4. Hukuk Dairesi 2011/4232 E. , 2011/5817 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve ... vekili Avukat ... ... tarafından, davalı ... Telekomünikasyon AŞ ve ... aleyhine 22/07/2009 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 04/11/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... Telekomünikasyon AŞ. vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalı ... vekili tara
**4. Hukuk Dairesi 2011/4232 E. , 2011/5817 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve ... vekili Avukat ... ... tarafından, davalı ... Telekomünikasyon AŞ ve ... aleyhine 22/07/2009 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 04/11/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... Telekomünikasyon AŞ. vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 24/05/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... Telekomünikasyon AŞ vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. 1-Davaya davalı olarak katılmak istenen ... Telekomünikasyon AŞ'nin temyizi yönünden; dava, sağlığa zararlı olduğu ileri sürülen baz istasyonunun kaldırılması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı ... ile davaya katılmak istenen ... Telekomünikasyon AŞ tarafından temyiz olunmuştur. Davacılar dava dilekçesinde, karar başlığında dahili davalı olarak gösterilen ... Telekomünikasyon AŞ'ni davalı olarak göstermemişler, daha sonra yargılama aşamasında verdikleri 14.01.2009 günlü dilekçe ile adı geçenin davaya dahil edilmesini istemişler, yerel mahkemece de ... Telekomünikasyon AŞ dahili davalı olarak sorumlu tutulmuştur Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası gereğince yargılama ancak davanın tarafları arasında yapılır ve karar da davanın tarafları hakkında verilir. Hakkında yöntemine uygun dava açılmayan kişi hakkında sorumluluk kararı verilemez. Dava açılmasının yol ve yöntemi Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nda belirtilmiş olup öncelikle harçlandırılmış bir dava dilekçesinin bulunması gerekir. Harçlandırılmamış bir dilekçenin karşı yana tebliği ile o yan davanın tarafı durumuna getirilemez. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, usule aykırı biçimde dava dışı ... Telekomünikasyon AŞ hakkında da karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2-Diğer davalı ...'in temyiz itirazına gelince; Baz istasyonları temel olarak, alıcı/verici antenler sayesinde elektromanyetik dalgayı (sinyali) alma ve gönderme işlemi yapan cihazlardır. Baz istasyonları; konuşma trafiğinin az olduğu kırsal alanlarda 35 km’lik bir mesafe içinde hizmet verebilen (macro) konuşma trafiğinin daha yoğun olduğu şehir içlerinde 1-2 km’lik bir mesafe içinde hizmet verebilen (mikro) ve bina içleri ve alış veriş merkezleri gibi yerlere kurulan çıkış güçleri oldukça düşük olan (piko) çeşitlerinden oluşur. Cep telefonlarının sağlıklı çalışabilmesi için; baz istasyonlarının bal peteği benzeri şeklinde bir yapıda ve her bir peteğin içinde de en az bir baz istasyonunun kurulu bulunması gereklidir. Her baz istasyonu belirli sayıda abone konuşturabilir. Bu nedenle insanların yoğun yaşadığı yerlerde konuşma trafiğinin bir kesintiye uğramaksızın karşılanabilmesi için daha çok sayıda baz istasyonunun kurulması gerekmektedir. Baz istasyonunun şehir dışına çıkartılması halinde, hücresel yapı oluşturulamaması nedeni ile sinyallerin abonenin cep telefonuna ulaşabilmesi için çok yüksek elektromanyetik dalgalar oluşturması gerekecektir. Aynı zamanda kullanıcı cep telefonu da baz istasyonuna sinyali yeteri seviyede ulaştırabilmek için daha fazla güç kullanacağından daha fazla insanın daha fazla elektromanyetik alana maruz kalması kaçınılmaz olacaktır. Baz istasyonlarının insan sağlığına etkileri konusunda başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere, Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Koruma Komisyonu (ICNIRP), Elektrik Elektronik Mühendisleri Enstitüsü(IEEE)… vb bir çok ulusal ve uluslararası kuruluş çalışmalar yapmakta ve bu çalışmaların neticesinde bir takım sınır değerler belirlenmiş bulunmaktadır. Mevzuat gereğince baz istasyonlarının sağlığa ve çevreye zarar vermeyecek şekilde; nerede, nasıl, hangi ölçü ve limitler dâhilinde kurulacağını belirlemek ve kurallarını koymak işlemleri, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığının (BTK) görev ve yetkisindedir. Baz istasyonları, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 37. maddesine dayanılarak BTK tarafından bu konuyu düzenleyen Yönetmelikteki yer, ölçü ve limit değerlere göre verilen güvenlik sertifikası gereğince kurulmaktadır. BTK tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikte, Türkiye’de geçerli olacak sınır değerleri; İngiltere, Amerika, Kanada, ICNIRP ve Avrupa Birliğinin kabul ettiği değerin yaklaşık ¼’ü olarak belirlenmiştir. Sağlığa zarar veriyor iddiası haricinde baz istasyonlarının sertifikada belirtilen limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olarak kurulmadığı, başlangıçta uygun kurulsa dahi sonradan sertifikadaki limit değer ve güvenlik mesafelerine aykırı davranıldığı gerekçesi ile kaldırılmasına ilişkin talep ve itirazların mevzuat gereğince BTK’ya yapılması gerekmektedir. Bu kurumun uygulama ve verdiği kararın uygun bulunmaması halinde idari yargıda dava açılması gerekir. Keza davacı, baz istasyonunun limit değerlere ve güvenlik mesafelerine uygun olmasına rağmen zararlı olduğunu iddia ediyorsa, idari yargıda idareye karşı yönetmeliğin iptali davası açması gerekir. Sağlığa zarar veriyor iddiası ile baz istasyonunun kaldırılması, MK’nun 737. Maddesinde düzenlenen komşuluk hukukuna göre adli yargıda açılacak dava ile istenebilir. Bu davada davacının baz istasyonunun sağlığına zarar verdiğini ve baz istasyonunun yönetmelikte belirtilen limit değerlere uygun bulunmadığını ispatlaması gerekir. Kanıtlanmayan mücerret (soyut) “uzun vadede zarar verir, baz istasyonu yakın mesafede, görünce moralim bozuluyor,..vs gibi” nedenlerle dava açılması ve kabulü hukuka ve yasalara uygun değildir. Bu şekilde adli yargıda açılan davalarda mahkemece, tarafların delil ve belgeleri toplandıktan sonra dava konusu baz istasyonunun yönetmelikte belirtilen limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olup olmadığı, davacının sağlığına zarar verip vermediği konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak, alınacak bilirkişi raporu ve tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Dosya kapsamı ve yukarıda belirtilen ilke ve bilgiler gözönüne alındığında davaya konu baz istasyonunun limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca baz istasyonunun soyut değerlendirmeler dışında davacının sağlığına zarar verdiği teknik, ilmi ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamıştır. Şu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden davanın kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davaya katılmak istenen ... Telekomünikasyon AŞ yararına; (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalı ... yararına BOZULMASINA ve temyiz eden davalı ... Telekomünikasyon AŞ yararına takdir olunan 825.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24/05/2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, davalı şirket tarafından kurulan baz istasyonunun insan sağlığı ve çevreye zarar verdiğinden kaldırılması istemine ilişkindir. Uyuşmazlık cep telefonu ile haberleşmeyi sağlayan baz istasyonlarının çalışmasından kaynaklanan bir zararın doğup doğmadığı ve giderilmesi konusunda ne gibi önlemlerin alınması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Dava konusu tesisin cep telefonlarının kullanımı için zorunlu olduğu ve geniş bir kitleyi ilgilendirmesi nedeniyle de kamuya hizmet vermeyi amaçladığı tartışmasızdır. Ne var ki, hizmetin verilmesi ve tesisin kullanılması sonucu hukuk kurallarının gereği olarak ... zararlardan tesis sahibi sorumludur. Bu sorumluluk kusura dayanmayan tehlike sorumluluğu olup tesisi kullanan ve işletenin yüksek özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Aksi halde küçük bir özensizliğin maddi değerlerle ölçülemeyecek kadar ağır sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Bu nedenle zarar görenin zararını değil, tesis ve işletme sahibinin, tesisin işletilmesinden dolayı kişilere ve çevreye bir zarar verilmediğini ve herhangi bir olumsuz sonuç yaratılmadığını kanıtlaması gerekir. Bu sonuç genel sorumluluk kurallarının aksine, davalı tarafın işletmesinin ağır tehlike doğuracak nitelikte olmasından kaynaklanmaktadır. Dava konusu olayda davacının oturduğu konutun konumunun incelenmesi, tesisin kurulma amacına uygun olarak işletilmesi durumunda kişi ve çevreye zarar verip vermeyeceğinin belirlenmesi gerekir. Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede izin belgesinde belirtilen değerlerin yönetmelikte belirtilen değerlere uygun olduğu, hatta yönetmelikteki değerlerinde altında bulunduğu bildirilmiştir. Ancak bu belirlemeler bir zararın olmayacağı anlamına gelmez. Yönetmelik ve bu yönetmelikteki ölçülere göre verilen izin belgesi, (sertifika) o yerde ve belirtilen güçte kurulacak istasyonun teknik değerlerini belirtmekte olup kurulan tesisin çevresindeki binaların konumunun ne şekilde olması gerektiğini belirtmemektedir. Bu nedenle izin belgesindeki kriterlerin bilimsel verilere uygun olduğu ve kişi ve çevreye zarar vermeyeceğinin kabulü mümkün değildir. Uyuşmazlığın çözümünde yönetmeliğe değil yasaya, genel hukuk kurallarına ve sorumluluk hukukunun temel ilkelerine göre karar vermek gerekir. Yönetmeliği ve bu yönetmeliğe göre verilen izin belgesini bağlayıcı kabul etmemek, tek başına ölçüm sonuçları limitlerin altında olduğundan zarar doğmayacağı şeklinde yorumlayarak sonuca varmamak gerekir. Davalı taraf kamu yararına hizmet verdiklerini savunmuştur. Davalı tarafından bu tesislerin işletilmesinin geniş bir hak kitlesine yarar sağladığı bilinen bir gerçektir. Ancak hizmetten elde edilen yarar ile zarar ihtimalinin yüksek olduğu kıyaslandığında yarar zarar dengesinin bozulduğu anlaşılmaktadır. Hiçbir hizmet insan yaşamı kadar önemli ve öncelikli değildir. Bu nedenle insan yaşamında tehlike yaratan bir hizmete üstünlük tanınması düşünülemez. Davalı şirket tarafından hizmetin yerleşim yerlerinden uzakta kurulacak tesislerle yerine getirilmesi mümkün iken toplumun büyük kesiminde ve bu arada davacıda endişe ve infial yaratacak şekilde yaşamın yoğun olduğu bir merkezin tercih edilmiş olması da yasal değildir. Tesislerden üçüncü kişilerle birlikte davacının da yararlanmış olması, haberleşme hizmetine karşılık insan yaşamının riske atılmasını gerektirmez ve bu şekilde bir eylemin, müeyyidesiz bırakılması düşünülemez. Tüm dosya kapsamına ve dosyada mevcut bilimsel görüşlere göre dava konusu baz istasyonunun konumu itibariyle çevrede yarattığı manyetik alan nedeniyle uzun sürede kişi, çevre ve bitkilere zarar verdiği, yerleşim alanlarının yakınında yer almasının sakıncalı olduğu ve çevre ve insana zarar vermeyecek mesafede işletilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu belirlemelere göre, dar anlamda ve para ile ölçülebilen bir zarar yok ise de, baz istasyonunun insanların yoğun yaşadığı yere yakınlığı, davacı konutu ve çevre binalarda yaşayanların sağlık yönünden büyük endişeler taşıdığı ve psikolojik olarak olumsuz biçimde etkilendikleri, kişilerin manevi dünyası beden bütünlüğü içerisinde değerlendirildiğinde durumun tedirginlik ve ümitsizlik yaratacağı açık olup davacının zarar gördüğünün kabulü gerekir. Yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu baz istasyonunun kaldırılması gerektiği görüşünde olduğumuzdan bozma kararının 2 nolu bendine katılmıyoruz. 24/05/2011