşturan ... Ltd. Şti. gibi davacıyı da devre dışı bırakarak söz konusu parseli sattığı, davacının üstlendiği taşınmaz pazarlama veya tellallık sözleşmesinin otomatikmen ifa olanağının ortadan kaldırıldığı, bu şekilde davranan davalıların iyiniyetli sayılamayacağı ve davacının en azından 606 nolu parselin satışından alması gereken kâr payını almaya hak kazandığı, ancak bilirkişilerce belirlenen miktar talebin çok üzerinde bulunduğu, miktarın açılacak bir ek davada tartışılması mümkün olduğundan bu husus üzerinde durulmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 23.12.2015 tarihli ve 2014/43359 E., 2015/37688 K. sayılı ilamıyla; davalıların sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, Mahkemece, davacının en azından 606 parsel sayılı taşınmazın satışından elde edilen kardan payını almaya hak kazandığı yönündeki gerekçenin davacı tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle kar payı yönünden sadece 606 parsel yönünden hesaplama yapılması gerektiği hususunun davalılar yönünden de usuli kazanılmış hak durumu oluşturduğu dikkate alınarak alanında uzman yeni bilirkişi heyetinden sadece 606 parsel sayılı taşınmazın satışından dolayı elde edilen kardan 10.09.2005 tarihli protokol hükümleri gereğince davacının alması gereken payın net olarak rapor alınmak suretiyle belirlenip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin 18.12.2019 tarihli ve 2017/241 E., 2019/520 K. sayılı kararıyla; bozma ilamı gereği alınan raporlarda davacının 606 parselin satış tarihi 11.04.2008 itibarıyla alacağının 3.244.131,50 TL ve bunun dolar karşılığının 2.503.163,75 USD olduğunun bildirildiği, Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/39 E. sayı dosyası ile de ek dava açarak fazlaya ilişkin haklarını talep ettiği gerekçesiyle, asıl dava yönünden; davacının davasının kabulüne, birleşen dava yönünden; davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. Dairenin 22.03.2021 tarihli ve 2020/8211 E., 2021/3028 K. sayılı ilamıyla; asıl dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde, bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiş, birleşen dava yönünde yapılan temyiz incelemesinde; Yargıtay bozma ilamında sözleşmede yer alan davacının dava konusu ettiği diğer 5 parsel yönünden davacının herhangi bir talepte bulunamayacağı yönünde oluşmuş müktesep hak bulunmadığı, bu durumda bu parseller yönünden de tarafların tüm delileri toplanıp, iddia ve savunmaları doğrultusunda gerekli inceleme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken davacının tüm talepleri hakkında inceleme ve değerlendirme yapılmadan gerekçesiz bir şekilde davanın kısmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediği gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 13. Hukuk Dairesince de Mahkemece verilen ilk kararda usuli kazanılmış hak durumunun açıkça bu kararda yazıldığı, bu karara uyulduğu ve 606 parsel sayılı taşınmaz dışındaki taşınmazlar yönünden 115 ada 576-577-578-579-580 nolu parsellerin planlarının onaylanmadığı ve satışa konu edilmediğinin anlaşıldığı ve davacı tarafın başkaca bir talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davada davanın kabulü ile 20.000 USD'nin ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 2.488.413,75 USD'nin ödeme günündeki TC Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, dava konusu alacaklara dava tarihlerinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD üzerinden açılmış bir yıllık mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizin yürütülmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. IV. TEMYİZ Dairece 25.06.2024 tarihli, 2024/1631 E., 2024/2029 K. sayılı kararla; davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, davacının temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede asıl davaya ilişkin hükmün düzeltilerek onanmasına ve birleşen davaya ilişkim temyiz itirazlarının reddine karar verilerek sonuç olarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır. V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri 1.Davacı vekili; Mahkemece verilen kısmi red kararının eylemli direnme niteliğinde olduğunu, birleşen davada verilen kısmen red kararının bozulması gerektiğini, daha öncesinde yapılan incelemede asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilerek kararın onanmadığını, bu durumda asıl davada talep olunan tüm parsellere yönelik alacak bakımından taleplerinin kabulüne karar verilmiş olduğunu, asıl davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak ek dava niteliğinde bulunan birleşen davanın açıldığını, her ne kadar asıl davada 606 parsel dışında satış yoksa da tüm parsellerden kar payı alacağı hakkı olduğu hususunda verilen kararın kesinleştiğini, müvekkili lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınmadan verilen kısmi red kararının onanmasının doğru olmadığını, ayrıca rapora yapılan itirazların da karşılanmadığını, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.09.2014 tarihli ve 2014/71 E. 2014/239 K. sayılı dosyasında, davalı ... tarafından sırf müvekkile ve dava dışı ... firmasına para ödememek amacıyla dava konusu parsellerde yapılan planların iptalleri için gayri hukuki fiillerde bulunduğu ve bu fiilleri sonucunda görevi kötüye kullanma suçundan yargılandığını ve verilen cezanın hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile kesinleştiğini, davaya konu sözleşme ile planlama işinin % 93 oranında tamamlanmasından sonra davalılar tarafından haksız azil yapılarak sonlandırıldığını, dava konusu sözleşmenin diğer tarafı olan ve alacak hakkını almaya hak kazanan Özünkent Şirketi hakkında verilen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/66 E., 2019/450 K. sayılı ilamı ve bu ilamı kesinleştiren Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 11.11.2021 tarihli ve 2021/4122 E.2021/1432 K. sayılı ilamının yok sayıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili; belirsiz alacak davası niteliğindeki asıl dava derdest olduğundan birleşen davanın 606 nolu parsel yönünden derdestlik nedeniyle reddi gerekirken, birleşen davanın esasına girilerek 606 nolu parsel yönünden alacağın tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından 10.09.2005 tarihli sözleşmeden kaynaklanan borç ilişkisine dayanılması suretiyle TBK'nın 125 ve 126. maddelere göre müspet zararının tazmininin istendiğini, ancak karara dayanak alınan bilirkişi raporunda davacının talebini değiştirecek şekilde hesap yapılmasının talep konusunun değiştirilmesi anlamına geldiğini, bilirkişi raporundaki görüşün aksine, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davacı alacağının USD olarak ödeneceğine ilişkin herhangi bir hüküm olmadığını, birleşen davanın açıldığı 31.01.2014 tarihi itibariyle yaklaşık 6 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle, davacı tarafından hak kazanıldığı iddia edilen 606 parselde kayıtlı taşınmazla ilgili yoksun kalınan karın zamanaşımına uğradığını, pazarlamacının 116 ada 606 nolu parselde kayıtlı taşınmazın satışı nedeniyle tellallık ücretine hak kazandığı kabul edilse dahi, 116 ada 606 nolu parselle ilgili 2.508.413.,75 USD tutarındaki fahiş tellallık ücretinin tenkis edilmesi gerektiğini, sözleşmenin haksız feshi halinde dahi taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesine göre davacının kar kaybından kaynaklanan zarar iddiasında bulunmasına imkan da bulunmadığını, dosya kapsamındaki resmi belgeler ile idari yargı kararlarından dava dışı yüklenici şirketin 606 nolu parselde kayıtlı taşınmaz dahil olmak üzere bütün taşınmazlarla ilgili yükümlülüğünü yerine getirmediğini, çünkü halihazır haritaları hiç yapmadığını, yapılmasını ve onaylanmasını sağladığı 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planının ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan 1/100.000 ölçekli planla geri alındığını, idari yargı kararları ile 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının ise imar mevzuatına açıkça aykırı olması bir tarafa yok hükmünde olduğuna karar verildiği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile parselasyon planlarının ise hiç yapılmadığını, dolayısıyla dava dışı yüklenici şirketin yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle taliki şarta bağlı birleşen davaya konu alacak isteminin reddi gerektiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü yetkililerinin hazırladığı bu yöndeki müzekkere cevapları ile, dava dışı yüklenici şirketin yaptığı çevre düzeni planının 2007 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından resen onaylanan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planıyla yürürlükten kaldırıldığı konusunda Mahkemelere bilgi verilmediğinin açıklanamadığını, TMMOB tarafından açılan Danıştay 6. Dairesinin 2009/14036 E. sayılı davası ile TEMA vakfı tarafından açılan Danıştay 6. Dairesinin 2011/7321 E. sayılı davasında verilen 2 adet kararının neden yıllarca sakladığının açıklanmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilerek görülen davada taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir. 606 parselden kaynaklanan ve davacının kar payı alacağını tespit eden bilirkişi raporunda belirlenen değer, Dairenin 22.03.2021 tarihli ve 2020/8211 Esas, 2021/3028 Karar sayılı kararı ile asıl dava dosyasının onanmasına karar verilerek kesinleşmiş olup, davalının bedele, zamanaşımına yönelik itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı, davacı taraf diğer parseller yönünden alacak isteminin haklı olduğuna yönelik kararın onandığını ve diğer parseller yönünden de kar payı alacağının doğduğunu ileri sürmüşse de Dairenin 22.03.2021 tarihli ve 2020/8211 Esas, 2021/3028 Karar sayılı kararında yalnızca asıl davaya yönelik olarak verilen hüküm onanmış olup, bir önceki bozma ilamının davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmediği ve davacının diğer parsellere yönelik taleplerinin iddia savunma ve taraf delilleri bir araya getirilerek incelenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, bozma ilamı diğer parseller yönünden araştırmaya yönelik olup, asıl davaya ilişkin hükmün onanmasının davacının diğer parseller yönünden de kar payı talep edebileceğinin kabulü anlamına gelmediği, asıl davanın onanmasının sebebinin 606 parsele ilişkin yapılan hesaplamanın uygun bulunması ve davacının diğer parsellere yönelik alacak talebini birleşen davada talep etmesi olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin karar düzeltme taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,Aşağıda yazılı karar düzeltme harçları ile para cezalarının düzeltme isteyenlere yükletilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.