Başvuru, avukat olan başvurucu hakkında bazı suçlar yönünden müdafilikten yasaklanmaya ilişkin karar verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, avukat olan başvurucu hakkında bazı suçlar yönünden müdafilikten yasaklanmaya ilişkin karar verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen ek bilgilere göre olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Barosuna kayıtlı bir avukattır. Genelkurmay Başkanlığı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliği 14/8/2017 tarihinde başvurucunun sosyal medyada paylaştığı birtakım yazılar sebebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. 17/8/2017 tarihinde "Fetö Davalarında Neler Yaşanıyor?" konulu bir televizyon programına katılan başvurucu hakkında yine aynı şekilde Genelkurmay Başkanlığı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliği tarafından 22/8/2017 tarihinde ihbarda bulunulmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 25/9/2017 tarihinde yer yönünden yetkisizlik kararı vermesi üzerine dosya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosuna gönderilmiştir. Terör örgütü üyeliği kapsamında devam eden soruşturmada 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi kapsamında başvurucu ve müdafiinin soruşturma dosyasını inceleme ve örnek alma yetkilerinin kısıtlanmasına karar verilmesi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 6/11/2017 tarihinde talep edilmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği, aynı gün başvurucu ve müdafiinin dosyanın içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisinin kısıtlanmasına karar vermiştir. Soruşturma devam ederken başvurucunun evinin ve işyerinin aranması, bilgisayar ve bilgisayar kütüklerinde inceleme yapılması, ayrıca yakalandığı andan itibaren başvurucunun yirmi dört saat süreyle müdafiiyle görüşmesine izin verilmemesi 1/3/2018 tarihinde talep edilmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği, soruşturma kapsamında delil elde edilmesine yönelik söz konusu taleplerin kabulüne karar vermiştir. Başvurucu 2/3/2018 tarihinde gözaltına alındığını belirtmektedir. Başvurucu gözaltındayken 5/3/2018 tarihinde, 23/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendi kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile ilgisi bulunan soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında, başvurucunun müdafilik görevlerini üstlenmekten yasaklanmasına ilişkin istemde bulunulmuştur. Ayrıca başvurucunun FETÖ/PDY kapsamında karar tarihinden önce üstlenmiş olduğu soruşturma ve kovuşturmalardan men edilmesi de talep edilmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 5/3/2018 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebini aynen kabul etmiştir. Başvurucunun itirazı üzerine İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 14/3/2018 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Bu kararın başvurucuya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Bu arada gözaltında tutulan başvurucu hakkında İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 14/3/2018 tarihinde tutuklama kararı verilmiştir. Daha sonra başvurucu hakkında terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçları kapsamında 29/3/2018 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 4/5/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiştir. Başvurucu vekili, dosyanın fiziki olarak incelediği sırada İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/3/2018 tarihli kararının 1/6/2018 tarihinde öğrenildiğini belirterek başvurucunun müdafilik görevinden yasaklanmasına ilişkin olarak 7/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra başvurucunun 9/7/2018 tarihinde yapılan duruşmada konutu terk etmemeye ilişkin adli kontrol tedbiriyle tahliye edildiği anlaşılmıştır. 30/1/2019 tarihli duruşmada başvurucu hakkında müdafilikten yasaklanmaya ilişkin verilen tedbir kararının süresinin bitimine kadar devamına, süre bittiğinde talep hâlinde tedbirin kaldırılmasına ilişkin celse arasında değerlendirme yapılmasına karar verilmiştir. Sonraki duruşmalarda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müdafilikten yasaklanma konusunda süre uzatımına ilişkin herhangi bir talepte bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 6/11/2019 tarihinde silahlı terör örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dâhil olmamakla birlikte terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçu kapsamında neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası verilmiştir. İstinaf incelemesi devam etmektedir. 667 sayılı KHK'nın maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendi, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 6749 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;...g) Yürütülen soruşturmalarda, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 149 uncu maddesine göre seçilen veya aynı Kanunun 150 nci maddesine göre görevlendirilen müdafi, hakkında bu maddede sayılan suçlar nedeniyle soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde müdafilik görevini üstlenmekten yasaklanabilir. Cumhuriyet savcısının yasaklamaya ilişkin talebi hakkında, sulh ceza hâkimliği tarafından gecikmeksizin karar verilir. Yasaklama kararı, şüpheliye ve yeni bir müdafi görevlendirilmesi için ilgili baro başkanlığına derhal bildirilir.” 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin maddesi, 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun’un maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. 7070 sayılı Kanun'un maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (3), (4) ve (5) numaralı fıkrasına ibareler eklenmiştir. Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.2018/73, 2019/65 sayılı kararıyla söz konusu (3) numaralı fıkrada yer alan “…soruşturma ya da…” ibaresi ile (4) numaralı fıkrada yer alan “…avukat hakkındaki soruşturma veya…” ve “…soruşturma veya…” ibareleri iptal edilmiştir. İptal kararı verilmeden önce olayların geçtiği tarihte 5271 sayılı Kanun’un "müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik görevinden yasaklanma" başlıklı maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şu şekildeydi:"(Ek: 25/5/2005 - 5353/22 md.) 149 uncu maddeye göre seçilen veya 150 nci maddeye göre görevlendirilen ve Türk Ceza Kanununun 220 ve 314 üncü maddesinde sayılan suçlar ile terör suçlarından şüpheli, sanık veya hükümlü olanların müdafilik veya vekillik görevini üstlenen avukat, hakkında bu fıkrada sayılan suçlar nedeniyle soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde müdafilik veya vekillik görevini üstlenmekten yasaklanabilir. (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Cumhuriyet savcısının yasaklamaya ilişkin talebi hakkında, hâkim veya mahkeme tarafından gecikmeksizin karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. İtiraz sonucunda yasaklama kararının kaldırılması halinde avukat görevini devam ettirir. Müdafilik görevinden yasaklama kararı, avukat hakkındaki soruşturma veya kovuşturma konusu suçla sınırlı olmak üzere, bir yıl süre ile verilebilir. Ancak, soruşturma veya kovuşturmanın niteliği itibariyle bu süreler altı aydan fazla olmamak üzere en fazla iki defa uzatılabilir. Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma sonunda mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi halinde, kesinleşmesi beklenmeksizin yasaklama kararı kendiliğinden kalkar."