TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR OSMAN PALÇİK BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/25073) Karar Tarihi: 15/12/2020 R.G. Tarih ve Sayı: 21/1/2021-31371 Başvuru Numarası : 2018/25073 Karar Tarihi : 15/12/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPALYusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Mustafa İlhan ÖZTÜRK Başvurucu : Osman PALÇİK Vekili : Av. Umut GÜNEŞ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, bir siyasetçiye yönelik eleştiriler d
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR OSMAN PALÇİK BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/25073) Karar Tarihi: 15/12/2020 R.G. Tarih ve Sayı: 21/1/2021-31371 Başvuru Numarası : 2018/25073 Karar Tarihi : 15/12/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPALYusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Mustafa İlhan ÖZTÜRK Başvurucu : Osman PALÇİK Vekili : Av. Umut GÜNEŞ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, bir siyasetçiye yönelik eleştiriler dolayısıyla veri len adli para cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ2. Başvuru 26/6/2018 tarihinde yapılmıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve es as incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. 7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunm uştur. III. OLAY VE OLGULAR 8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar öz etle şöyledir: Başvuru Numarası : 2018/25073 Karar Tarihi : 15/12/2020 39. 1961 doğumlu olan başvurucu, Antalya'nın Kemer ilçesinde ikam et etmektedir. Yerel bir gazetede köşe yazarlığı yapan başvurucu, geçmişte bel ediye meclis üyeliği görevinde de bulunmuştur. M.G. ise başvuruya konu ifadelerin ku llanıldığı dönem de dâhil olmak üzere toplam on yılın üzerinde Kemer ilçe belediye başkan ı olarak görev yapmış olan aktif bir siyasetçidir. 10. Başvuruya konu ifadelerin kullanıldığı dönemde M.G.nin rüşve t alma ve icbar suretiyle irtikap suçlarından gözaltına alınıp serbest bırakılm ası, iki ayrı mahkemede yargılamalarının devam ediyor olması ve hakkında Fetullahçı Ter ör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) üyeliği suçundan Cumhuriyet sa vcısı tarafından fezleke düzenlenmiş olması nedeniyle söz konusu olaylara ilişkin iddial ar kamuoyu gündemini meşgul etmiştir. 11. M.G., hakkında yapılan yargılamalar sonucunda rüşvet alma s uçundan 8/3/2019 tarihinde, icbar suretiyle irtikap suçundan 15/11/2018 tarihind e delil yetersizliği gerekçesiyle beraat etmiş; FETÖ/PDY üyeliği suçu ile ilgili olarak ise 18/4/ 2017 tarihinde yine delil yetersizliği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. 12. Başvurucu 9/5/2017 tarihinde Facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde U.C.A. isimli bir kişi tarafından yapılan "ooo CHP yeni belediye yapm ış" şeklindeki paylaşım ile ilgili olarak şu ifadeleri kullanmıştır: "Tüm fetöcü imar rant h ırsızlar ına K ılıçdaroğlu sahip ç ıktı ve ç ıkıyor. Herkes biliyor sen de biliyorsun yorulmaz bu adam ın imar rant h ırsızı olduğunu, çocuklar ın da babas ı da (eğer oysa) hepsi, ama sizler ba şkalar ını suçlars ınız, ama CHP olunca susars ınız, mezhepcilik diye herkesi suçlars ınız ama Kemal'i ne yaparsa yaps ın savunuyorsunuz niye ? Çünkü mezhepcilik yap ıyorsunuz, bak ben adama imar rant h ırsızı diyorum dava etmiyo r herkesi ederken, niye korkuyor uygun davac ı hakim bulmakta zorlan ıyor, şimdi CHPli imar rant h ırsızı ve onu destekleyen CHPliler diyece ğim, hadi siz dava edin." 13. M.G., başvurucu hakkında 24/5/2017 tarihinde hakaret suçunda n cezalandırılması istemiyle şikâyette bulunmuştur. Kemer Cumhuri yet Başsavcılığı 6/7/2017 tarihli iddianame ile başvurucunun hakaret suçundan cezalandırı lmasını talep etmiştir. 14. Yargılamayı yapan Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 19/1/2018 tarihinde başvurucunun hakaret suçundan 7.080 TL adli para ceza sı ile cezalandırılmasına kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "...san ığın paylaşımlar ının o tarihte Kemer Belediye Ba şkanl ık görevini ifa eden kat ılana yönelik oldu ğu ve 'imar rant h ırsızı' diyerek kat ılana yönelik görevinden dolay ı hakaret etti ği anlaşıldığından san ık hakk ında eylemine uyan TCK 125/3-a, 4 maddeler i gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmu ş, her ne kadar san ık müdafii san ığın Ağır Ceza Mahkemelerinde rü şvet, irtikap ve rant payla şımı suçlar ından dolay ı yarg ıland ığını, yine san ığın Fetö ile ba ğlant ılı olduğunu, yap ılan payla şımlar ın bir durum tespiti oldu ğunu, söz konusu dosyalar ın getirtilerek incelenmesini talep etmi ş ise de, kat ılan ın bahsi geçen suçlardan dolay ı yarg ılanmas ının suçun olu şmas ını engellemeyece ği, san ık müdafii talebinin yarg ılamay ı uzatmak amac ı taşıdığı anlaşıldığından talebi yerine getirilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmu ştur." 15. Başvurucunun temyizi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi 13/3/2018 tarihli ilamla hükmün onanmasına karar vermiş tir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: Başvuru Numarası : 2018/25073 Karar Tarihi : 15/12/2020 4"...San ık müdafiinin, müvekkilinin 'imar, rant h ırsızı' şeklindeki sözleri a ğır eleştiri niteliğinde oldu ğuna, kamu görevlisi olan kat ılan ın, yap ılan ağır eleştirilere katlanm a yükümlülü ğü olduğuna, suçun olu şmad ığına, beraat karar ı verilmesi gerekti ğine ilişkin ve diğer istinaf itirazlar ı yerinde görülmedi ğinden... " 16. Başvurucu bu kararı 11/6/2018 tarihinde öğrendikten sonra 26 /6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. IV. İLGİLİ HUKUK A. Ulusal Hukuk17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hakaret" kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Bir kimseye onur, şeref ve sayg ınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve sayg ınlığına sald ıran kişi, üç aydan iki y ıla kadar hapis veya adlî para cezas ı ile cezaland ırılır... (2) Fiilin, ma ğduru muhatap alan sesli, yaz ılı veya görüntülü bir iletiyle i şlenmesi halinde, yukar ıdaki f ıkrada belirtilen cezaya hükmolunur." B. Uluslararası Hukuk 18. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Koray Çal ışkan, B. No: 2014/4548, 5/12/2017, 17-23; Kemal K ılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, 29-37. V. İNCELEME VE GEREKÇE 19. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü20. Başvurucu; paylaşımında hakaret içerikli herhangi bir ifaden in bulunmadığını, "imar rant h ırsızı" şeklindeki ifadeleri ile M.G. hakkında rüşvet ve irtikap suçla rından devam eden davalarla ortaya çıkan somut olguları dile getirmeye çalış tığını beyan etmiştir. Başvurucu, siyasetçilerin kendilerine yönelik eleştirilere karş ı daha tahammüllü olması gerektiğini ifade ederek M.G.ye yönelik eleştiri mahiyetindeki paylaşımlarından dolayı cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkın ı ihlal ettiğini ileri sürmüştür. 21. Bakanlık görüşünde; başvurucunun kullandığı sözler dolayısı yla cezalandırılmasının başvurucunun ifade özgürlüğüne bir müdahale olup olmadığı, çatışan iki değer arasında (ifade özgürlüğü ile şeref ve itibar hakkı) adil bir denge kurulup kurulmadığı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. 22. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, anılan sözleri n hakaret içermediğini, eleştiri sınırları içinde kaldığını, siyasilerin kendilerine yönelik eleştirilere karşı daha hoşgörülü olması gerektiğini belirtmiştir. Anılan sözler n edeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu il eri sürmüştür. Başvuru Numarası : 2018/25073 Karar Tarihi : 15/12/2020 5B. Değerlendirme 23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hu kuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan , B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. 24. Anayasa nın Düşünceyi aç ıklama ve yayma hürriyeti kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Herkes, dü şünce ve kanaatlerini söz, yaz ı, resim veya ba şka yollarla tek ba şına veya toplu olarak aç ıklama ve yayma hakk ına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamlar ın müdahales i olmaks ızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestli ğini de kapsar... Bu hürriyetlerin kullan ılmas ı,... başkalar ının şöhret veya haklar ının,... korunmas ı ... amaçlar ıyla s ınırlanabilir " 1. Kabul Edilebilirlik Yönünden 25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine k arar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özg ürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gere kir. 2. Esas Yönünden a. Müdahalenin Varlığı26. Başvurucu hakkında bir siyasetçiye yönelik paylaşımları nede niyle adli para cezası kararı verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı ile başvur ucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır. b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı27. Anayasa nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Temel hak ve hürriyetler,... yaln ızca Anayasan ın ilgili maddelerinde belirtile n sebeplere ba ğlı olarak ve ancak kanunla s ınırlanabilir. Bu s ınırlamalar,... demokrati k toplum düzeninin... gereklerine ve ölçülülük ilkesine ayk ırı olamaz." 28. Yukarıda anılan müdahalenin Anayasa nın 13. maddesinde öngö rülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa n ın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin ger eklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir. i. Kanunilik 29. 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin kanunla s ınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır. Başvuru Numarası : 2018/25073 Karar Tarihi : 15/12/2020 6ii. Meşru Amaç 30. Müdahalenin başkalar ının şöhret veya haklar ının korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucu na varılmıştır. iii. Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk (1) Kavram 31. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokrati k toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir ( Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, 53-55; Mehmet Ali Ayd ın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, 70-72). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı ka rşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son ç are ve alınabilecek en hafi f önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılık larla birlikte bkz. Bekir Coşkun, 51; Mehmet Ali Ayd ın, 68; Tansel Çöla şan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, 51). (2) Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi 32. İfade özgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fi kirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme si, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunl uğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklana n düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusund a başkalarını ikna etme çabaları, bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokrat ik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türl ü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir ( Bekir Coşkun, 33-35; Mehmet Ali Ayd ın, 42, 43; Tansel Çöla şan, 35-38). (3) Başkalarının Şöhret veya Haklarının Korunması 33. Anayasa nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgür lüğünü n sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünü kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarının şöhret v eya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğ ünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa nın 17. maddesinin birinci fıkrasının korumasından fayd alanır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, 44). Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, 41; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, 33; Bekir Coşkun, 45; Önder Bal ıkçı, B. No: 2014/6009, 15/2/2017 , 44). 34. Buna ilave olarak Anayasa Mahkemesi; siyasetçilerin, kamuoy unca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri işl ev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve bunlara yönelik e leştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zaman vurgulamıştır (siyasetçilerle ilg ili olarak bkz. Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, 58; kamusal yetki kullanan görevlilerle ilgili olarak bkz. Nilgün Halloran, 45; tanınan bir Cumhuriyet başsavcısı ile ilgili olarak bkz. Başvuru Numarası : 2018/25073 Karar Tarihi : 15/12/2020 7İlhan Cihaner (2), 82; tanınan ve siyasete hazırlanan bir kamu görevlisi ile ilg ili olarak bkz. Önder Bal ıkçı, 42). (4) İfade Özgürlüğü ile Şeref ve İtibarın Korunması Hakkı Arasın da Adil Denge 35. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında başvurucunun müdahal e edilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun ifadeleri nedeniyle davacının müdaha le edilen şeref ve itiba r hakkının korunması arasında adil bir dengenin gözetilip gözetil mediğini değerlendirmiştir (Nilgün Halloran, 27; İlhan Cihaner (2), 49). Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Çatışan haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için başvurucun un kullandığı ifadelerin türünün, kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadel ere yönelik kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dile get irildiğinin, kime yöneldiğinin, tarafların ünlülük derecelerinin ile ilgili kişilerin önceki da vranışlarının ve kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları haklar ın ağırlığının değerlendirilmesi gerekir ( Nilgün Halloran, 44; Ergün Poyraz (2), 56; Kadir Sa ğdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, 58-66; İlhan Cihaner (2), 66-73). Bunun için başvurucu tarafından söylenen sözlerin -yapılan konuşmanın tamamı ve söyl endiği bağlamda n kopartılmaksızın- olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir ( Nilgün Halloran, 52; Önder Bal ıkçı, 45). 36. Anayasa Mahkemesi; somut olayın koşullarında başvurucunun ku llanmış olduğu ifadeleri sebebiyle manevi tazminat ödemeye mahkûm edilmesinin zorunlu bir ihtiyaca karşılık gelip gelmediğini, gerçekleşmesi amaçlanan meşru amaçl a orantılı olup olmadığını, bunu haklı göstermek için ortaya konan gerekçelerin ilgili ve yeterli görünüp görünmediğini davanın bütününe bakarak değerlendirecektir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Sinan Baran , B. No: 2015/11494, 11/6/2018, 38). (5) Somut Olayın Değerlendirilmesi 37. Başvuru konusu olayda sade bir birey olan başvurucu, bir sos yal paylaşım sitesinde o sıralarda belediye başkanı olan M.G.ye yönelik ifad eleri nedeniyle adli para cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucu, yapmış olduğu paylaşımda ika met ettiği ilçenin belediye başkanı olan M.G.nin mensup olduğu partinin imar rant politikal arını eleştirdikten sonra parti mensuplarının kendi partilerinde yaşanan imar yolsuzlukları ola ylarında taraflı davrandıklarından yakınmış ve M.G.yi kastederek "imar rant h ırsızı" şeklinde ifadeler kullanmıştır. 38. Gözönünde bulundurulması gereken ilk husus başvurucu tarafın dan kullanılan ifadelerin niteliğidir. Olayda başvurucunun sosyal paylaşım sit esinde kullandığı "imar rant hırsızı" şeklindeki ifade lafzi yorumla suç isnadı olarak nitelendirileb ilir. Buna karşın başvurucu tarafından yapılan paylaşımın tamamının söylendiği ba ğlamdan koparılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir ( Nilgün Halloran , 52; Önder Bal ıkçı, 45). İlk olarak müştekiyi hedef alarak onu hırsızlıkla suçladığ ının kabul edilmesi başvurucunun sözlerine onun kastettiğinin ötesinde bir anlam yü klemek olacaktır. Öte yandan sözleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucu, kullan dığı ifadelerle kamuoyu gündemini de meşgul eden iddiaları (bkz. 10) kastederek beled iyenin faaliyetleri ile imar yolsuzluklarına bulaştığını ima etmiştir. Demokratik rejimlerde ülkenin sahip olduğu toplam refahın tüm topluma adil bir biçimde dağıtılıp dağıtılmadığı me selesi kamusal tartışmaların ilk sırasında yer almaktadır. Bireylerin veya grupların ekonomi yi düzenleyici Başvuru Numarası : 2018/25073 Karar Tarihi : 15/12/2020 8mekanizmaların iyi işlemediğinden rant arama ve yolsuzluk iddia larına kadar bir dizi rahatsızlıklarını yüksek sesle dillendirmeleri ancak düşünceler in herhangi bir engelle karşılaşmadan açıklanabildiği demokratik rejimlerde mümkün oldu ğu unutulmamalıdır. (Deniz Karadeniz ve di ğerleri, B. No: 2014/18001, 6/2/2020, 129). 39. İncelenmesi gereken diğer bir husus ise başvuruya konu ifade lerin maddi vakıaların açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilme si meselesidir. Maddi olgu olarak değerlendirilen ifadelerin kanıtlanması beklenirken değe r yargısı sayılan ifadeler için ise belli bir olgusal temelin varlığı aranmalıdır ( Kadir Sağdıç, 57; İlhan Cihaner (2) , 64). Ancak bir açıklamanın tamamen değer yargısından oluşması d urumunda bile müdahalenin orantılılığı ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince desteklenip desteklenmemesine göre tespit edilmelidir. Çünkü somut unsurlar la desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir ( Cem Mermut , B. No: 2013/7861, 16/4/2015, 48). 40. Somut olayda başvurucu tarafından kullanılan "imar rant h ırsızı" şeklindeki ifadelerin değer yargısı olduğu açıktır. O hâlde tespiti gereke n hususlar, kullanılan ifadelerin somut bir olgusal temele dayanıp dayanmadığı, davalının sebepsi z biçimde başvurucuyu hedef alıp almadığı, kullanılan söz ve ifadelerin kişisel saldı rı oluşturup oluşturmadığıdır. 41. M.G.nin ileri sürülen iddialarla ilgili olarak rüşvet alma v e irtikap suçlarından yargılanmış olması (bkz. 11) gözönünde bulundurulduğunda başv urucu tarafından sar f edilen ve belediyenin faaliyetleri ile imar yolsuzluklarına bul aştığını ima eden sözlerin olgusal bir temelinin bulunduğu ve ölçüsüz olmadığı görülmekted ir. Kaldı ki şikâyet konusu sözlerin kullanıldıkları bağlam da dikkate alındığında hakaret niteliğinde olmadığı, eleştiri amacıyla söylendiği ortadadır. 42. Diğer taraftan M.G.; kamuoyu tarafından yakından tanınan ve takip edilen, olayların yaşandığı tarihte başvurucunun yaşadığı ilçede beledi ye başkanlığı yapan bir siyasetçidir. Bu çerçevede başvurucunun da içinde olduğu ilçe s eçmenlerinin sıkı ve yakın denetimi altında olması tabiidir. Başvuru konusu olaydaki payla şım kamuoyu tarafından tanınan bir siyasetçiye yönelik olduğu için kabul edilebilir el eştiri sınırları, sıradan bir kimse ile karşılaştırıldığında daha geniştir ( Kemal K ılıçdaroğlu, 61; Nihat Zeybekçi, B. No: 2015/5633, 8/5/2019, 38). Bu sebeple M.G.nin kendisine yönelik eleştirilere sıradan insanlara göre daha fazla hoşgörü göstermesi gerekir. Dahası ye rel bir gazetede köşe yazarı olan ve geçmişte belediye meclis üyeliği görevinde bulunan başv urucunun ilçe gündemini takip ederek bölgenin güncel sorunları hakkında görüş bildirmiş olması hususu gözönüne alındığında kamusal faydası yüksek bir tartışmaya katkı sunduğu nda kuşku bulunmamaktadır. 43. Kullanılan dil ve üslubun muhatabı açısından rahatsız edici olduğu açıktır. Ancak Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında benimsediği gibi d emokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan, toplumun ilerlemesi ve bireyin özgü veni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gör en veya zararsız yahu t kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zama nda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir ( Emin Ayd ın (2) , B. No: 2013/3178, 25/6/2015, 35; Bekir Coşkun, 52). Anayasa Mahkemesi yine pek çok kararında ifade özgürlüğü nün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yor umlanması gerektiğini kabu l etmiştir ( Ali Suat Ertosun , B. No: 2013/1047, 15/4/2015, 66; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, 102). Başvuru Numarası : 2018/25073 Karar Tarihi : 15/12/2020 944. Yukarıdaki tespitlere karşın Mahkeme; başvurucu tarafından b aşvuruya konu ifadelerin kullanıldığı dönemdeki koşulları, ifadenin bağlamını ve müştekinin toplumsal konumunu tartışmadan başvurucunun paylaşımında geçen "imar rant h ırsızı" ifadesinin hakaret suçunu oluşturduğu sonucuna varmış ve başvurucuyu mahkû m etmiştir. Mahkeme; davaya konu ifadelerin dile getirilme şekli ve nedenini, söylen en sözlerin arka planı olup olmadığını, kamusal bir tartışma ekseninde gerçekleşip gerçekle şmediğini gözetmeksizin bir değerlendirme yapmıştır (benzer değerlendirmeler için bkz. Nilgün Halloran , 52; Önder Balıkçı, 45). Mahkeme, başvurucunun ifade özgürlüğü ile müştekinin ş eref ve itibarının korunması hakkı arasında bir denge kurmaya çalışmamış; yalnızca soyut bir değerlendirmeyle söz konusu ifadelerin hakaret suçunu oluşturdu ğunu kabul etmiştir. Bu sebeple Mahkemenin başvurucunun mahkûmiyeti bakımından ileri sü rdüğü gerekçeler, başvurucunun ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahale için ilgili ve yeterli olarak kabul edilemez. 45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa nın 26. maddesinde güvence al tına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. 3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden46. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurul uşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısm ı şöyledir: (1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. 47. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama ve 7.080 TL ma ddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. 48. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kal dırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında i se bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiy le sonuçlanacağına işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 49. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğin e karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duru ma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). Başvuru Numarası : 2018/25073 Karar Tarihi : 15/12/2020 1050. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin ihl ali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 79. maddesi nin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilm esine hükmeder. Anıla n yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan far klı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireys el başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukun daki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmama ktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgili nin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama k ararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine get irmektir ( Mehmet Do ğan, 58, 59; Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , 57-59, 66, 67). 51. İncelenen başvuruda başvurucunun sosyal medyada paylaştığı görüş nedeniyle Mahkeme tarafından adli para cezası ile cezalandırılmasına kara r verilmesine ilişkin kararın gerekçesinin ilgili ve yeterli olmadığı, bu nedenle başvurucunu n ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihla lin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 52. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapı lacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun' un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırı lmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilere k Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında bel irtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar ver ilmesi gerekmektedir. 53. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucu nun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Do layısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırıl abilmesi için ifade özgürlüğü hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemey ecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesin e karar verilmesi gerekir. 54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvur ucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL ED İLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürl üğünün İHLAL EDİLDİĞİNE, Başvuru Numarası : 2018/25073 Karar Tarihi : 15/12/2020 11C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçların ın ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kemer 2. Asl iye Ceza Mahkemesine (E.2017/320, K.2018/54) GÖNDERİLMESİNE, D. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminat a ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3 .894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar ge çen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/12 /2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Üye Üye Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ