Başvuru, çocuğun cinsel istismarı suçuyla ilgili etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, çocuğun cinsel istismarı suçuyla ilgili etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/2/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1970 doğumlu olup bir ilçede yaşamakta ve doktor olarak görev yapmaktadır. Başvurucu ile eşi arasında 2015 yılından beri devam eden boşanma davası kapsamında 16/11/2012 doğumlu olan oğlunun yargılama süresince geçici velayetinin başvurucu anneye verilmesine ve baba ile çocuk arasında şahsi ilişki tesis edilmesine karar verilmiştir. Söz konusu karar gereği 4/7/2017 ile 31/7/2017 tarihleri arasında çocuk, başvurucunun eşi ile birlikte kalmıştır. Baba ile oğlu, babanın yaşadığı il merkezinde bir hafta kadar babanın kardeşinin evinde kaldıktan sonra babanın ailesinin bulunduğu köylerine gitmişler, kalan süreyi burada geçirmişlerdir. Oğlunun 31/7/2017 tarihinde kendisine teslim edildikten sonra oğlunda bazı davranış değişiklikleri gözlemlediğini dile getiren başvurucu, çocuğun babasından dönüşünden sonra içine kapandığını ve tuvaletini altına kaçırmaya başladığını fark etmesi üzerine oğlunun muayene edilmesi amacıyla doğrudan 17/8/2017 tarihinde yaşadıkları ildeki B.U. Çocuk Hastanesinin Çocuk Psikiyatri bölümüne başvurduğunu, oğlunun cinsel istismara uğradığının tespit edilmesi üzerine şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir. B.U. Çocuk Hastanesi çocuk psikiyatri doktoru tarafından 17/8/2017 tarihinde saat 00'de muayene edilen çocuk hakkında yazılan reçetede çocuk izleme merkezine hitaben "olguda istismar vakası tanımlandığı" belirtilmiştir. Başvurucunun aynı gün saat 30'da Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesine (Kolluk Merkezine) başvurarak oğlunun yaz tatilini geçirdiği babasının yanında 2003 yılı doğumlu (olay tarihinde 15 yaşından küçük) olan halasının oğlu tarafından cinsel istismara uğradığını iddia edip şikâyetçi olması üzerine soruşturma başlatıldığı anlaşılmıştır. Başvurucu aynı gün Kolluk Merkezinde alınan ifadesinde; oğlunda davranış değişiklikleri gözlemlemesi nedeniyle kendisiyle konuştuğunda köyde babasının ailesiyle birlikte kaldığı dönemde halasının oğlu ile yalnızken kuzeninin kendisine cinsel organını gösterdiğini ve üstüne yaprak koyarak cinsel organına dokundurtmaya çalıştığını, kalçasına ve göğsüne dokundurttuğunu, ayrıca küfrettiğini söylediğini ileri sürmüştür. İl Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı doğrultusunda 18/8/2017 tarihinde mağdur çocuğun ifadesi Çocuk İzleme Merkezinde adli görüşmeci aracılığıyla alınmıştır. Çocuğun yaşı, sorulara net cevap verememesi, olayları oyuncak erkek bebek üzerinde göstererek anlatması nedeniyle ifadesinin adli görüşmenin kaydedildiği CD'nin izlenmesi suretiyle anlaşılabileceği hususunda İfade Tutanağı'na not yazıldığı görülmüştür. Mağdur çocuğun dört sayfadan oluşan İfade Tutanağı'nda özetle; mağdur çocukla suça sürüklenen çocuğun evin dışında salıncakta iken suça sürüklenen çocuğun mağdur çocuğa cinsel organını gösterdiğini, daha sonra üzerine yaprak koyarak mağdur çocuktan cinsel organına dokunmasını istediğini ancak çocuğun dokunmadığını, buna karşın suça sürüklenen çocuğun mağdur çocuğun cinsel organına dokunduğunu dile getirdiği belirtilmiştir. Mağdur çocuk, halasının oğlunun ayrıca kalçasına (tuvaletini yaptığı yere) bir parmağıyla dokunduğunu, dokunduktan sonra başka bir şey olmadığını, bu arada küfrettiğini, dokunma ve küfür olayını daha önce babasına ve halasına anlattığını, onların kuzenine kızacaklarını söylediklerini beyan ettiğine tutanakta yer verilmiştir. Çocuğun ifadesinin adli görüşmeci A.E.nin oyuncak bebek üzerinde göstererek doğrudan sorduğu sorulara verilen yanıtlardan oluştuğu anlaşılmıştır. Adli görüşmeci tarafından düzenlenen adli görüşme raporunda başvurucunun oğlunun fiziksel gelişimi, sözel becerisi ve zihinsel kapasitesinin yaşıtlarıyla uyumlu olduğu, kendisini ifade etmekte zorlanmadığı, sorulara yaşıyla uyumlu yanıtlar verdiği, dolayısıyla verdiği bilgilerin tutarlı ve güvenilir olduğunun değerlendirildiği, bunun yanı sıra çocuğun psikiyatrik muayenesi ve sosyal incelemesinin yapılması gerektiği açıklanmıştır. Başvurucunun oğlunun anlatımları doğrultusunda başvurucu ve vekilinin çocuğun iç ve dış beden muayenesi yapılmasına gerek olmadığını, bu nedenle muayene yapılmasını istemediklerini beyan etmelerinin yanı sıra Cumhuriyet savcısı tarafından çocuğun muayene edilmesini gerektiren bir iddiada bulunmadığının değerlendirilmesi sonucunda çocuğun beden muayenesinin yaptırılmadığına ilişkin olarak 18/8/2017 tarihinde tutanak düzenlenmiştir. Şikâyet edilen suçun işlediği yerin başka bir il sınırlarında olması nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 23/8/2017 tarihinde yetkisizlik kararı verilmiştir. Bu arada mağdur çocuk hakkında bir kısım sağlık raporu düzenlenmiştir.i. Mağdur çocuk hakkında düzenlenen 24/8/2017 tarihli adli muayene raporları için psikiyatrik konsültasyon raporunda, çocuğun eskiye göre daha sinirli, anneye yapışma ve anneden ayrılamama, enürezis (istem dışı idrar kaçırma) ve enkoprezis (istem dışı altına gaita kaçırma) yakınmalarının mevcut olduğu, anksiyete bozukluğu olduğu düşünülen çocuğa ilaç (Prozac) başlandığı, ruh sağlığı açısından istismarın yaşandığı ortama çocuğun gitmemesi ve babayla görüşmenin çocuğun anneyle kaldığı ortamda gerçekleşmesi gerektiği vurgulanmıştır. ii. B.U. Çocuk Hastanesi üç çocuk psikiyatri doktoru tarafından 25/8/2017 tarihinde düzenlenen sağlık kurulu raporunda, klinik bulgular olarak istismar olayından sonra başlayan enürezis ve enkoprezis, ayrılma anksiyetesi bulguları, hareketlilik, irritabilite, olayla ilgili tekrarlayan davranış ve konuşmalar tespit edilmiş; yaşadığı travma nedeniyle çocuğun istismara uğradığı yere gitmemesi, kendi ortamında babayla görüşmesi gerektiği kanaatine varıldığı belirtilmiştir.iii. Başvurucu ile eşi arasında devam eden boşanma davasına ilişkin olarak şahsi ilişki tesisine yönelik olarak çocuk hakkında psikolojik danışman tarafından 10/10/2017 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporunda, çocuğun babasının yaşam alanıyla ilgili hususlarda herhangi bir baskı, zorlama ve yönlendirme olmaksızın ciddi anksiyetik tepkiler verdiği, sosyal ve duyusal gelişimi için uzmandan yardım alınması gerektiği, çocuğun yaşadığı bölgede çocuk ile baba arasında şahsi ilişki tesis edilmesi gerektiği açıklanmıştır. Yetkisizlik kararıyla soruşturmayı devralan Cumhuriyet Başsavcılığınca suça sürüklenen çocuğun 10/11/2017 tarihinde savunması alınmıştır. Üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyen şüpheli çocuk, mağdur çocukla birbirlerini sevmediklerini, bu nedenle kendisine suçlama yöneltmiş olabileceğini, dayısının oğlu olan mağdur çocukla köyde yalnız kalmadıklarını, kendisinin daha çok köyde arkadaşlarıyla oynadığını ifade etmiştir. Olay tarihinde 12-15 yaş aralığında olan suça sürüklenen çocuk hakkında Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü (Adli Tıp Kurumu) tarafından 10/11/2017 tarihinde düzenlenen adli raporda, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçun anlam ve sonuçlarını kavrayacak düzeyde bedensel ve ruhsal olgunluğa sahip olmadığı belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/11/2017 tarihinde suçun işlendiği iddia olunan yerin bir ilçe sınırları içinde kaldığının tespit edilmesi üzerine ikinci kez yetkisizlik kararı verilmiştir. Soruşturma dosyasında yetki uyuşmazlığı bulunduğu gerekçesiyle en yakın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilerek yetkili savcılığın belirlenmesi talep edilmiştir. İlgili Ağır Ceza Mahkemesinin 1/12/2017 tarihli kararıyla yetkili savcılık ilçe Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) olarak belirlenmiştir. Savcılıkça başvurucunun eşi, kardeşi olan suça sürüklenen çocuğun annesi ve diğer erkek kardeşlerinin tanık olarak ifadelerine başvurulmuştur. Savcılıkça dinlenen üç tanık da olay yeri olan köyde mağdur çocukla birlikte kaldıklarını ifade etmiştir. Tanıklar 18/12/2017 tarihinde alınan ifadelerinde benzer söylemlerde bulunmuş; mağdur çocuğun iddia ettiği olayın yaşandığını görmediklerini, duymadıklarını ayrıca böylesine bir olayın yaşanmış olmasının mümkün olmadığını beyan etmişlerdir. Tanıklar iki çocuk arasında geçimsizlik olduğunu, iki çocuğun hiç yalnız kalmadığını, başvurucunun oğlunun köye geldiğinde tuvaletini altına yapma probleminin olduğunu, başvurucu ile eşi arasındaki boşanma davasının devam etmesi ve bu süreçte başvurucunun eşi hakkında şikâyetlerde bulunması gibi bu şikâyetin de asılsız olduğunu, annesi olan başvurucudan etkilenerek küçüğün doğru söylemediğini dile getirmişlerdir. Savcılıkça 26/12/2017 tarihinde suça sürüklenen çocuk hakkında kovuşturma yapılmamasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Mağdurun avukat adli görüşmeci ve aile görüşmecisi eşliğinde ... Başsavcılığınca ifadesinin alındığı, ifade içerisinde mağdurun sorulara tam ve net cevap veremediğinin belirtildiği, 2017 tarihli tutanağa göre mağdur vekili ile mağdurun annesi olan müştekinin mağdurun muayene olmasını istemediklerini beyan ettikleri,...Müştekinin şikayetçi olduğu, suça sürüklenen çocuğun atılı suçlamaları kabul etmediği, dinlenen tanıkların mağduru doğrulamadıkları, eyleme ilişkin başkaca tanığın bulunmadığı, mağdurun babasının dosyaya sunmuş olduğu kamera kayıtlarında ve fotoğraflarda mağdurun sürekli güler halde bulunduğu, içine kapanık bir halinin olmadığı, iddia hakkında başka suretle delil elde etme imkanı bulunmadığı, bu haliyle suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğine dair hakkında kamu davası açmayı gerektirir nitelikte ve yeterlilikte mağdur ile müştekinin soyut beyanları dışında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 170/2 Maddesi kapsamında şüphe oluşturacak delil elde edilemediği anlaşılmakla; Suça sürüklenen çocuk hakkında üzerine atılı suçtan kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA..." Savcılık kararında yer verilen, başvurucunun eşi tarafından sunulan ve mağdur çocuğun köyde olduğu döneme ait fotoğraf veya kamera görüntüleri başvuru veya soruşturma dosyasında (UYAP'ta) bulunmadığından Anayasa Mahkemesince incelenememiştir. Başvurucu, Savcılığın kovuşturmama kararına itiraz etmiştir. İki ayrı vekili tarafından sunulan itiraz dilekçelerinde başvurucu özetle Savcılığın kendini mahkeme yerine koyarak karar verdiğini, yaşı dikkate alındığında bu şekilde suç uydurması mümkün olmamasına rağmen mağdurun beyanlarına itibar edilmediğini, suça sürüklenen çocuğun annesi ve amcalarının tanık olarak dinlenerek mağduru doğrulamadıkları sonucuna ulaşılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, raporlarla mağdur doğrulanmasına rağmen ceza davası açılmadığını ifade etmiştir. Başvurucunun itirazı yetkili Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/1/2018 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 14/2/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/2/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvurudan sonra başvurucu, Savcılıkça verilen kararın kanun yararına bozulması için 22/10/2018 tarihinde talepte bulunmuş, Savcılık tarafından soruşturma dosyası 7/11/2018 tarihinde Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir. Başvurucu ile eşinin Aile Mahkemesince 14/2/2018 tarihinde boşanmalarına ve oğullarının velayetinin başvurucu anneye verilmesine karar verilmiştir. Anılan kararın istinaf aşamasından geçerek inceleme tarihi itibarıyla temyiz aşamasında olduğu görülmüştür. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Z. [GK], B. No: 2013/3262, 11/5/2016, §§ 24-29, 32-