1. Hukuk Dairesi 2012/3105 E. , 2012/6469 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KARAİSALI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/11/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali-tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptal ve tescil is
**1. Hukuk Dairesi 2012/3105 E. , 2012/6469 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KARAİSALI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/11/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali-tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan M.A.Ö.'ın 923 parsel sayılı taşınmazdaki payını davalı oğluna satış suretiyle temlik ettiği, murisin 21.01.2003 tarihinde öldüğü geride mirasçı olarak davacı kızları ile davalı oğlunun kaldığı anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakanın davalı oğluna yapmış olduğu temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince; çekişme konusu taşınmazın devrinin muvazaalı olup olmadığı yönünde mahkemece yapılan araştırmanın hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki; miras bırakanın mal satmaya ihtiyacının olup olmadığı, başka taşınmazlarının bulunup bulunmadığı, ölümünden önce nerede ve kiminle yaşadığı, davalının akit tarihi itibariyle alım gücüne sahip olup olmadığı hususlarında araştırma yapılmadığı gibi, davalı oğlu ile davacı kızları arasındaki beşeri ilişkiler üzerinde de durulmadığı, öte yandan; davalı taraf çekişmeli taşınmazın miras bırakan tarafından Bağkur'dan emekli olabilmek ve bunun için paraya ihtiyacı olduğundan taşınmazın satıldığını savunduğu, buna karşılık davacıların da bu amaçla murisin başka bir taşınmazının elden çıkartıldığını ve çekişme konusu temlik tarihinden önce miras bırakanın emeklilik için gereken borçlarının ödediğini ileri sürdükleri halde bu husus üzerinde de durulmuş değildir. Hal böyle olunca, değinilen hususlar ile yukarıdaki ilkeler de gözetilerek, murisin gerçek irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.