T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/603 KARAR NO : 2026/246 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/02/2025 NUMARASI : 2022/444 Esas - 2025/129 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 13/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı Aydın Asliye Ticaret…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/603 KARAR NO : 2026/246 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/02/2025 NUMARASI : 2022/444 Esas - 2025/129 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 13/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/02/2025 gün ve 2022/444 Esas - 2025/129 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davacı zarar görenin doktor olduğunu, 18.08.2021 tarihinde evine gitmek için iş yerinden çıktığında müvekkilinin yaya olarak İl Sağlık Müdürlüğü bitişik Diş Hastanesinin önündeki yaya geçidinden geçmekte iken İzmir Bulvarı Bayındırlık istikametinden hızlı ve zig zag yaparak gelen .... plakalı aracın müvekkiline yaya geçidinde iken çarptığını ve çarpma sonucu davacıyı havaya fırlattığını ve.... plakalı başka bir aracın üstüne düştüğünü, kaza sonucu davacının hayati tehlike yaşayacak şekilde yaralandığını, günlerce yoğun bakımda kaldığını, birden fazla kere ameliyat olduğunu, fizik tedavi gördüğünü, uzuv zaafı olduğunu, vücudunda sabit izler olduğunu, şu anda yürüme engelli olduğunu, davacının eşinin de öğretmen olduğunu ve eşinin sık sık izin almak zorunda kaldığını, davacının bakımının yapılabilmesi için zaman zaman eve yardımcı aldığını, fizik tedaviler sonucu ayağa kalkabildiğini ancak desteksiz olduğunda aksayarak yürüdüğünü, Aydın CBS 2021/17139 soruşturma sayılı dosya kapsamında mevcut CD kayıtları, trafik kaza tutanakları, tarafların ve tanıkların ifadeleri mevcut olduğunu, davacının kusursuz olduğunu aylarca işe gidemediğini, tedavisi halen devam ettiğini, bu süreçte maaş ve ek ödemelerinden mahrum kaldığını, ilaç, tedavi, bakıcı giderleri ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin işbu kaza sebebiyle büyük bir travma yaşadığını, hayatın içinde aktif olarak çalışan doktor olan sosyalleşmekten çok keyif alan davacının aylarca yatağa bağlı kaldığını, kazanın etkisinden kurtulamadığı gibi kazanın sebep olduğu sabit izler yürüyememe nedeniyle adeta hayata küstüğünü, davacının elem ve ızdırap içerisinde olduğunu, kazadan sonra psikolojik tedavi görmeye başladığını, hayatının alt üst olduğunu belirterek davacı lehine 400.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini, alacak miktarı tam ve kesin olarak tespit edildikten sonra arttırılmak üzere şimdilik 50.000,00-TL maddi tazminatın 18.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 400.000,00-TL manevi tazminatın 18.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı araç sürücüsü .... ve davalı araç maliki ....'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava şartı zorunlu olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip gerilmediğinin ispat edilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazları bulunduğunu, savcılık soruşturması aşamasında ya da ceza davasında uzlaşma var ise davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın delillerinin taraflarına tebliğ edilmediğini, kaza ile sakatlık ve ölüm söz konusu ise kaza ile meydana gelen ölüm arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, maluliyet oranının kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre adli tıp kurumu 3. İhtisas dairesi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için mahkememizce dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine sevk edilmesini, geçici iş göremezlik tazminatı talepleri trafik sigortası genel şartları uyarınca tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, giderlerin SGK tarafında karşılanması gerektiğini, bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkin olarak poliçe ile kişi başı teminat limiti ile sınır olarak sürekli sakatlık teminatı kapsamında olduğunu, davacının bakıma muhtaç olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yapılacak olan hesaplanmanın Karayolları Trafik Kanununun 90. Maddesi çerçevesinde ZMMS genel şartlarına göre aktüeryal yöntem ve teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, söz konusu kaza iş kazası ise SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin sorulup tenzil edilmesi gerektiğini, SGK tarafından davacının geçici iş göremez kaldığı iddia edilen dönemde hastalık geçici iş göremezlik kolundan ödeme yapılmış olabileceğinden mükerrer ödemeye mahal vermemek adına bu hususun SGK'ya müzekkere yazılarak sorulması gerektiğini, gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu 87. Madde uyarınca hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusurun tenzil gerektiğini, müvekkili şirket söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, işbu dava tarihine kadar herhangi bir ihbar bulunmadığını, davayı kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, daha önce yapılmış ödemelerin faizi ve güncellemesi yapılarak mahsup edilmesi gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelememek kaydıyla teminatın tek zarar görenlerin birden fazla olması durumunda teminatın paylaştırılması gerektiğini, davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın manevi tazminat talebinin ZMMS teminatı dışında olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... ve .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kaza tespit tutanakları aksi sabit olana kadar geçerli belgeler olduğunu, kaza tespit tutanağındaki kusur oranlarını kabul etmediklerini, müvekkili aracını konumun hız sınırı kurallarına uygun olarak sevk ettiğini, müvekkiline araçlara yeşil ışık yanmaktayken davacı.... aniden müvekkilinin önüne çıktığını, trafik kaza tespit tutanağında kaza yerinde trafik lambasının olmadığı belirtilmiş ise de bu hususa katılmak mümkün olmadığını, kaza yerinde trafik lambasının olduğu ve müvekkiline kaza esnasında yeşil ışığın yandığı keşif mahallinde dinletilecek tanık beyanlarıyla da ispat edileceğini, kusur oranlarının tespiti için kaza mahalinde keşif yapılmasını, kaza tespit tutanağındaki doğru olmayan hususların aydınlatılmasını ve dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilerek kusur oranlarını belirtir ayrı bir bilirkişi heyet raporu alınması gerektiğini, ceza soruşturması ve açılırsa ceza davası sonuçlanması beklenmesi gerektiğini, davacı taraf Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/17139 soruşturma nolu dosya kapsamında kusursuz olduğunun sabit olduğunu iddia ettiğini, savcılık dosyası halen sonuçlanmadığını, kusur oranlarının değişme ihtimali kuvvetle muhtemel olduğunu, bu yüzden bu dosyanın mahkememizce bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacı taraf kat’i maluliyet raporu alınmadığı halde kaza konusunda durumu hakkında tespit yaptığını ve buna göre tazminat istediğini, davacı taraf işbu kaza sonucu fiziksel engelli hale geldiğinden artık sahada çalışamadığını iddia ettiğini, ortada daha kat’i rapor olmadığını, bunu neye dayanarak iddia ettiği bilinmediğini, bu durum kesin maluliyet raporu alınmadan belirlenemeyeceğini, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, davacının kazadan önceki bir zaman diliminde benzer bir yaralanma geçirip geçirmediğinin SGK’dan sorulmasını, davacının kesin maluliyet oranının kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre davacının da sevki sağlanarak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davacı taraf çok yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilmesini istediğini, manevi tazminat, lehine hükmedilen kişi için bir zenginleşme sebebi olamayacağı gibi, aleyhine hükmedilen için de bir ceza niteliği taşımaması gerektiğini, ancak davacının talep ettiği miktar elem ve üzüntünün giderilmesi amacından çok müvekkiline yüklenmeye çalışılan bir ceza, müvekkili üzerinden elde edilmeye çalışılan bir gelir niteliğinde olduğunu, bu nedenle davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun ve fahiş manevi tazminat istemlerinin de reddini talep ettiklerini, alacak kesin likit olmadığını, 12.05.2022 tarihli tensip zaptındaki ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, maddi manevi tazminat taleplerinde ihtiyati tedbir/haciz kararı verilemeyeceğini, sadece uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, tüm bu nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 18.08.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı sürücünün %80, davacının %20 kusurlu olduğunun İTÜ öğretim üyelerinden oluşan heyet raporuyla belirlendiği, davacının ATK Adli Tıp 2.İhtisas Dairesi raporuna göre %26 oranında ve 9 aya kadar uzayan süreyle sürekli maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, aktüerya raporlarına göre davacının performans ek ödemeleri ve işyeri hekimliği faaliyetini yürütememesinden kaynaklı toplam 24.582,56 TL kazanç kaybı bulunduğunun ancak kusur indirimi sonrası 19.666,04 TL’nin talep edilebilir olduğu ancak bu rakamın poliçe teminatı dışında kaldığı, davacının sürekli iş göremezlik zararının 4.199.244,51 TL olarak hesaplandığı ancak kusur indirimi sonrası 3.359.395,61 TL olarak belirlenebilir olduğu, SGK tarafından karşılanmayan tedavi–bakım–yol–ilaç–malzeme–fizik tedavi vb. giderlerin bilirkişi incelemesiyle 76.925,85 TL olarak hesaplandığı ve davadan sonraya ilişkin giderler düşülerek 53.006,24 TL’ye ve kusur indirimi sonrası 42.404,99 TL talep edilebilir zarar miktarına ulaşıldığının anlaşıldığı, maddi tazminat kalemlerinin sürücü ve işleten yönünden haksız fiil tarihinden, sigorta yönünden temerrüt tarihinden itibaren ve poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere müşterek borçluluk esasına göre sorumlu oldukları, davacının yaralanma derecesi, maluliyet oranı, iyileşme süresi, kusur oranları ve tarafların sosyal–ekonomik durumları gözetilerek 200.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı ....Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı .... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının hukuka ve usule açıkça aykırı olduğunu, davacının ıslah dilekçesinde davalı sigorta şirketinden toplam 430.000 TL talep ettiği hâlde mahkemece taleple bağlı kalınmayarak poliçe limitinin hükümde açıkça gösterilmediğini ve bu durumun infazda karışıklığa yol açtığını, manevi tazminat yönünden davacı tarafından davalı sigorta aleyhine herhangi bir talep bulunmamasına rağmen davalı hakkında da manevi tazminata hükmedilmesinin ağır bir hukuka aykırılık olduğu, manevi tazminatın KTK m.92 gereği ZMMS teminatı dışında kaldığını, davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edilmemesi nedeniyle savunma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, İTÜ heyet raporunda sigortalı araç sürücüsünün %80 kusurlu olduğunun tespit edilmiş olmasına rağmen davacının %100 kusur üzerinden ıslah yapmasının hatalı olduğunu, davalının yalnızca kusur oranı ile sınırlı sorumlu tutulması gerektiğini, yargılama giderleri bakımından davalının sorumluluğunun poliçe limiti ile oranlanarak belirlenmesi gerekirken ferilerin tamamından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca İTÜ bilirkişi avansının davalı şirketçe yatırılmış olmasına rağmen reddedilen kısım yönünden bu giderin davacıya yükletilmemesinin hata oluşturduğunu, tüm bunların yanında hesaplamanın KTK m.90 ve ZMMS Genel Şartları çerçevesinde aktüeryal yöntem ve teknik faiz esas alınarak yapılması gerekirken bu kurallara uyulmamasının da yanlış olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.b maddesi uyarınca kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde davalıya yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin toplam tazminatın, dava değerinin limite oranı dahilinde hüküm altına alınması gerekir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 14.06.2017 tarih ve 2016/12075 Esas 2017/5498 Karar sayılı ilamı ) Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereği sigorta şirketi, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı uğranılan maddi tazminatı poliçede belirlenen teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigorta şirketinin manevi tazminattan sorumlu tutulmaması nedeniyle mahkemece manevi tazminata ilişkin harçlar, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalı sigorta şirketi sorumlu tutmadan diğer davalıların sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği gibi maddi tazminat bakımından da sigorta şirketinin limitle sorumlu olduğu gözetilerek harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti taktirinde bu husus göz önünde bulundurulmalıdır.(Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 06.03.2025 tarih 2024/527 Esas 2025/3864 Karar sayılı ilamı) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Islahın Zamanı ve Şekli" başlıklı 177 nci maddesinde "(1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir." düzenlenmesi yer almaktadır. Somut olayda, dava tarihi 11.05.2022 olup dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmak kaydıyla 50.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini talep edilmiş, ancak açıkça 6100 sayılı Kanun'un 107'nci maddesine dayalı olarak belirsiz alacak davası açıldığı açıklanmamıştır. Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 08.06.2023 tarih 2021/26616 Esas 2023/7686 Karar sayılı ilamına ve yerleşik uygulamasına göre belirsiz alacak davası istisnai bir dava türü olduğundan dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak dava türünde açıldığı açıkça belirtilmediği takdirde davanın kısmi dava olarak kabulü gerekmektedir. Buna göre dava dilekçesinin kısmi dava kapsamında olduğu, belirsiz alacak davası olarak tanımlanamayacağı açıktır. Davacı vekili 03.02.2025 tarihinde değer artırım dilekçesi sunarak maddi tazminat davası yönünden talebini 4.300.752,92-TL'ye çıkarttığını belirtmiştir. Bu durumda dava kısmi dava olarak açıldığından 03.02.2025 tarihli dilekçe ıslah dilekçesi niteliğinde olup 6100 sayılı HMK'nun ıslahı düzenleyen hükümlerine tabildir. 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde yer alan ıslah dilekçesinin tebliği konusundaki düzenleme, adil yargılanma hakkının kapsamında yer alan savunma haklarının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulmuş olup hassasiyetle üzerinde durulmalıdır. Anılan bu yasal düzenlemede, davada taraf olanların haklarının korunması amaçlanmış olup tarafların yargılama süreçlerine etkin katılımının sağlanması ise, yapılan tüm tebligatların usulüne uygun olması ile sağlanabilecektir. Dosya kapsamının incelenmesinde 03.02.2025 tarihli bedel artırım/ıslah dilekçesinin davalı sigorta şirketine tebliğ edilmediği ve ıslaha karşı cevap verme, savunmalarını yapma imkanından yoksun bırakıldığı görülmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği, davacı tarafın ıslah dilekçesinin davalı sigorta vekiline tebliğ edilmesi gerekirken, usulünce yapılmış tebligat olmadan ve davalının savunma hakları ile hukuki dinlenilme haklarını kısıtlar biçimde yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Davalı sigorta vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir. (Benzer yönde değerlendirme için bkz: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 08.09.2025 tarih 2023/13201 Esas 2025/11925 Karar sayılı ilamı) Kabulüne göre de; trafik kazası nedeniyle yaralanma vakıasına dayalı açılan davada, dava dilekçesinde manevi tazminat talebinin yalnızca araç sürücüsü ve işleteni yönünden talep edildiği açıkça belirtilmiştir. Ne var ki mahkemece kurulan hükümde, tüm davalıların hükmedilen manevi tazminattan sorumlu tutulması HMK'nın 26/1. Maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu gibi KZMMS Genel Şartları gereğince davalı sigorta şirketi yalnızca maddi tazminat istemleri yönünden sorumlu tutulabileceğinden karar bu yönden de hukuka aykırıdır. Ayrıca maddi tazminat istemi yönünden kurulan hükümde davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe limiti de belirtmek suretiyle sadece maddi tazminatla sorumlu tutularak karar verilmesi gerekirken, hem maddi tazminat yönünden sorumlu olduğu poliçe limiti belirtilmemesi hem de manevi tazminat yönünden de sorumlu tutularak karar verilmesi, ayrıca yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasında her bir davalının sorumlu tutulduğu dava değerine göre değerlendirme yapılmaması hatalı olmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrasının a bendinde dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gereken durumlar düzenlenmiş olup, "Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" bu hallerden biri olarak hüküm altına alınmıştır. Maddede yer alan bağlaç "veya" olarak geçtiğine göre, davanın esasıyla ilgili delillerin toplanmaması ile gösterilen delillerin değerlendirilmemesi ayrı ayrı iade nedenidir. Bu durumda, davalıya ıslah dilekçesinin tebliğ edilmemesi nedeniyle savunma hakkının ihlali suretiyle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6 maddeleri uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/02/2025 gün ve 2022/444 Esas - 2025/129 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/02/2026