Başvuru, başkasının taşınmazı üzerine yapılan binanın bulunduğu kısmın tescili istemiyle açılan tapu iptali ve tescili davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle makul sürede yargılanma hakkının, yargılamayı yapan derece mahkemesi hâkimlerinin kamu görevinden çıkarılmaları nedeniyle de bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; başkasının taşınmazı üzerine yapılan binanın bulunduğu kısmın tescili istemiyle açılan tapu iptali ve tescili davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle makul sürede yargılanma hakkının, yargılamayı yapan derece mahkemesi hâkimlerinin kamu görevinden çıkarılmaları nedeniyle de bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 10/2/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, murisleri Z.nin tapuda A.Ö. adına kayıtlı olan Diyarbakır'ın Ergani ilçesi Aziziye Mahallesi 904 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerine iki katlı bir bina inşa ettiğini belirtmektedirler. Başvurucuların beyanına göre murisleri bu binayı tapu maliki olan A.Ö.nün bilgisi ve izni ile inşa etmiştir. Ayrıca murisleri ve A.Ö. arasında bu taşınmazın tapuda kendilerine devredileceğine dair bir anlaşma da bulunmaktadır. Ergani Belediyesi (Belediye) tarafından düzenlenen 11/11/1997 tarihli yapı kullanma izin belgesinde bu taşınmaz üzerindeki yapı sahibinin muris Z. olduğu belirtilmiştir. Başvurucular, bu taşınmazın A.Ö.nün mirasçıları tarafından 9/12/2010 tarihinde B.A. isimli üçüncü bir kişiye satılarak tapuda devredildiğini belirtmişlerdir. Başvurucular; murisleri ve önceki malik A.Ö. arasında yapılan anlaşmaya göre bu taşınmazın kendilerine devredilmesi gerektiğini, satış işleminin her iki tarafının bu durumu bildiğini, satın alanın dava dışı ilk malikle birlikte hareket ettiğini ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek B.A. aleyhine Ergani Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 14/1/2011 tarihinde tapu iptali ve tescili davası açmışlardır. Taşınmazı satın alan B.A. da aynı Mahkemede başvuruculara karşı haksız kullanım nedeniyle ecrimisil ve taşınmaza el atmanın önlenmesi ile binanın kal'ine yönelik dava açmıştır. Mahkemece her iki dava birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir. Mahkeme 6/3/2014 tarihinde asıl ve birleşen her iki davanın da reddine karar vermiştir. Asıl davaya yönelik kararın gerekçesinde; davaya konu taşınmazın tapu kaydında herhangi bir kısıtlayıcı kaydın bulunmadığı, taşınmazı satın alanın tapu kaydı dışında bir araştırma yapma zorunluluğunun da olmadığı, başvurucuların davalının kötü niyetli olarak taşınmazı satın aldığına yönelik iddialarını ispat edemedikleri vurgulanmıştır. Diğer taraftan taşınmaz üzerinde yer alan binanın başvurucuların murisi tarafından yapıldığına yönelik bir ihtilaf bulunmadığı ancak davalının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kişisel nitelikteki bu hakkın önceki malik A.Ö.ye karşı ileri sürülebileceği ifade edilmiştir. Birleştirilen dava yönünden ise başvurucuların önceki malikin izni ve rızası ile inşa edilen binada oturdukları, bu bakımdan kötü niyetli sayılamayacakları gerekçesiyle davanın reddi gerektiği belirtilmiştir. Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 26/10/2015 tarihinde asıl davadaki tapu iptali ve tescili isteğinin reddi kararını onamış, birleştirilen davada el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteğinin reddine dair kararını ise bozmuştur. Daire kararında asıl dava yönünden çaplı taşınmazlarda başkasının taşınmazına inşaat yapılması hâlinde kural olarak iyi niyet iddiasının dinlenmeyeceği ve başvurucuların murisleri ile önceki malik arasında taşınmazın kendilerine devredilmesi yönünde bir anlaşma olduğu iddiasına yönelik bir delil de sunmadıklarına işaret edilmiştir. Başvurucular karar düzeltme yoluna başvurmuşlardır. Daire 28/11/2016 tarihinde birleştirilen davanın davacısı B.A.nın yasal temyiz süresinden sonra temyiz yoluna başvurduğu saptamasında bulunmuş ve birleştirilen davaya ilişkin 26/10/2015 tarihli bozma kararını kaldırarak, temyiz itirazlarının süre yönünden reddi ile birleştirilen davanın reddine ilişkin mahkeme kararını onamıştır. Nihai karar, başvurucular vekiline 12/1/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 10/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır." 4721 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur.Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir.Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir. " 4721 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hâkim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir.Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir." 4721 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir."