(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/4735 E. , 2006/5747 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 31.05.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisind
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/4735 E. , 2006/5747 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 31.05.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kayıtlarındaki vakıf şerhinin terkini istemiyle açılmıştır. Mahkemece, kayıtlardaki şerh 10 yıl süre geçtikten sonra konulduğundan istem kabul edilmiş, hükmü davalı ... İdaresi temyiz etmiştir. Kural olarak; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 2.4.2004 tarih ve 2003/1 Esas, 2004/1 Karar sayılı İçtihadı uyarınca “vakıf şerhinin tapu sicilinden silinmesi ya da tapu siciline yazılmasına ilişkin istemleri içeren davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması...” gerekir. Buna göre, vakıf şerhi kesinleşen kadastro tespitinden sonra on yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesine müteakip yazılmış ise, silinme (terkin) istemi başka bir inceleme gerekmeden kabul edilmelidir. Ancak; vakıf şerhi on yıllık süre geçirilmeden sicile yazılmış ve bu şerhin silinmesi istenmişse, vakfın türü ile tavize tabi olup olmama yönünden araştırma ve inceleme yapılması zorunludur. Görülüyor ki; kayıtlara vakıf şerhinin tapulama veya kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra 10 yıllık süre içersinde konulup konulmadığının saptanması önem kazanmaktadır. Somut olayda ise, dava konusu 109 ada 8, 110 ada 4, 114 ada 2, 115 ada 2, 115 ada 3, 116 ada 2, 132 ada 1, 5, ve 6 parsellerin tapu kayıtlarında vakıf şerhi bulunmakta ise de, bu kayıtların tapulama veya kadastro tutanaklarının ne zaman kesinleştiği anlaşılamamaktadır. O halde mahkemece çekişme konusu parsellerin evveliyat kayıtlarının ne olduğu saptanmalı bu kayıtlara ait tutanaklar ilgili yerlerden sağlanarak ne zaman kesinleştiği üzerinde durulmalı davada 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı sonucuna bu şekilde ulaşılmalıdır. Değinilen yön bir yana bırakılarak eksik araştırma ve incelemeyle davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 22.5.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.