Başvurucular, hissedarı oldukları taşınmazın kadastro tespitinin iptali talebiyle açılan davanın 34 yıldır sonuçlandırılmadığını ve hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde derdest olduğunu, bu nedenle Anayasanın 36. maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespiti ile uğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Başvurucular, hissedarı oldukları taşınmazın kadastro tespitinin iptali talebiyle açılan davanın 34 yıldır sonuçlandırılmadığını ve hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde derdest olduğunu, bu nedenle Anayasanın maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespiti ile uğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir. Başvuru, 10/5/2013 tarihinde Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 18/2/2014 tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 26/2/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların da hissedarı olduğu taşınmaz 28/9/1978 tarihinde, tapulama komisyonunun tespit çalışmaları sonucunda, başvurucu ve diğer hissedarları adına tescil edilmiştir. Başvurucular İzzet Ekin ve bir kısım hissedarlar tarafından Kadastro Tespit Komisyonunca yapılan tespite 2/11/1978 tarihinde itiraz edilmiş, komisyonca yapılan inceleme üzerine, 26/12/1978 tarihli ek karar ve beyanname düzenlenmiştir. Kadastro Tespit Komisyonunun 26/12/1978 tarihli ek karar ve beyannamesinin iptali talebiyle Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava neticesinde, Mahkemenin E.1979/21, K.1981/401 sayılı kararı ile taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Aynı taşınmaz hakkında, başvurucuların da aralarında bulunduğu bir kısım davacılar aleyhine 12/1/1979 tarihinde Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve Mahkemenin E.1979/52 sırasına kaydedilen kadastro tespitinin iptali davası, görevsizlik kararı ile Burhaniye Kadastro Mahkemesine devredilerek, Mahkemenin E.1995/33 sırasına kaydı yapılmıştır. Ayrıca, başvurucuların da aralarında bulunduğu bir kısım davalılar aleyhine 10/1/1979 tarihinde açılan ve Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1979/46 sırasına kaydedilen bir diğer dava dosyası da görevsizlik kararı ile Burhaniye Kadastro Mahkemesine devredilerek, Mahkemenin E.2009/9 sırasına kaydı yapılmıştır. Burhaniye Kadastro Mahkemesinin E.2009/9 sayılı dosyası, E.1995/33 sayılı dosya üzerinde birleştirilmiş olup, dava hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde derdesttir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir.” 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.” 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir: “Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.…Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan hallerde basit yargılama usulü uygulanır.Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.” 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri” kenar başlıklı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir. Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı verilir.” 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.” 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir: “Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”