11. Ceza Dairesi 2016/7114 E. , 2018/1346 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet HÜKÜM : Mahkumiyet Sanığın müdürü olduğu... İnşaat Emlak Taahhüt İthalat İhracat Sanayi Limited şirketi adına 2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte faturalar düzenlediğinin iddia olunduğu somut olayda; sanığın suçlamayı kabul etmeyerek, olay tarihinde Numune Hastanesine eşini beyin rahatsızlığı nedeniyle götürdüğünü, burada isminin ... olduğunu söyleyen şahıs ile t…
**11. Ceza Dairesi 2016/7114 E. , 2018/1346 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet HÜKÜM : Mahkumiyet Sanığın müdürü olduğu... İnşaat Emlak Taahhüt İthalat İhracat Sanayi Limited şirketi adına 2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte faturalar düzenlediğinin iddia olunduğu somut olayda; sanığın suçlamayı kabul etmeyerek, olay tarihinde Numune Hastanesine eşini beyin rahatsızlığı nedeniyle götürdüğünü, burada isminin ... olduğunu söyleyen şahıs ile tanıştığını, bu kişinin kendisini inşaatında bekçi olarak çalıştıracağını, sigorta yaptıracağını, bu sayede eşinin hastanede rahat edeceğini ve ameliyatında da yardımcı olacağını söylediğini, kendisini notere götürerek ileride işten çıkarılırsa tazminat davası açmaması için belge imzalaması gerektiğini söyleyerek 15-20 tane kağıda imza attırdığını ve atılı suçu kabul etmediğini savunması, Uyap üzerinden yapılan incelemede sanık hakkında bir çok vergi suçu dosyasının bulunduğunun anlaşılması ve 213 sayılı VUK'nın 227/3 ve 230. maddelerinde öngörüldüğü üzere sahte fatura düzenlemek suçunun oluşabilmesi için bu belgelerin 213 sayılı VUK'nın 230. maddesinde sayılan zorunlu unsurları taşıması gerektiği aksi takdirde ilgili Kanunun 227/3. maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılacağı ve sanığın düzenlediği iddia olunan 2006 yılına ait fatura asılları veya onaylı örneklerinin dosya içerisinde bulunmadığının anlaşılması karşısında; öncelikle fatura asıllarından veya onaylı suretlerinden yeterli sayıda temin edilerek dosya arasına konulduktan sonra yasada öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediğinin tespit edilmesi, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi için de, 2006 ve 2007 takvim yıllarına ait düzenlenen faturaların matbaadan kim tarafından teslim alındığının araştırılması, sanığın savunmalarında belirttiği ...’ın olayla ilgili bilgilerine başvurulması, 2006 ve 2007 takvim yıllarında düzenlenen suça konu sahte faturalar sanığa gösterilerek buradaki yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, olmadığını beyan etmesi halinde faturalardaki yazı ve imzaların aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, düzenlenen sahte faturaları kullanan şirket yetkilileri dinlenerek sahte faturaları kimden hangi ticari ilişkiye dayanarak aldıklarının ve sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve ondan alıp almadıklarının sorulması, gerektiğinde yüzleştirme de yapılması ve toplanan tüm delillere göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi yerine eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması, 2-) Kabule göre de; a-) 2007 takvim yılında, sahte fatura düzenlemek eylemi bakımından 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 4369 sayılı Yasa ile değişik 359/b-1. maddesinde onsekiz aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olup, aynı eylemin düzenlendiği 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 276. maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/b maddesinde ise üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü nazara alındığında, belirtilen suç tarihinde sahte fatura düzenlemek suçunun temel cezasının asgari haddinin 18 ay hapis olduğu ve bu haliyle sanığın lehine olduğu cihetle, uygulamalı yasa karşılaştırması yapılmadan, temel cezanın teşdit uygulanmasına ilişkin bir gerekçe de gösterilmeden temel cezanın 18 ay yerine 3 yıl olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini, yasaya aykırı, b-) 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 19.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.