10. Hukuk Dairesi 2012/6502 E. , 2012/22852 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/462-2011/919 Davacı, tedavide kullanılan tıbbi malzeme bedelinden, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 750,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, taraf Avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin
**10. Hukuk Dairesi 2012/6502 E. , 2012/22852 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/462-2011/919 Davacı, tedavide kullanılan tıbbi malzeme bedelinden, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 750,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, taraf Avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. A-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, hükmün temyizinde hukuki yararı bulunmayan davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. B- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 1-Taraflar arasında, davacı eşinin sağlık sigortası müstehaklığı ile teşhis edilen hastalığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının, tedavisinde, kronik insterstisyel sistit teşhisi konulup, Kurum tarafından finansmanı sağlanan heparin tedavisine cevap vermediği belirtilerek, 2010 yılındaki tedavide kullanılıp, finansmanının sağlanmayacağı belirtilen “Cythal Flakon” içeren ilaç bedelinin ödenip-ödenmeyeceğine ilişkindir. Davalı Kurum tarafından, davaya konu içerikli ilaçlar daha önce ödemeye konu edilirken, sonradan ödenmeyeceği belirtilen Sağlık Uygulama Tebliğine göre işlem yapıldığı belirtilmiş; Mahkemece, tedavi için zorunlu olduğunun belirtilmediği gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 63. maddesinde, genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri sayılmış; anılan maddenin (f) bendinde Kurum’un, “…sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavileri için gerekli olabilecek kan ve kan ürünleri, kemik iliği, aşı, ilaç, ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerinin sağlanması, takılması, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetleri…” sağlayacağı belirtilmiştir. Anılan Kanunun 64. maddesinin uyuşmazlık konusu dönemdeki düzenlemesine göre; Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetlerinin, vücut bütünlüğünü sağlamak amacıyla yapılan ve iş kazası ile meslek hastalığına, kazaya, hastalıklara veya konjenital nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan durumlarda yapılacak sağlık hizmetleri dışında estetik amaçlı yapılan her türlü sağlık hizmeti ile estetik amaçlı ortodontik diş tedavileri; Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat verilmeyen sağlık hizmetleri ile Sağlık Bakanlığınca tıbben sağlık hizmeti olduğu kabul edilmeyen sağlık hizmetleri; yabancı ülke vatandaşlarının, genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayıldığı tarihten önce mevcut olan kronik hastalıkları olduğu belirtilmiştir. 5510 sayılı Kanunun 63. maddesi gereğince, hastalığı durumunda sigortalı veya hak sahiplerinin sağlıklarını kazanmaları için gerekli ilacın Kurum tarafından karşılanması gerekmekte olup; teşhis edilen hastalığının, Kurum’ca finansmanı sağlanan yöntem ve ilaçlarla tedavi edilemediğinin anlaşılması karşısında; somut oluşa göre, tedavi için tıbben gerekli olduğunun anlaşılması durumunda, Kanunun 64. maddesindeki düzenlemeden, davaya konu içerikli ilaçların finansmanının sağlanmasına engel bir anlamın çıkarılamayacağı gözetilmelidir. 5510 sayılı Kanunun 63. Maddesinde, Kurum’un, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu; Kurum’un, bu amaçla komisyonlar kurabileceği, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabileceği, komisyonların çalışma usûl ve esaslarının Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirleneceği belirtilmiş olup; Mahkemece, somut olayın özelliği (kronik insterstisyel sistit teşhisi konulup, Kurum tarafından finansmanı sağlanan heparin tedavisine cevap alınamadığı) belirtilip, davaya konu “Cythal Flakon” içeren ilacın davacının tedavisinde kullanılmasının tıbben gerekli olup-olmayacağı, gerekli olmadığının belirtilmesi durumunda bu durumdaki hastaların tedavisinde kullanılan başkaca tedavi yönteminin bulunup-bulunmadığı Sağlık Bakanlığı’ndan sorulmalı; gerektiğinde, tıbbi gereklilik konusunda alanında uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; davacının tedavisinin Kurum’ca finansmanı sağlanan ilaçla tedavi edilemediği hususu gözetilmeksizin, davaya konu ilacın tıbben zorunlu olmadığı gerekçesi ile, yazılı şekilde karar verilmiş olması, isabetsiz bulunmuştur. 2- Kabule göre de; 21 Aralık 2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren karar tarihinde uygulanması gereken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesine göre, ”Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Şu kadar ki asıl alacak miktarı 3.333,33 TL’ye kadar olan davalarda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümünde, icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücrettir. Ancak bu ücret asıl alacağı geçemez.” düzenlemesi gözetilmeksizin; talep edilen miktara göre, icra mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen 400,00 TL vekalet ücreti yerine, maktu 1200 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.