5. Hukuk Dairesi 2025/15353 E. , 2026/4559 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2158 Esas, 2025/3201 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/556 Esas, 2024/297 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare …
5. Hukuk Dairesi 2025/15353 E. , 2026/4559 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2158 Esas, 2025/3201 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/556 Esas, 2024/297 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre; Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinin 09.09.2025 olduğu ve 7550 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un Ek Madde 1'inin ikinci fıkrasına getirilen değişikliğin yürürlükte olduğu gözetildiğinde; davacılardan ..., ..., ... ve ... dışındaki davacıların payına düşen miktarın dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, adı geçenler dışındaki davacılar yönünden taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Taraf vekillerinin davacılar ..., ..., ... ve ... payı yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulü ile birlikte davacılar vekilince İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmadığı gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince yeniden kurulan hükümde adı geçen davacılar aleyhine düzeltilen hususlarla sınırlı olarak temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., ... Mahallesi 425 23... parsel sayılı taşınmaza imar planında eğitim alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını ileri sürerek taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; imar planında eğitim alanı olarak ayrılan yerlerin kamulaştırma işlemlerinden imar planını yapmaya ve uygulamaya yetkili olan Belediye veya Valiliğin (İl Özel İdaresinin) sorumlu olduğu yönündeki 3194 sayılı İmar Kanunu'ndaki değişikliğin dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığından 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4 ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği harç maktu olarak belirlendiğinden davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin de maktu olması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın imar planında "ortaokul alanı" olarak ayrıldığı, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup, ayrıca 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle de dikkate alındığında açılacak bedel davasında adli yargı görevli olup, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilip faizi ile davalı idareden tahsiline dair kararda yöntem olarak bir isabetsizlik görülmediği, ancak dava konusu taşınmazın paydaşlarınca açılan davalar sonucu Dairelerinin 2023/2032 Esas sayılı istinaf incelemesinde dava konusu taşınmazın paydaşınca açılan davada 2022 yılı Temmuz ayı esas alınarak belirlenen 5.000,00 TL/m² birim bedelinin Dairelerince uygun görüldüğü ve bu bedel eldeki dava tarihine eskale edildiğinde 7.910,00 TL/m² birim bedeline ulaşıldığı, Dairelerinin 2023/2293 Esas sayılı istinaf incelemesinde dava konusu taşınmazın paydaşınca açılan davada 2022 yılı Eylül ayı esas alınarak belirlenen 6.950,00 TL/m² birim bedelinin Dairelerince uygun görüldüğü ve bu bedel eldeki dava tarihine eskale edildiğinde 10.247,00 TL/m² birim bedeline ulaşıldığı, Dairenin 2023/1298 Esas sayılı istinaf incelemesinde dava konusu taşınmazın paydaşınca açılan davada 2022 yılı Şubat ayı esas alınarak belirlenen 4.200,00 TL/m² birim bedelinin Dairelerince uygun görüldüğü ve bu bedel eldeki dava tarihine eskale edildiğinde 9.545,00 TL/m² birim bedeline ulaşıldığı, güçlü delil niteliğindeki bu bedeller gözetildiğinde, dava konusu taşınmaza sözü edilen paydaş dosyalarında saptanan bedellerden fazla ve gerekçesi de açıklanmadan değerlendirme yapıldığı, paydaş dosya değerleri ile paralellik sağlanması gerektiği de gözetilerek taşınmazın bedelinin yeniden tespiti için hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınması gerektiği kanaati ile Dairelerince alınan ek raporda paydaş dosyalar da dikkate alınarak dava tarihi itibarıyla taşınmazın metrekare birim bedelinin 11.000,00 TL/m² üzerinden davacıların pay oranlarına göre almaları gereken bedelin toplam 2.539.428,57 TL olarak saptandığı, ek raporda belirlenen tespitler ve hesaplanan bedel taşınmazın konumu, durumu, vergiye esas rayiç değerleri ve aynı taşınmazın diğer paydaşlarınca açılan davalarda belirlenen miktarlar ile uyumlu olduğu ve hükme esas alınabileceği belirtilerek toplam 2.539.428,57 TL bedelin tahsili ile fazlaya ilişkin talebin reddine ve ayrıca 08.01.2024 tarihli ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ve 2023/101 Esas, 2023/207 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasının "kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davaları yönünden" iptal edildiği dikkate alınarak yargılama giderlerinin tamamının davalıdan tahsiline ve davalı idare aleyhine vekâlet ücretine karar verilmemesine, dava fili el atmaya dayalı olarak açılmadığından, davalı idare aleyhine nispi vekâlet ücretine karar verilmesi gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için bilirkişi ek raporu ile yeniden belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu ve nitelikleri itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, karar tarihine yakın, özel amaçlı olmayan ve dava konusu taşınmaz ile aynı nitelikleri taşıyan emsal satışlara göre taşınmazın değerinin belirlenmesi gerektiğini, hükmedilen bedele kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ile ''Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." hükmü ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Taraf Vekillerinin Davacılar ..., ..., ... ve ... Dışındaki Davacılar Payına İlişkin Temyizi Yönünden ; Taraf vekillerinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE, B. Taraf Vekillerinin Davacılar ..., ..., ... ve ... Paylarına İlişkin Temyizi Yönünden; 1. Davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı idare vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (B) harfi ile gösterilen bendinin vekâlet ücretine ilişkin (8) numaralı alt bendinde yer alan "339.337,00" sayısının hükümden çıkartılması, yerine "30.000,00" sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.