6. Hukuk Dairesi 2023/3892 E. , 2024/5049 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/943 E., 2023/918 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/37 E., 2021/463 K. Davacı vekili; taraflar arasında 27.01.2016 tarihinde Sertifikalı Tohumluk Patates Üretim Sözleşmesi imzalandığını, yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini ve tarlalardan çıkan tohumluk patatesleri davalıya teslim ettiğini, buna i…
**6. Hukuk Dairesi 2023/3892 E. , 2024/5049 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/943 E., 2023/918 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/37 E., 2021/463 K. Davacı vekili; taraflar arasında 27.01.2016 tarihinde Sertifikalı Tohumluk Patates Üretim Sözleşmesi imzalandığını, yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini ve tarlalardan çıkan tohumluk patatesleri davalıya teslim ettiğini, buna ilişkin teslim belgeleri olduğunu, davalı şirketin üzerine düşen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ödeme talebinde bulunduğunu, ancak davalının ödeme yapmayacağını belirttiğini ve 12.06.2017 tarihindeki ihtarname ile ayıplı olduğu için iade ettiği malları depolarından almalarını bildirdiğini, söz konusu tohumların ayıplı olmadığını buna ilişkin delil tespiti yapıldığını ve tohumların ayıplı olmadığının rapor edildiğini, bedeli ödenmeyen fatura bedeli olan 250.000.00 Türk Lirası'nın davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yine davacı taraf; 26/05/2021 tarihli ıslah dilekçesi talebini terditli hale getirerek alacak talebinin kabul edilmemesi halinde tohumluk patateslerin iadesine karar verilmesi talep etmiştir. Davalı taraf davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesince; davacının alacak davasına dayanak fatura kestiği, davalının da iade faturası kestiği, davacının iade faturasını ticari defterlerine işlediği, böylelikle taraflar arasında alacak borç ilişkisinin sonlandığı, diğer taraftan davacı yanın iade faturasına iade faturası keserek davalıyı borçlandırdığı anlaşılmakla bu durumun da hukuka ve ticari örf ve adete aykırı olduğu gerekçesiyle, davacı yanın ıslah dilekçesi ile teslim edilmeyen tohumların aynen iadesi talebi hakkında ise; davacının tohumlarının taraflarca yapılan delil sözleşmesi şartlarına uymadığı, davalı yanca tohumların kabul edilmediği, kabul etmeme iradesini de ihtarname ile davacı yana bildirdiği, tohumları 7 iş günü içerisinde almalarını istediği, ancak davacının tohumları alma imkanı varken almadığı, sonradan ıslah ile tohumların aynen iadesini istemesinin TMK 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1. Dava; eser sözleşmesinden dolayı düzenlenen faturadan kaynaklanan alacak davasıdır. 2. Taraflar arasında tohumluk patates üretimine ilişkin sözleşme imzalandığı ve davacının patatesleri davalı şirkete deposunda teslim suretiyle edimlerini süresinde yerine getirdiği, davalı şirketin patateslerin ayıplı olduğu ve geri alınmasına ilişkin ihtarı üzerine davacı tarafın mahkeme aracılığıyla delil tespiti yaptırdığı, bu tespit sonucu dosyaya sunulan raporda davalıya teslim edilen tohumluk patateslerin ayıplı olmadığının belirtildiği, tespit raporunun davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalının rapora karşı itirazda bulunmadığı, eldeki dosyadan alınan bilirkişi raporunda da delil tespiti dosyasına atıf yapılmak suretiyle teslim edilen tohumların ayıplı olmadığının değerlendirildiği, sonuç olarak davacının sözleşmede belirtilen nitelikte tohumluk patatesi davalıya teslim ettiğini ispatlamış olduğu, teslim ettiği mal miktarınca ve sözleşme gereğince bedeli hak etmesine rağmen mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile HMK'nın 373/1. maddesi gereğince Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin 14.07.2023 tarih 2023/943 E., 2023/918 K. sayılı kararının KALDIRILARAK, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 06.10.2021 tarih ve 2018/37 E., 2021/463 K. sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, temyiz peşin harcın istek halinde iadesine, 23.12.2024 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY YAZISI Taraflar arasında tohumluk patates üretimine ilişkin sözleşme bulunmaktadır. Bu sözleşme gereğince davacı yan ürettiği patatesleri davalıya teslim etmiş aralarındaki ticari ilişkiyi ortaya koyan muhtelif faturalar tanzim edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise davalı yanca düzenlenen 30.11.2016 tarihli 250.697,15 TL bedelli iade faturasından kaynaklanmaktadır. Bu belge, söz konusu ürünlerin/patateslerin ayıplı hatalı olduğu gerekçesiyle Alım İade Faturası olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığa konu fatura, taraflar arasındaki sözleşmeye konu teslimi yapılan tüm patateslere ilişkin olmayıp sadece bunların bir kısmına ilişkindir. Davacı tarafın ayıplı ürün olduğu gerekçesiyle düzenlenen bu iade faturasını ticari defterine kaydetmiş olduğu alınan bilirkişi raporu ile sabit olmuştur. Davacı taraf bu iade faturasını ticari defterine kaydetmekle ayıbın varlığı ve ayıp nedeniyle bu miktar için alacaklı olmadığı anlaşılmıştır. Davacının ticari defterlerindeki bu kayıt aleyhine kesin delil olup aksinin yine kesin delillerle ispatı gerekir. Davacı yan bu kesin delilin aksini başkaca kesin delillerle ispatlayamamıştır. Davacı taraf mal tesliminin yapıldığını ve kontrollerden geçerek teslimin yapıldığını patateslerin depoda bekletilme koşulları nedeniyle filizlenmiş olacağını belirterek ayıplı ürün teslim etmediğini ileri sürmekte ve ayrıca sonradan yaptırdığı delil tespiti raporuna dayanmakta ise de delil tespiti bilirkişi raporu takdiri delil olup kesin delilin aksinin takdiri delillerle ispat edilebileceği düşünülemez. Kaldı ki eser sözleşmesi ilişkilerinde ayıp, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca göre eserde olması gereken bazı niteliklerin bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Üretilen patateslerin ayıplı olup olmadığını belirlemede sözleşmede aranan vasıfların da önem taşıması ve sözleşmenin tarafları ayıbın varlığı konusunda uyuşmuş ve uyuşan ticari defterleri ile ayıbın varlığı konusunda kesin delil oluşmasını da sağlamış iken artık yüklenicinin bu kabulünden dönüp ayıbın bulunmadığını ispatlayarak doğmuş hukuki sonuçları berteraf edebilmesi de mümkün olmayacaktır. Davacı taraf patateslerin davalı depolarında bekletilip 8 ay sonra iade alınması için ihtar çekildiği belirterek ürünlerin kabul edildiğini belirtmekte ise de iade faturası 30.11.2016 tarihli olup bu miktar ürünün kabul edilmediğini çok önceden öğrenip iade almadığı halde kendisine geç ihtar çekildiğini ileri sürmesi de kendisi için alacağın istenebilir hale gelmesi sonucunu doğurmaz. Davacı taraf ayıbın varlığını kabul edip iade faturasını defterine işlediği halde sonradan aynı miktar için başka bir iade faturası düzenleyerek göndermesi de önceden işlenmiş iade faturasının kesin delil niteliğini ortadan kaldırmaz. Kaldı ki düzenlediği son iade faturası davalı yanca kabul edilmemiş ve ticari defterine de işlenmemiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki delil sözleşmesi hükmüne göre bir araştırma inceleme ve değerlendirmeye de gerek yoktur. Zira ayıbın varlığının davacı tarafça da kabul edildiğini ispatlayan ticari defter kesin delili karşısında artık delil sözleşmesi hükmüne göre bir ispatın aranmasına da gerek kalmamıştır. Mahkemece ticari defter deliline itibar edilerek davanın reddine karar verilmesi ispat ve delil krallarına uygun olduğu için temyiz itirazları reddedilerek hükmün onanması gerektiği görüşünde olduğumdan ayıbın bulunmadığına dair takdiri delil niteliğindeki bilirkişi raporlarına göre ayıbın bulunmadığı kabul edilerek bozma yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.