Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun kurum içinde yapmış olduğu bir protesto eylemi nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca infaz hâkimliğince yapılan inceleme sırasında, duruşmada hazır bulunmayı talep etmesine rağmen başvurucuya yalnızca ses ve görüntü aktarımı yoluyla duruşmaya katılma imkânı verilmesinin duruşmada hazır bulunma hakkını ihlal ettiği iddia edilmiştir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun kurum içinde yapmış olduğu bir protesto eylemi nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca infaz hâkimliğince yapılan inceleme sırasında, duruşmada hazır bulunmayı talep etmesine rağmen başvurucuya yalnızca ses ve görüntü aktarımı yoluyla duruşmaya katılma imkânı verilmesinin duruşmada hazır bulunma hakkını ihlal ettiği iddia edilmiştir. Başvuru 30/6/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; başvuru tarihinde, terör örgütüne üye olma suçundan hükümlü olarak Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. 25/4/2016 tarihinde başvurucunun da aralarında olduğu terör suçlarından hükümlü olan bazı kişiler tarafından Ceza İnfaz Kurumundaki oda ve bahçe kapılarına vurulmaya başlanmıştır. Olayla ilgili tutulan tutanağa göre DHKP-C terör örgütüyle bağlantılı suçlardan hükümlü olan bu kişiler, söz konusu eylemi "Yürüyüş" dergisinin kendilerine verilmemesi nedeniyle yaptıklarını ve adı geçen dergi kendilerine verilene kadar devam ettireceklerini ifade etmiştir. Olay Tutanağı'nda, eylemin 5-6 dakika boyunca devam ettiği ayrıca vurgulanmıştır. Eylem sonrasında başvurucunun da aralarında olduğu bazı hükümlüler hakkında bir disiplin soruşturması başlatılmıştır. Disiplin soruşturmasını yürütmek üzere bir muhakkik görevlendirilmiştir. Muhakkik, birçok Ceza İnfaz Kurumu personelinin olaya ilişkin beyanını almış; haklarında disiplin soruşturması yapılan kişilere olayla ilgili savunma yapmaları için bildirimde bulunmuştur. Başvurucu 27/4/2016 tarihinde savunmasını sözlü olarak vermek istediğini belirtmiştir. Muhakkik, başvurucunun savunmasını sözlü olarak 27/4/2016 tarihinde almıştır. Başvurucu savunmasında genel olarak Ceza İnfaz Kurumu idaresinin yasal olarak basımı yapılan ve diğer ceza infaz kurumlarında içeriye alınan bir dergiyi kendilerine keyfî şekilde vermediğini, söz konusu keyfî uygulamadan vazgeçilmeyince direnme haklarını kullandıklarını ifade etmiştir. Bundan başka başvurucu, disiplin soruşturmasına konu eylemi adı geçen dergi kendilerine verilene kadar devam ettireceklerini belirtmiştir. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu); disiplin soruşturması sonucunda 28/4/2016 tarihinde, başvurucu hakkında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde düzenlenen "kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak" eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle 2 ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası verilmesine karar vermiştir. Disiplin Kurulunun başvurucu ve diğer hükümlüler hakkında yaptığı değerlendirmenin ilgili kısmı şu şekildedir:"...Hükümlüler Rıza ŞAHİN, [H.B.Y.], [Ç.nin] yasal yollarla haklarını arayacakları yerde Ceza İnfaz Kurumunda kapılara vurmak suretiyle ses çıkardıkları ve diğer hükümlü ve tutuklular arasında korku kaygı paniğe neden oldukları, ayrıca bahsi geçen yürüyüş dergisi ile ilgili olarak Eğitim Kurulu Başkanlığımız tarafından karar verildiği ve bu karara karşı İnfaz Hakimliğine itiraz yolu açık olduğu, hükümlülerin itirazları üzerine söz konusu yürüyüş dergilerinin Bafra İnfaz Hakimliği tarafından değerlendirildiği ve hükümlülerin itirazlarını reddedildiği, söz konusu dergilerin Mahkeme kararına istinaden hükümlülere verilmediği dolayısı ile Ceza İnfaz Kurumu idaresinin keyfiyetle davrandığı iddialarının somut bir delile ve dayanağa dayanmadığı, kanun tüzük ve yönetmelikler doğrultusunda işlem yapan Ceza İnfaz Kurumumuz idaresini bu davranışları sergilemek suretiyle zan altında bırakmak ve kendilerinin yapmış olduğu Ceza İnfaz Kurumu Kanun ve Kurallarına aykırı davranışları için bir mazeret olarak göstermek istedikleri anlaşıldığından,Hükümlüler Rıza ŞAHİN, [H.B.Y.], [Ç.nin] ...ayrı ayrı -2- (iki) ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası ile cezalandırılmalarına ...karar verilmiştir." Disiplin Kurulunun kararından bir gün sonra başvurucu, Amasya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. Başvurucu; nakledildiği Amasya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, Disiplin Kurulu kararına karşı Bafra İnfaz Hâkimliğine (Hâkimlik) şikâyet başvurusunda bulunmuştur. Başvurucu, şikâyet başvurusunda Disiplin Kurulu kararının keyfî ve hukuka aykırı bir nitelik taşıdığını, Hâkimlik incelemesi aşamasında avukatıyla birlikte savunma yapmak istediğini ifade etmiştir. Hâkimlik, şikâyet üzerine bir tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi yapmıştır. Tensip incelemesi neticesinde şikâyetin 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun maddesi gereğince duruşma yapıldıktan sonra değerlendirilmesine, başvurucunun savunmasının alınmasına, kendisine delillerinin sorulması için duruşmada hazır edilmesine, ayrıca savunmasını avukat ile yapıp yapmayacağının başvurucudan sorulmasına ve sorulduktan sonra düzenlenecek tutanağın Hâkimliğe gönderilmesine de karar verilmiştir. Hâkimlik 9/5/2016 tarihinde, Tensip Tutanağı'nda alınan kararlara istinaden Amasya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna iki yazı yazmıştır. İlk yazıda Hâkimlik, duruşma tarihi olan 20/5/2016 günü saat 05'te Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) odasında başvurucunun hazır bulundurulmasını talep etmiştir. Hâkimlik ikinci yazıda ise başvurucuya Disiplin Kurulu kararıyla ilgili savunmasını avukatı ile birlikte yapıp yapmayacağının sorulmasını ve bu hususta düzenlenecek tutanağın kendisine gönderilmesini talep etmiştir. Hâkimlik tarafından yazılan ikinci yazıya istinaden başvurucuya savunmasını avukatı ile yapıp yapmayacağı sorulmuştur. Başvurucu; ifadesinde savunmasını avukatı aracılığıyla ve Hâkimlik huzurunda yapmak istediğini, SEGBİS ile duruşmaya katılmak istemediğini belirtmiştir. 20/5/2016 tarihli duruşmada SEGBİS odasında hazır bulundurulmak istenen başvurucu, SEGBİS ile ifade vermek istemediğini ve hâkim huzuruna çıkmak istediğini belirtmiş; SEGBİS duruşmasına katılmamıştır. Bu durum üzerine Hâkimlik, başvurucunun savunmasını almamış ve 25/5/2016 tarihli kararı ile şikâyet başvurusunu reddetmiştir. Hâkimlik kararında, öncelikle SEGBİS ile savunma alınmasına ilişkin bir açıklama yapılmış; daha sonra ise şikâyetin esası değerlendirilmiştir. Hâkimlik SEGBİS'e ilişkin değerlendirmede öncelikle ilgili mevzuata (bkz. §§ 28-30) yer vermiş; daha sonra başvurucunun ve diğer şikâyetçilerin başka bir ildeki ceza infaz kurumunda bulunmaları nedeniyle savunmalarını SEGBİS aracılığıyla almak istediğini ancak başvurucu ve diğer şikâyetçilerin SEGBİS yoluyla savunma vermediklerini ifade etmiştir. Hâkimlik ayrıca 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun savunmasının SEGBİS yoluyla alınabilmesinin mümkün olduğunu, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılabilmesi için SEGBİS kullanımının gerektiğini belirtmiştir. Öte yandan Hâkimlik 4675 sayılı Kanun'da şikâyetçilerin savunmalarının mahkemenin duruşma salonunda alınması şeklinde bir yasal zorunluluk olmadığı sonucuna da varmıştır. Söz konusu açıklamalar sonrasında Hâkimlik, savunma imkânı kendisine tanınmasına rağmen başvurucunun savunmada bulunmadığını ve somut yargılamada savunma hakkının kısıtlanmadığını kabul etmiştir. Hâkimlik, şikâyetin esasına yönelik ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur. Hâkimlik öncelikle 5275 sayılı Kanun kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasının uygulanabilmesi için sadece her bir disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesinin yeterli olmadığını, ayrıca maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bundan başka Hâkimlik; mahpusların -ceza infaz kurumlarının niteliği gereği- ceza infaz kurumlarında diledikleri şekilde eylem yapma özgürlüğünün bulunmadığını, ceza infaz kurumunun güvenliğinin ve düzeninin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini belirtmiştir. Hâkimlik, genel açıklamalar sonrasında somut olayı değerlendirerek, başvurucunun da aralarında olduğu hükümlülerin bir derginin kendilerine verilmemesi nedeniyle oda ve bahçe kapılarına vurmalarının meşru görülemeyeceğini ifade etmiştir. Oda ve bahçe kapılarına vurmak suretiyle yapılan protesto eyleminin iyi niyetli bir davranış olmadığını belirten Hâkimlik; bu eylemin aynı zamanda ceza infaz kurumunda kalan diğer hükümlü ve tutukluları rahatsız edici bir nitelik taşıdığını, ceza infaz kurumunda korku ve kaygıya neden olabileceğini kabul etmiştir. Son olarak; disiplin cezasına konu eylemin işlendiğinin sabit olduğu, Disiplin Kurulunun eylemi doğru olarak nitelendirdiği ve Disiplin Kurulu kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varmıştır. Başvurucu 2/6/2016 tarihli dilekçesi ile İnfaz Hâkimliği kararına itiraz etmiştir. Başvurucu; dilekçesinde öncelikle duruşma salonunda bizzat hazır bulunarak ifade vermek istediği hâlde SEGBİS ile duruşmaya katılmaya zorlandığını, SEGBİS üzerinden savunmada bulunmaması üzerine savunması alınmadan karar verildiğini belirtmiştir. Daha sonra genel olarak İnfaz Hâkimliği kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Bafra Ağır Ceza Mahkemesi 8/6/2016 tarihli kararıyla itirazı reddetmiştir. Başvurucu, mahkeme kararını 14/6/2016 tarihinde öğrendiğini belirtmiş; 30/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun diğer bazı hükümlü ya da tutuklularla birlikte 29/3/2016 ile 28/4/2016 tarihleri arasında on altı kez aynı eylemi gerçekleştirdiği gerekçesiyle hakkında disiplin cezası uygulandığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Disiplin cezası kararları incelendiğinde başvurucunun savunmalarında eylemleri yaptığını kabul ettiği görülmektedir. Ancak başvurucu, savunmalarında genel olarak eylemlerinin yasal bir nitelik taşıdığını ileri sürmektedir. 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır." 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde düzenlenen ve "Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma" cezasını gerektiren eylem şudur:"...d) Kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak...." Adil yargılanma hakkı bağlamında duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden ilgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020, §§ 28-