Başvuru, yabancı dil sınavında alınan puan şüpheli bulunarak eş değer sınava çağrılma nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yabancı dil sınavında alınan puan şüpheli bulunarak eş değer sınava çağrılma nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/5/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Başvuruya Konu Dava Süreci Başvurucu, ilgili tarihte Fırat Üniversitesi İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde (Üniversite) doçent öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, doktora programlarına kabul edilmek için gerekli yabancı dil puanını 2005 yılında girdiği Üniversiteler Arası Kurul Yabancı Dil Sınavı'nda (ÜDS 2005 sonbahar dönemi) almıştır. Diğer şartları da sağlayan başvurucu, bir doktora programına kabul edilmiş ve 2014 yılında Adıyaman Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak göreve başlamıştır. Başvurucu aynı yıl Elâzığ'da bulunan Fırat Üniversitesi kadrosuna geçmiştir. Başvurucu, daha önce girdiği 2001 yılı ilkbahar dönemi ÜDS'den 31,25,2001 yılı sonbahar dönemi ÜDS'den 41,25, Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından (KPDS 2003 sonbahar) 22,00, ÜDS 2004 sonbahar dönemi sınavından 26,25 puan almıştır. Adıyaman Üniversitesi Rektörlüğü, aralarında başvurucunun da olduğu bir grup akademisyenin yabancı dil sınavlarının şüpheli olduğunu 24/2/2017 ve 5/9/2017 tarihli yazılarıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) bildirmiştir. Söz konusu isim listesinin nasıl hazırlandığına ilişkin olarak dosya kapsamında bir bilgi bulunmamaktadır. Başsavcılık Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu 10/11/2017 tarihinde konuya ilişkin soruşturma başlatmıştır. Soruşturma kapsamında, Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezine (ÖSYM) bir yazı göndererek bahsi geçen listede adı olan kişilerin girdiği yabancı dil sınavları ile buna ilişkin belgelerin incelenmesini, önceki sınavlarıyla karşılaştırılmasını, varsa tespit edilecek usulsüzlüklere ilişkin bir rapor düzenlenmesini istemiştir. Başsavcılığın yazısı ÖSYM Hukuk Müşavirliğince önce Olağandışılık Araştırma Komisyonuna, daha sonra İhbar Değerlendirme Komisyonuna havale edilmiştir. İhbar Değerlendirme Komisyonu, Adıyaman Üniversitesinde görevli seksen beş akademisyenle ilgili inceleme yapmış; yirmi bir kişinin sınav sonuçlarını şüpheli bulmuştur. Komisyon, her bir aday için ayrı ayrı değerlendirme raporu hazırlamış; olağan dışı puan artışına sahip kişilerin eş değer sınava çağrılması gerektiği kanaatine varmıştır. Başvurucuya ilişkin "aday değerlendirme raporu"nda yer alan tespitler şöyledir:"Adayın Geçmiş yabancı dil sınav sonuçları birçok açıdan değerlendirildiğinde, adayın 5 sınava girdiği ve bunlardan sadece 1 sınavda, sınavın genel ortalamasının üzerinde puan aldığı belirlenmiştir. Adayın en yüksek puanı 00 olup, bu puanı ikinci en yüksek puanı arasındaki farkın 25,75 olduğu, en yüksek puanın adayın kendi ortalamasından çıkarılmak suretiyle elde edilen arındırılmış ortalamadan farkının ise 813 olduğu belirlenmiştir.Aday sınav sonuçlarının kendi içerisinde ve kendi ortalamaları bakımından değerlendirilmesi, sınavın genel ortalaması, madde güçlüğü ve madde ayırtediciliği (madde güçlüğü ve madde ayırtediciliği bu adayın girmiş olduğu sınav dönemleri için mevcut değildir) incelenmesi neticesinde yapılan analiz ve değerlendirmeler ışığında, adayın en yüksek puanı hayatın olağan akışına uygun olmayan bir artış göstermesi nedeniyle [17/2/2011 tarih ve] 6114 sayılı [Ölçme, Seçme Ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında] Kanun'un 9 maddesi (8) inci fıkrası hükümlerine göre eşdeğer sınava çağrılması gerektiği kanaatine varılmıştır." ÖSYM Yönetim Kurulunun 21/2/2018 tarihli toplantısında başvurucunun eş değer sınava çağrılmasına karar verilmiştir. Söz konusu kararın ilgili kısmı şöyledir: “... İhbar Değerlendirme Komisyonunca hazırlanan komisyon raporu görüşülerek, İhbar Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılan inceleme, araştırma ve analizler neticesinde Yönetim Kuruluna arz edilen ve ekte sunulan aday bazlı değerlendirme raporlarında olağandışı bulgu tespit edilen ve eşdeğer sınava çağrılması önerilen aşağıda bilgileri verilen 21 kişinin 6114 sayılı Kanun'un 9 maddesi (6) inci fıkrası hükümleri uyarınca eşdeğer sınava çağrılmasına, 2018 Nisan, Mayıs veya Haziran aylarında yapılacak herhangi bir e-YDS sınavına veya Nisan ayında yapılacak 2018 YDS İlkbahar Dönemi sınavına eşdeğer sınav hükmünde olmak üzere ücretsiz olarak sınava alınmalarına ve adayların 'YDS İlkbahar, Dönemi sınavını tercih etmeleri halinde tercih etmiş oldukları sınav merkezlerinde sınava girmelerine, bu işlemlerin Sınav Hizmetleri Daire Başkanlığınca diğer daire başkanlıkları ile koordineli olarak yapılmasına, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosuna ve ilgili adaylara bilgi verilmesine oy birliği ile karar verilmiştir." ÖSYM Başkanlığı Sınav Hizmetleri Daire Başkanlığı 2/3/2018 tarihli yazısıyla başvurucuyu eş değer sınava çağırmıştır. Yazının ilgili kısmı şöyledir. "...ÖSYM İhbar Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılan inceleme, araştırma ve analizler neticesinde, 2005 Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı (ÜDS Sonbahar Dönemi) sonucunuz olağan dışı olarak değerlendirilmiş ve anılan mevzuat uyarınca, 2018 tarih ve 2018/03 sayılı ÖSYM Yönetim Kurulu Kararı ile eşdeğer sınava çağrılmanıza karar verilmiştir.Eşdeğer sınav için Elektronik Dil Sınavı (e-YDS) tercih edilmesi halinde sadece Ankara, İstanbul ve İzmir sınav merkezlerinden veya 2018-YDS (İlkbahar Dönemi) tercih edilmesi halinde ise kılavuzda belirtilen sınav merkezlerinden uygun olanı seçilmelidir. Mevzuat gereğince sınav ücreti ödemeden katılımınız sağlanacak olup sınav ve tarih seçiminizi tespit için tarafınıza gönderilen ekli formun doldurulması ve teslim aldığınız tarihten itibaren en geç 5 gün içinde ÖSYM Başkanlığı Sınav Hizmetleri Dairesi Başkanlığına taahhütlü gönderilmesi gerekmektedir.Sınava katılım sağlamadığınız takdirde, 6114 sayılı Kanun'un maddesi fıkrasına göre olağan dışı olarak değerlendirilen sınavınız ve söz konusu sınav kapsamında elde ettiğiniz tüm haklar geçersiz sayılacaktır." Söz konusu çağrı yazısının tebliğ edilmesi üzerine başvurucu, işlemin iptali istemiyle 19/3/2018 tarihinde dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde on üç yıl aradan sonra yabancı dil sınav bilgisinin ölçülmesinin anlamlı olmayacağını, girdiği sınavda olağan dışı bir durum olduğunun somut verilerle ortaya konulamadığını ifade etmiştir. Başvurucuya göre eş değer sınava çağrılmaya ilişkin mevzuat Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) tarafından soruların sızdırılması veya cevapların bazı örgüt üyelerine verilmesi şeklindeki usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması için yapılmıştır. Başvurucu, kendisinin anılan örgüt ile bir bağının olmadığını ve başvuruya konu sınavda da herhangi bir usulsüzlük yapmadığını ifade etmiştir. Başvurucu 20/4/2018 tarihli dilekçesiyle yürütmenin durdurulması talebinde bulunarak eş değer sınav için tanınan sürenin yeterli olmadığını, ÜDS ile eş değer olduğu belirtilen elektronik yabancı dil sınavının(e-YDS)nitelik itibarıyla farklı olduğunu ve sınavın zorlaştırıldığını ileri sürmüştür. ÖSYM açılan davaya karşı verdiği cevap dilekçesinde, başvurucuya ilişkin olarak daha önce İhbar Değerlendirme Komisyonunca hazırlanan "aday değerlendirme raporu"nda yer alan tespitleri tekrar etmekle yetinmiştir. Başvurucu, ÖSYM'nin ilgili yazısıyla gönderilen formda bildirilen sınavlardan 9/6/2018 tarihli 2018 e-YDS'ye girmek için tercih işlemlerini yapmıştır. Davanın görüldüğü Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) 17/5/2018 tarihli kararıyla yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir. Başvurucunun yürütmenin durdurulmasının reddine ilişkin karara karşı yaptığı itiraz Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince kabul edilmiş ve 7/6/2018 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Uyuşmazlıkta, dava konusu eşdeğer sınava çağırma kararına dayanak alınan sebebin davacı hakkında yapılan ihbar üzerine katıldığı sınav sonuçları ve davacının, bu sınavlardan aldığı notların tutarlılık göstermediği görülmekle, davalı idarece yukarıda yer verilen ihbar başvurusu ve sınavlardan alınan puanların kıyaslaması haricinde söz konusu dönem sınavının şaibeli bulunması ile ilgili başkaca bir bilgi ve somut gerekçe sunamadığı görülmektedir.Bu durumda, her ne kadar 6114 sayılı Kanunun 9/ maddesi, davalı idareye sınavlardan sonra incelenen sınav belgelerinde, elektronik kayıtlarda veya yapılan analizlerde olağandışı bulgulara rastlanması hâlinde adayların, maliyeti Başkanlık tarafından karşılanmak üzere Yönetim Kurulu kararı ile eşdeğer sınava çağırabilmesine olanak tanıyor ve yetki veriyor ise de, anılan maddede tanınan yetkinin Anayasamızda belirlenen hukuk devleti ilkesine uygun olarak kullanılması gerektiğinin açık olduğu, bakılan uyuşmazlıkta davacının sınav sorularını önceden ele geçirdiği veyahutta kopya çektiği ya da sınavın tümü ile ilgili soruların önceden alındığı, toplu olarak kopya çekildiği vs. gibi herhangi bir durumun bu sınav bakımından mevcut olmamasına rağmen, sadece davacının daha önceden girdiği sınavlarda aldığı notlar kıyaslanarak davaya konu işlemin tesis edildiği, bu şekilde yapılan bir değerlendirme sonucunun 6114 sayılı Kanunun 9/ maddesinde tanınan yetkinin kullanılmasının hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceği anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu eşdeğer sınava çağırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır..." Mahkeme 12/7/2018 tarihli kararıyla iptal davasını reddetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle 17/2/2011 tarihli ve 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Sınav Güvenliği" başlıklı maddesinin (8) numaralı fıkrasındaki düzenleme çerçevesinde eş değer sınava çağırma için olağanüstü bulguların tespit edilmesinin yeterli olduğu, sınavda kopya çekildiği veya sınav sorularının paylaşıldığı gibi hususların sübuta ermesinin gerekmediği, dolayısıyla amacın olağan dışı bulguların bertaraf edilmesi olduğuna işaret edilmiştir. Mahkeme; başvurucunun 2001-2005 yılları arasında katıldığı yabancı dil sınavlarına ilişkin sonuçları üzerinde yapılan incelemede, 70 puan aldığı 2005 yılı sonbahar dönemi ÜDS sonucunun önceki sınav sonuçlarıyla karşılaştırıldığında olağan dışı olduğunun değerlendirildiğini, bu durumda eş değer sınava çağırılmasına ilişkin ÖSYM Başkanlığı Yönetim Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığını değerlendirmiştir. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir. Temyiz dilekçesinde özetle şüpheli bulunan son sınavından önce dil kursuna gittiğini ve özel dersler aldığını, söz konusu sınavdan önceki aylarda akademik çalışmalarına da ara vererek sadece dil sınavına hazırlandığını, aldığı puanın geçer puan olan 65 puanın 5 puan üzerinde olduğunu, başarısız olduğu sınavlar ile başarılı olduğu sınav arasındaki puan farkının hayatın olağan akışına uygun olmadığı yönündeki iddianın bilimsel verilerden uzak, soyut bir iddiadan ibaret olduğunu ifade etmiştir. ÖSYM temyize ilişkin savunmasında önceki açıklamalarını yinelemiştir. Danıştay Sekizinci Dairesince (Daire) incelenen temyiz talebi 8/2/2019 tarihinde kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle oyçokluğuyla reddedilerek karar onanmıştır. Karara muhalif kalan üye, bir sınavda alınan puan veya sonucun kural dışı bir yolla alındığı iddiasının gerçekliğinin tespit ölçüsünün bu sınavdan yıllar sonra yapılan bir eş değer sınav olamayacağını, bunun ancak sınav belgeleri üzerine, elektronik kayıtlara ya da adli bir tespit bulunması gibi somut bir olguya dayanılarak mümkün olabileceğini ifade etmiştir. Ayrıca şüpheli bulunan sınav ile bir önceki sınav arasındaki zaman diliminin gözönünde bulundurulması gerektiğini, bu sürenin uzun olması durumunda adayın aldığı yabancı dil kurslarıyla ve çalışmasına bağlı olarak puanını önemli düzeyde artırmasının mümkün olabileceğini vurgulamıştır. Muhalif üye ayrıca sınav güvenliğine ilişkin önlemleri almanın idarenin sorumluluğunda olduğunu ve davaya konu sınavın güvenliğinin ihlal edildiğini gösteren herhangi bir somut ve nesnel bulguya rastlanmadan başvurucunun eş değer sınava çağrılmasıyla sorumluluğun ona yüklenemeyeceğini savunmuştur. Muhalif üye, şüpheli görülen sınav ile başvurucunun tekrar girmesi istenen sınavın eş değer kabul edilmesini de şüpheli bulmuştur. Nihai karar başvurucuya 10/4/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.B. Başvuru Sonrası Gelişmeler Dairenin onama kararı üzerine başvurucu 17/8/2020 tarihli yazıyla tekrar eş değer sınava çağrılmıştır. Başvurucu 19/12/2020 tarihinde uygulanacak olan 2020 e-YDS 2020/13'ü, sınav yeri olarak Ankara'yı tercih etmiştir. Ancak 22/2/2021 tarihli dilekçesini idareye sunarak özel bir hastanenin 17/2/2021 tarihli raporu ile 17/2/2021-21/2/2021 tarihleri arasında kendisine istirahat verildiğini bildirmiştir. ÖSYM, sınava girmediği gerekçesiyle 25/5/2021 tarihli işlemi ile başvurucunun 2005 ÜDS sonucunu iptal etmiştir. Sınav sonucunun iptali işlemi dayanak alınarak 28/7/2021 tarihli Üniversite Yönetim Kurulu kararıyla başvurucunun doktora diploması iptal edilmiş ve üniversite ile ilişiğinin kesilmesine karar verilmiştir. Başvurucunun ÖSYM'nin 2005 yılı sonbahar dönemi ÜDS'nin iptali işlemine karşı açtığı dava Ankara İdare Mahkemesinin 9/9/2021 tarihli kararıyla kabul edilmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun sınava katılmamasının ardından idareye sağlık sorunları nedeniyle sınava katılamadığını bildirmesine karşın sınava katılmamasının hukuken geçerli sayılabilecek bir nedene dayanıp dayanmadığı noktasında inceleme yapılmaksızın sınav sonucunun geçersiz sayılması işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı değerlendirilmiştir. Daire 10/11/2021 tarihinde kararı onamıştır. Başvurucunun doktora diplomasının iptal edilmesi ve görev yaptığı üniversite ile ilişiğinin kesilmesi işlemine karşı açtığı iptal davasında Elâzığ İdare Mahkemesi, sınavın geçersiz sayılması işleminin iptal edilmiş olmasını gözönünde bulundurarak diploma iptalinin ve ilişik kesme işleminin hukuka açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmesinin durdurulmasına, 31/12/2021 tarihinde de işlemin iptaline karar vermiştir. Dava istinaf aşamasındadır. 6114 sayılı Kanun'un "Sınav güvenliği" kenar başlıklı maddesine 2/12/2016 tarihli 6764 sayılı Kanun'un maddesiyle eklenen ve 9/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren (7) ve (8) numaralı fıkralar şöyledir: "(7) Başkanlık, sınav güvenliğinin sağlanması amacıyla sınav sırasında veya sonrasında kopya amaçlı kullanıldığı yolunda şüpheler üzerine ses ve kamera görüntü çözümleri ile yazı, imza, ifade ve sınav evrakında her türlü tespit, işleme, karşılaştırma, analiz ve inceleme yapabilir veya yaptırabilir, doğruluk analizi yapmak üzere gerekli cihazları kullanabilir, her türlü cihaz içeriğinin kopyasını alabilir. (8) Sınavlardan sonra incelenen sınav belgelerinde, elektronik kayıtlarda veya yapılan analizlerde olağandışı bulgulara rastlanması hâlinde adaylar, maliyeti Başkanlık tarafından karşılanmak üzere Yönetim Kurulu kararı ile eşdeğer sınava çağrılabilir. Adayın sınavının geçerli sayılıp sayılmayacağına eşdeğer sınav sonuçlarına bakılarak Yönetim Kurulu tarafından karar verilir. Çağrıya rağmen eşdeğer sınava katılmayan adayın sınavı geçersiz sayılır." 6114 sayılı Kanun'un "Ceza hükümleri" kenar başlıklı maddesinin (5) numaralı fıkrasının 9/12/2016 yürürlük tarihli 6764 sayılı Kanun'un maddesiyle değişik birinci cümlesi şöyledir:" Sınavda kopya çektiği veya bu yönde fiiller işlediği tespit edilen adayın sınavı ile çok oturumlu sınavlarda oturumların herhangi birinde kopya çektiği veya bu yönde fiiller işlediği tespit edilen adayın bu oturumlardan oluşan sınavı iptal edilir." ÖSYM Yönetim Kurulunun 21/2/2018 tarihli ve 2018/08 sayılı Eşdeğer Sınav Uygulaması ve Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslara ilişkin kararın (Yönetim Kurulu kararı) maddesinin (3) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:"(3) İhbar Değerlendirme Komisyonu, adayın girmiş olduğu aynı kapsamdaki tüm sınavları puan ortalamaları, olağan dışı artışlar, madde güçlüğü ve sınavın ayırt ediciliği gibi veriler çerçevesinde analiz eder. Adayların sınav puanlarının ortalamadan farklılaşma oranı ortalama madde güçlüğü ile birlikte değerlendirilerek karar verilir. Bu süreç grafiksel modellemelerle desteklenir.... (5) Olağandışılık Araştırma Komisyonu ve İhbar Değerlendirme Komisyonu, gerektiği durumlarda ilgili sınavın kapalı döneme intikal eden ve baskı öncesi aşamada iptal edilen soruları da göz önünde bulundurarak adayların soru kitapçıklarını ve cevap anahtarlarını inceleyebilir."