9. Ceza Dairesi 2021/2238 E. , 2023/4582 K. MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı Suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci …
**9. Ceza Dairesi 2021/2238 E. , 2023/4582 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı Suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Suça sürüklenen çocuklar hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan yapılan yargılama neticesinde İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.10.2014 tarihli ve 2012/12 Esas, 2014/232 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, suça sürüklenen çocuk ...'in 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü ve altıncı fıkraları ile 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, suça sürüklenen çocuk ...'ın 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü ve altıncı fıkraları ile 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca katılan mağdurlar ... ve ...'a karşı ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 05.07.2017 tarihli ve 14-2014/398530 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suça Sürüklenen Çocuklar Müdafii Suça sürüklenen çocukların atılı suçu işlemedikleri, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının hukuka aykırı olduğu, kararın bozulmasını talep etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince;''SSÇ sanıklardan ... \*\*\* hakkında Adli Tıp Kurumu tarafından verilmiş 19/10/2012 tarihli rapor ile, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini önemli derecede azaltacak mahiyet ve derecede olan hafif mental retardasyon tanısı nedeniyle davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğunun bildirildiği ve mevcut delil durumuna göre müsnet suçları işlediğinin sabit olup cezalandırılmasının gerektiği, ancak TCK'nun 32/1 ve CMK 223/3-a maddeleri gereğince ceza sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. SSÇ sanıklardan ... \*\*\*'in suç tarihinde 12-15 yaş arası küçüklerden olduğu ve İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından verilmiş 13/01/2012 tarihli rapor ile nitelikli cinsel istismar suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince geliştiğinin tespit edilmiş olması nedeniyle ceza sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmış, dosyada bulunan ve mağdur-katılanlara ait Adli Tıp Kurumu tarafından verilmiş raporlar ile fiili livatanın maddi bulgularının 1 hafta içerisinde kaybolduğunun tıbben bilindiği ve ... \*\*\*'ın olay tarihi ile muayene tarihi arasında geçen süre nazara alındığında bulguların kaybolmuş olması nedeniyle fiili livataya maruz kalıp kalmadığının tıbben tespit edilemeyeceği, adli tahkikat ile aydınlatılabileceği, hafif derecede zeka geriliği nedeniyle mağduru bulunduğu olayın kötülüğünü idrak ve olaya ruhsal yönden muvakemete muktedir olmadığı ve zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayacağı ve beyanlarına itibar edilebileceği bildirilmiş, mağdur-katılan ... \*\*\* hakkında yine Adli Tıp Kurumu tarafından verilen rapor ile, aradan geçen süre içerisinde bulguların kaybolmuş olması nedeniyle fiili livataya maruz kalıp kalmadığının tıbben tespit edilemeyeceği olayın adli tahkikat ile aydınlanabileceği ve beyanlarına itibar edilebileceği, sınır-hafif derecede zeka geriliğinin bulunduğu bildirilmiştir. \*\*\* Çocuk ve Gençlik Merkezinde çalışan öğretmen Şafak \*\*\* tanık sıfatı ile alınan yeminli beyanında yurtta kalan çocuklardan ... \*\*\*'ın idareye başvurması üzerine olayı öğrendiklerini ve mağdurlar ile SSÇ'leri çağırarak konuştuklarında olayı itiraf ettiklerini ve bu nedenle durumu yetkili makamlara intikal ettirdiklerini ve çocukların hiç birisine nasıl beyanda bulunacakları konusunda herhangi bir şekilde telkinde bulunmadığını ya da baskı yapmadığını söylemiş, tanık Aslı \*\*\* alınan yeminli beyanında olayla ilgili olarak görgüye dayalı bir bilgisinin olmadığını, olayı hocaların kendi aralarındaki konuşmalarından duyduğunu ve merkezde temizlik ve bakım işleri ile uğraştığını, mağdur ...'un iddia ettiği gibi eyleme tanık olup görmediğini söylediği, tanık ... \*\*\* alınan beyanında kesinlikle mağdur ...'in banyoda SSÇ'ler tarafından cinsel istismara maruz kaldığı sırada orada olmadığını ve olaya şahit olmadığını söylemiş, tanık Nilüfer \*\*\* \*\*\* alınan yeminli beyanında ... \*\*\* isimli çocuğun müracatı üzerine idarenin olayları öğrendiğini ve SSÇ'ler ile mağdurları ayrı ayrı odalara alarak konuştuklarında SSÇ'lerden ...'ın olayı itiraf ettiğini, kesinlikle kendisine mağdurlar tarafından cinsel istismara maruz kaldıklarına dair bir şikayet gelmediğini sadece el şakaları rahatsız etme, para alma gibi basit sataşmalar konusunda şikayet gelmesi üzerine SSÇ ...'i uyardığını söylemiş, tanık ... \*\*\* alınan beyanında SSÇ ... ile birlikte aynı odada kaldıklarını ve ...'in saat 22.00 sıralarında mağdur ...'in odasına bir kaç kez gittiğini gördüğünden şüphelendiğini ve mağdur ...'e durumu sorduğunda ...'in sürekli geldiğini ve zorla kendisine bir şeyler yaptığını söylediğini, sonra tekrar kendisi ile konuştuğunda bu defa ..., Batuhan ve ...'ın birlikte geldiklerini ve kendisine bir şeyler yaptıklarını söylediğini ancak açık olarak ne yaptıklarını anlatmadığını, terbiyesiz şeyler yapıyorlar dediklerini ancak cinsel ilişki yaşayıp yaşamadıklarını bilmediğini ve durumu Merkezin idaresine bildirdiğini söylemiştir. Mağdur-katılanlar ... ve ...'in beyanlarına itibar edilebileceğinin Adli Tıp Kurumu tarafından verilmiş raporda belirtildiği ve cinsel istismar eylemlerinin görgü tanıkları ya da kamera kaydı gibi delillerinin mevcut olamayacağı ve organ sokma suretiyle yapılan cinsel istismarlarda dahi bir hafta içerisinde maddi bulguların ortadan kaybolduğu tıbben bilindiğinden, her iki mağdurun alınan raporlarında bu nedenle herhangi bir madde bulguya rastlanmamış olmasının normal olduğu, maruz kaldıkları olayları kimseye anlatmamış olduklarından, aradan çok zaman geçtikten sonra rapora sevk edildikleri, mağdur katılanların SSÇ sanıklara iftira atmalarını gerektirecek bir nedenin olmadığı, aralarında herhangi bir husumet bulunmadığı ve pek çok çocuğun barındığı \*\*\* Çocuk ve Gençlik Merkezindeki mevcut diğer çocuklara böyle bir isnatta bulunmamış iken niçin sadece SSÇ'leri suçladıklarına savunmalarda tatmin edici bir açıklamanın getirilemediği, mağdur katılanların aşamalardaki beyanlarının çelişkili olmayıp beyanlarına itibar edilmemesini gerektiren herhangi bir neden bulunmadığı ve her üç SSÇ'nin birden çok kez mağdur katılanlara karşı cebir ve tehdit uygulamak suretiyle organ sokmak şeklinde gerçekleşen cinsel istismar eylemlerinde bulunmaları nedeniyle TCK 103/2. maddesi gereğince cezalandırılmalarının gerektiği, birden çok kişi olmaları nedeniyle TCK'nun 103/3. ve cebir tehdidin varlığı nedeniyle TCK'nun 103/4. maddeleri gereğince cezaların artırılacağı, ayrıca her iki mağdurun Adli Tıp Kurumu tarafından verilmiş raporlarda maruz kaldıkları olay nedeniyle ruh sağlıklarının bozulduğu bildirildiğinden TCK'nun 103/6. maddesinin ve TCK'nun 43/1. maddelerinin uygulanması suretiyle ayrı ayrı cezalandırılmalarının gerekeceği anlaşılmış, 6545 sayılı yasa ile yapılan değişiklik ile TCK 103/2 .maddesindeki suç için asgari 16 yıl hapis cezası getirilerek cezanın artırıldığı, ayrıca TCK 103/3-4. madde bendleri ile yine iki kez yarı oranında arttırım yapılması halinde TCK 103/6. Maddesinin uygulanmamasına rağmen verilecek netice ceza miktarının 36 yıl hapse kadar ulaşacağı, bu nedenle 6545 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önceki hali ile TCK'nun 103/2. maddesinin SSÇ'ler lehine olduğu anlaşılmış ve değişiklikten önceki hüküm uygulanmış ve mağdurlardan ... \*\*\*'a karşı SSÇ sanık ... \*\*\*'in cinsel istismarda bulunduğu sabit olmasına rağmen bu yönde açılmış bir kamu davası bulunmaması nedeniyle mahkememizce suç duyurusunda bunulması uygun görülmüş ve açıklanan gerekçelerle SSÇ'ler Batuhan ve ...'in ayrı ayrı cezalandırılmalarına'' şeklindeki gerekçeyle karar verilerek hükümler kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Suça Sürüklenen Çocuklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği gibi ceza verilmesine yer olmadığı kararının da yerinde olduğu anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Anılan nedenle bozma talep eden Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Suça sürüklenen çocuğun, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden (UYAP) temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 04.06.2018 tarihinde öldüğüne dair İstanbul Aanadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2018 tarih ve 2018/112872 sayılı tespitine istinaden resmî belgenin düzenlendiği anlaşıldığından, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. V. KARAR A. Suça Sürüklenen Çocuklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.10.2014 tarihli ve 2012/12 Esas, 2014/232 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuklar müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.10.2014 tarihli ve 2012/12 Esas, 2014/232 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye değişik gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2023 tarihinde karar verildi.